Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Referandum bölünme için mi?

Perşembe, 26 Ağustos 2010 - 05:00

Bir dakika, bir karışıklık var, biz anayasa değişikliği adı altında sivil darbe yapmıyor muyduk, aradaki gürültüde, cambaza bak filan derken, bakıyorum da bir Kürt özerkliğidir gidiyor! Millet oruç kafa, Allah, peygamber, susadım, derken, aaa, Kürtler halıyı dürüp götürmüş mü olacak? Ne özerkliği kardeşim, şunun adını koyun, korkmayın. Zaten maşallah, korktuğunuz da yok yani, “Başbakan buraya, Diyarbekir’e, gelecek, özür dileyecek!” diye bağırıyor o delikanlı oralarda. Eskiden ramazan eğlenceleri diye iftardan sahura sunulan şarkı türkünün yerini şimdi fikri var, zikri yok, bilgisi yok arkadaşlar aldı, konuşup duruyorlar. İşin kötüsü, insan dinleye dinleye kanıksıyor, yakında hangi şehirleri vereceğimizi konuşsak şaşmayacağız yani! Tamam, Apo’yla pazarlıklar sürmüş gitmiş. İyi de, her görüşmede daha çok verip karşılığında hiç bir şey alınmıyorsa, bu görüşmeler çok başarılı gitmemiş demek ki! Sorun şudur: Bölücü terör örgütünün gerine gerine söylediği nokta, ‘Bugüne kadar Kürtlerin bütün kazanımları bizim sayemizdedir’ noktası. Kürtlerin kazanım saydığı her adım, gerçekten de akan kan sayesinde olmuşsa, o örgüt, “Tamamdır, buraya kadar” der mi? Niye desin? Tüm şantajcılar gibi daha çok ister. Elini vermişsin, kolunu ister. Kolunu ver, yetmez! Hepsini ister. “Canımı istesin, veririm” mi diyeceğiz? “Bağımsız Kürdistan Devleti.” Son aşama bile değildir. Sadece Yozgat’ın ötesi değil ki mesele. Kuzey Irak? İran? Suriye? Zafer Arapgirli ile konuşuyorduk sabah sabah, iznini almadan yazıyorum ama, “Türkiye’ye faşist, emperyalist diyeceksin, sonra da bir başka emperyalist devletin kucağına oturup mücadele edeceksin, başaramazsın” diyordu. Kürtler tarih içinde ne zaman bağımsız devlet kurdu? Niye kuramadı? Dost bildiklerine, kendilerini kimin kullandığına iyi baksınlar! Biz bu referandumu bölünme için mi yapıyoruz, biri söyleyiverse?

Hani sorun ekonomik değildi?
Ne zaman Kürt milliyetçileriyle tartışsak, “Bizim sorunumuz siyasi, kültürel. Ekonomik sorunlar hiç önemli değil” deyip çıkıyorlar işin içinden. Yaz tatilinde ailesine yollamak, bir ayakkabı almak, üniversite harç parasını ödeyebilmek için, baretsiz, kemersiz, bir inşaatın 4. katında çalışırken düşüp ölen Ağrılı Ömer Çetin’in sorunu ana dilinde eğitim yapmak mıdır, eğitimini devam ettirebilecek burs almak, insan gibi yaşayabilmek mi? Önceki gün, CNN’de İstanbul Üniversitesi’ni kazanan Urfalı delikanlının “Kayıt olacak param yok” çığlığı için aynı soru, bir başka bayrağın dalgalanması mıdır, yoksa okuyacak parasının olması mı? Kürt meselesi milliyetçilik boyutunda tırmandırıldıkça, referandum kavgası da bu eksene kaymaya başladı, farkında mısınız? Hiç bir zaman Kürt düşmanı olmamış insanlar, yanlarındakine kuşkuyla bakmaya başladı, etnik kavga böyle başlar. Sen karşımda durup durup Kürtçülük yaparsan, ben ne yapacağım? Ben Kürt değilim ki, Türk’üm, deyip, safımı belirleyeceğim! Yapmayın. Biz çok uzun yıllar birlikte yaşadık, İstanbul’da, Ege’de, Karadeniz’de. Şimdi kıvılcımlar çıkmaya başladıysa yangın da çıkar. Doğu insanı misafirperverdir. Doğu insanının BDP ve AKP arasında sıkışması, etnik, milliyetçi gericilikle dinci gericilik arasında sıkışmasıdır ki, bununla mı ilerleyeceksiniz, vah ki vah diyor insan. Benim eski yazılarımı özleyenler, bana sitem edenler, benim bir dönem bölge insanının acılarının nasıl da yanında olduğumu bilenler, bu eleştirilerim ışığında da değerlendirsin gelişmeleri.

Devletin koruyamadığı imam!
Bir küçük kentin, bir küçük kasabasında bir imam öldürüldü. Sabah ezanını okumuş, ibadetini yapmış, evine gidiyordu tan yeri ağırırken, silahlar ölüm kustuğunda. Devletin valisi Türker, üzgündü. “Tehditler alıyordu, Hakkari’ye üç gün huzuru çok gördüler, öldürdüler” derken aczini mi ifade ediyordu? Devletin valisi üzgün değil, muktedir olmalı. Devletin valisi, devletin imamını koruyamıyorsa, orada ne görev yapıyor? Madem onun tehdit edildiğini biliyorsun, madem koruyamıyorsun, niye yerini değiştirmiyorsun, Hakkari’yi çoktan verdik mi yoksa? Hrant Dink için üzülüyorduk ya, imamını koruyamayan Ermenisini mi koruyabilir Allah aşkına?