Refet Angın'a son veda

Pazartesi, 01 Şubat 2010 - 14:36

Refet Angın'a son veda

İlk kadın öğretmenlerden, Milli Eğitim Bakanlığı Danışmanı Refet Angın (95) için İstanbul’da resmi tören düzenlendi.

Bahçelievler Özel Hizmet Hastanesi Konferans Salonu’nda düzenlenen törende, Angın’ın Türk bayrağına sarılı tabutu alkışlar eşliğinde hazırlanan platforma konuldu. Daha sonra katılımcılar saygı duruşunda bulundu.

İstanbul Valisi Muammer Güler, törende yaptığı konuşmada, Angın’ın Cumhuriyete ışık tutan bir öğretmen olduğunu söyledi.
Atatürk’e verdiği sözleri tutan bir eğitim çınarını kaybettiklerini ifade eden Güler, şunları söyledi:

"Burukluğunu yaşıyoruz. Refet Angın gibi bir öğretmene sahip olduğumuz için gururluyuz. Cumhuriyet ideallerini yaşattı. Bunu yaşatan bütün öğretmenlere rahmet olsun. Onların sayesinde bugün cumhuriyetimiz dimdik ayakta. Angın, öğretmenliğin ne olduğunu çok iyi bilen insanlardan biriydi. Bütün ömrünü, hayatını buna adadı. Angın, Türk milli eğitimin temel amaçları doğrultusunda, Atatürk ilke ve inkılaplarına yürekten bağlıydı. Milletin manevi değerlerini taşıyan gençler yetiştirmek için, bütün zorluklara rağmen her türlü sabrı gösterdi. Türk kadınının neler yapabileceğini ispatladı. Hizmet heyecanını hep takdirle karşıladım."

"TÜRK MİLLETİ İÇİN BÜYÜK KAYIPTIR"

Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Saadettin Sabaz da Refet Angın’ın milli eğitim camiasına büyük üzüntü bırakarak ayrıldığını, onun şahsında hep büyük Atatürk’ü hatırladığını belirtti.

Angın’ın ömrünü eğitime adadığını ve hep yol gösterici olduğunu anlatan Sabaz, "Fikirleri her zaman herkes için ışık kaynağı oldu. Bu bakımdan büyük bir kayıp. Türk milleti için büyük kayıptır. En önemlisi büyük Atatürk’ün günümüzde yaşayan son hatırası olarak değerlendiriyorum. Geride nice Refet Angın’lar bırakarak gitti buna inanıyorum. Sürekli kalbimizde yaşayacaktır" dedi.

"HİÇ ENERJİSİNİ YİTİRMEDİ"

Öğretmen Yetiştirme ve Eğitimi Genel Müdürü Ömer Balıbey ise Angın’la 10 yılı aşkın bir süre çalışma fırsatı bulduğunu belirtti.
Balıbey, annesini kaybettikten sonra annesinin yerine koyduğu Angın’ın, milli eğitimin sembolü olduğunu ve herkese anne şefkatiyle yaklaştığını kaydetti.

Ondan hep ışık aldıklarını, her konuda milli eğitim camiasına yol gösterdiğini ifade eden Balıbey, şöyle konuştu:
"Ölümü hiç aklına getirmezdi. Hep eğitimle ilgili çalışmalarla ilgilenirdi. Hırs vardı, heyecan ve ruh vardı. Milli Eğitim Bakanlığımız hocamıza karşı vefasız olmadı. Kağıthane’de 1997 yılında bir okula onun ismini verdik. FEM Okullarıyla birlikte onun eşyalarının yer aldığı bir müze açtık. Her bakanımızın büyük desteği oldu. Hastane yönetiminin de büyük emeği geçti. Cumhuriyet tarihimizde mutlaka çok değerli öğretmenler geldi geçti. Cumhuriyetimize çok öğretmen desteği oldu. Refet Hanım, Milli Eğitim Bakanlığıyla sembolleşti, hiç kopmadı. Hiç enerjisini yitirmedi."
İstanbul Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız ise Angın’ın büyük öğretmen olduğunu, Atatürk’ün açmış olduğu çağdaş değerler yolunda modern bir kişilik ortaya koyduğunu söyledi.

Ayrılığın verdiği bir hüzün yaşadıklarını dile getiren Yıldız, Angın’ı yaptığı büyük hizmetlerden ötürü minnetle anacaklarını kaydetti.

"O MÜTHİŞ BİR İNSANDI"

Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk de yaptığı konuşmada, ellerinden geldiği kadar Cumhuriyetin sembollerinden olan Angın’ı 4-5 yıldır tedavi etmeye çalıştıklarını belirtti.

Angın’ı son 3 yıldır hastanelerinde aralıksız misafir ettiklerini ifade eden Erk, "O bizden biri oldu. Neredeyse ana-oğul ilişkimiz vardı. Hakikaten 3 yıl boyunca elimizden geldiği kadar çabaladık. Onun şahsında cumhuriyetimizin ilk öğretmenlerine saygımızı göstererek, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde etkinlikler yaptık. Moralini yükseltmek ve hayata bağlanmasını sağlamak üzere, özel törenler düzenledik" diye konuştu.

Erk, 1,5 yıl öncesine kadar Angın’ın günde 4-5 gazete okuduğunu, çağdaş, laik hukuk devleti ekseninde yönlendirmeler yaptığını belirterek, "O müthiş bir insandı. Ondan çok şey öğrendik. Son zamanlarında o gözlerindeki bitmeyen Atatürk sevgisini ve eğitimle ilgili bitmeyen ışığı hep görmüşümdür. Son aylarda beni bile tanımaz hale gelmişti. Buraya kadarmış. Nur içinde yatsın" şeklinde konuştu.

YEĞENİ SİBEL GÜRSUR

Angın’ın yeğeni Sibel Gürsur, gazetecilere yaptığı açıklamada, Angın’ın her zaman Atatürk ilkelerine bağlı olduğunu, Atatürk ve ilkeleri hakkında çok konuştuğunu vurguladı.

Mesleğine çok bağlı olduğunu ve hiç bir maddi beklentisi olmadan mesleğini isteyerek, severek sürdürdüğünü ifade eden Gürsur, duygularını şöyle dile getirdi:

"Türkiye’nin birçok şehrini dolaştı, çalıştı. ’Her yer benim evim’ derdi. Onunla gurur duyuyoruz. Ben onun Atatürk’e ve laikliğe olan bağlılığını, düşkünlüğünü her zaman hayranlıkla izlemişimdir. Ben de bir öğretmenim. Emekli olacağım zaman bana çok kızdı. Halbuki ben yaştan dolayı emekli oluyordum. Daha sonra part-time çalışmaya başladım. (Bu yaşta mesleğini bırakıp daha sonra ne yapacaksın) diyordu. Bunu gençlere aşıladığına inanıyorum. Öğrencileri onu hiç unutmadılar. Öğrencilerini hiç unutmadı. Uğur Mumcu onun talebesiydi. Kaç kişi vardır ki 93 yaşına kadar çalışsın. O kadar çok Atatürk’ten bahsederdi ki oğlum o zaman ortaokula gidiyordu. ’Anne, teyzem galiba Atatürk’e aşık’ dedi. Hakikaten Atatürk’ün ideallerine ve öğretmenliğe aşıktı."

Angın, Teşvikiye Camisi’nde ikindi namazından sonra kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verilecek.

REFET ANGIN

Refet Angın, 18 Mart 1915’te Çanakkale’de doğdu. Gelibolu’da Emniyet Amiri Hafız Şerif Bey ile Halime Hanım’ın üç çocuğunun en büyüğü olarak dünyaya gelen Angın, okuma yazmayı annesinden öğrendi.

Tevhid-i Tedrisat Kanunu’ndan sonra Gelibolu’da açılan iki okuldan biri olan Cumhuriyet Okulu sınavını kazanarak okula üçüncü sınıftan başlayan Angın, henüz küçük bir çocukken öğretmen olmaya karar verdi.

Mustafa Kemal Atatürk ile yolları birçok kez kesişen Refet Angın, birinci karşılaşması olan ilkokul yıllarında Atatürk’ün "Büyüyünce ne olacaksın çocuk?" sorusuna, "Öğretmen" diye cevap verdi. Atatürk ile ikinci karşılaşmalarında Öğretmen Okulu öğrencisi olan Angın, Atatürk’e "Bakın sözümü tuttum Paşam. Öğretmen olacağım işte" dediğinde, Atatürk onun Gelibolu’daki küçük kız olduğunu hatırladı ve ne öğretmeni olmak istediğini sordu. Ata’nın, "matematik" cevabını aldıktan sonra, "Hayır tarih öğretmeni olacaksın. Çünkü nesillere tarihlerini öğretmek en önemli vazifedir" sözü üzerine Refet Angın, tarih öğretmeni olmaya karar verdi.

1955-1975 yılları arasında Ankara’da görev yapan Angın, Ankara Bahçelievler Deneme Lisesi müdireliğini de yürüttü. Daha sonraki meslek hayatını İstanbul’da sürdüren Angın, Atatürk’ün 100’üncü yaş kutlamalarında görevlendirildi. 1982’de emekli olan Refet Angın’a, Yıldız Teknik Üniversitesi Senatosu’nun aldığı kararla "onursal doktora" unvanı verildi.