Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Referandumda halka ne soracaklar?

Salı, 02 Mart 2010 - 05:00

Son gözaltı ve tutuklamaları tartışırken ceza hukukunu hatmettikten sonra Anayasa değişikliği gündeme gelince anayasa hukukunu da yalayıp yutarız inşallah. Başbakan ayağına takılan mahkemelere pek öfkeli. Anayasa Mahkemesi’nin parti kapatmasına kızıyor, meclisin yüzde 67’sine sahip olan partiyi nasıl kapatırsın deyip yol gösteriyor: parti kapatma yetkisi TBMM’de olsun. Yani sadece küçük partiler kapatılabilsin! BDP gibi. Başbakan, çoğunluk kompleksine, ego şişmesine kapılmış durumda. Yüzde 47 oy almış ve tek başına iktidara gelmiş bir parti olarak tüm sisteme hakim olamadığı, denetlendiği, engellendiği zaman sinirleniyor. Halbuki, sadece bakanlıklara ve onlara bağlı kurumlara değil, TÜBİTAK’tan RTÜK’e, TRT’den bir kısım medyaya, YÖK’ten Futbol Federasyonu’na, Kızılay’dan MÜSİAD’a hakim olmadığı kurum yok! Geçenlerde dünür Albayrak’ın Basın İlan Kurumu’na da hakim olmalarına az kaldığına ilişkin telefon konuşmaları yayınlandı. Ama işte her kararını uygulamasa da Danıştay’a kızıyor, ileri geri konuşuyorlar diye Yargıtay’a kızıyor, üyelerinin çoğunu değiştirdilerse de yasaların Anayasa’ya uygunluğunu denetledikleri için Anayasa Mahkemesi’ne kızıyor. Bütün hakimlere söz geçiremedikleri için HSYK’na kızıyor. Hâlâ kalmış bazı muhalif medya organlarındaki yazarlara kızıyor, hatta Meclis başkan ve vekillerine kızıyor! Başbakan, demokrasi adı altında dikensiz gül bahçesi istiyor. İstediği yasayı çıkarsın, Anayasa Mahkemesi’nden dönmesin. İstediği icraatı yapsın, Danıştay’a takılmasın. İstediği gibi yönetsinler, kimse eleştirmesin. Bunun için referandum yapıp, halka gidip soracaklar, tamam mı, devam mı? Halk neye göre karar verecek? Tayyip Beyin popülaritesine. İlacını bedava alıp alamamasına. Cebine giren parayla nasıl geçindiğine. İşsiz kalıp kalmayacağına. Ötekileri sevip sevmediğine göre! Sizce sonuç ne çıkar? Tayyip Bey, popülaritesine güveniyor, o arada kutuplaşma artarmış, ya da hiç ummadığı bir sonuç çıkar, ters tepermiş,düşünmüyor!

Kaç tane 118 var?

Bilinmeyen numaralar servisinin numarası 118 değişmiş. Peki kaç olmuş? 118 80 mi? 118 18 mi? Yoksa 118 11 mi? Kafanız karıştı değil mi?Nasıl karışmasın ki televizyonlarda reklamlar bangır bangır, bir birini, bir diğerini anons ediyor! Sıkı durun, 6 tane daha var, yakında onlar da başlar. Türk Telekom’un 11811 hizmeti, Bilgi Teknolojileri ve Yönetim Kurumu tarafından Rehberlik Hizmeti İşletmecileri adı altında 27.08.2007 tarihinde 8 firmaya satılmış. Biri İzmir, biri Ankara, diğerleri İstanbul’da olan şirketler faaliyete geçmiş. Verileri toplayıp ücret karşılığı bu hizmeti veriyorlarmış. Bizim kızlar uyanık, araştırmış, ben de onlardan öğrendim! Meraklısı http://www.tk.gov.tr/doc/lisans/re hberlikhizmeti_isletmecileri_giris.htm buradan daha fazla bilgi alabilir... Ee, buna serbest piyasa, liberal ekonomi diyorlar, kazık yememek için araştıracaksınız!

Neyse ki başçavuşla komutan serbest

Toz duman dağıldıktan sonra Balyoz soruşturmasında durum şu: Savcılar ve mahkeme, bir darbe teşebbüsü olduğuna inanıyor. Bu kadar çok gözaltı ve tutuklamanın başka bir gerekçesi olabilir mi? Hatta iki kuvvet komutanının bile serbest bırakılma nedeni, kaçmayacakları ve delilleri karartmayacakları kanaati. Demek diğerlerinin karartma şüphesi var. 2003 yılında hazırlandığı iddia edilen darbe teşebbüsünün hangi delili karartılacaksa artık! Gözaltı ve tutuklama sonuçlarına baktığımız zaman tuhaf bir tablo çıkıyor ortaya: Darbeyi 1. Ordu komutanı yapacakmış. Yani İstanbul’dan. Ayrıca diğer iki büyük potansiyel suçlu da Hava ve Deniz Kuvvetleri. Hayli darbe ve muhtıra görmüş bir ulusun çocukları olarak hepimiz biliyoruz ki kara kuvvetleri olmadan darbe marbe olmaz. Darbenin başı Ankara olmazsa olmaz! Daha açık yazalım: Dönemin Genelkurmay Başkanına soru bile sorulmuyor. Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı diğer kuvvet komutanlarıyla birlikte gözaltına alınmıyor, sorgulanmıyor. İş 1.Ordu Komutanı Çetin Doğan’la yok Konya’dan, yok Edirne’den yarbay, albay, çavuşların üzerine yıkılıyor. Neyseki başçavuşu serbest bırakmışlar! Yoksa hakikaten koskoca Türkiye Cumhuriyeti başçavuşun darbe yapacağı bir ülke konumuna düşecekti ki... Bu arada komutanına suikast düzenlediği iddiasına dayanamayıp intihar eden Yarbay Tatar, temize çıktı. Başbakan yardımcısı Arınç’a suikast düzenlemek için evinin etrafında dolaştıkları iddia edilen arabanın içindekiler temize çıktı. Ama nedense kimi gazetelerde haber bile olamadı. Çamur at izi kalsın dönemi! Haa, ünlü komplo teorisyenlerinden Mahir Kaynak da bu operasyonu ordunun mağdur duruma düşüp AKP’nin yara alması için bizzat TSK’nın düzenlediğini savunmuş! Ne bedeller uğruna ve ne hayalgücü ama!