Reflüde önce ilaç tedavisi

Mide içeriğindeki yoğun asidin yutma borusuna çıkmasıyla meydana gelen reflü hastada bazı şikayetlere yol açıyor. Bu hastalara önce ilaç tedavisi uygulanıyor

Pazar, 10 Ocak 2010 - 05:00

Reflüde önce ilaç tedavisi

Ülser tedavisindeki ilaçlar nelerdir?
Prof. Dr. Mehmet Ali Yerdel: Zamanımızda kullanılan tüm ilaçları dört ana grupta toplayabiliriz: Birincisi asit salgısını tamponlayan ajanlar (anti-asitler). İkinci grup ilaçlar ise, asit salgılanmasını direkt olarak baskılayan ajanlar (proton pompası baskılayıcıları). Üçüncü grup ilaçlarsa mide yüzeyi savunmasını arttıran ilaçlar. Dördüncü grup Helibobakter tedavisi için verilen antibiyotikler.
Genellikle bu gruplardan seçilen değişik ilaçlar hastasına göre birlikte kullanılıyor. İkinci grupta öyle güçlü asit salgısı baskılayıcılarımız var ki; midenin asit üretimini neredeyse tamamen ortadan kaldırabiliyor ve hemen tüm ülserleri bu sayede birkaç ay içerisinde tamamen iyileştirebiliyoruz. Uygun anti-helikobakter tedavisi sayesinde de ülser nüksü neredeyse bir problem olmaktan çıktı.

Ülser tedavisinde cerrahi yöntemler ön planda mı?
Prof. Dr. Mehmet Ali Yerdel: Kesinlikle hayır. Cerrahi artık çok çok nadiren ve neredeyse yalnızca ülser komplikasyonları varsa gerekiyor. Ülser ve gastrit nedenlerinin çok iyi anlaşılması, midenin asit üretme yeteneğini bastırıcı onlarca metod ve ilacın bulunması, mide yüzeyini daha iyi koruyabilecek ajanların keşfi ve en önemlisi helikobakterinin bulunup ne şekilde ülser oluşumuna katkıda bulunduğunun da anlaşılması ile birlikte hemen hemen tüm ülserlerde artık ilaç tedavisi yeterli oluyor diyebiliriz.

Tedavi ve diyetle ilgili ne söylebilirsiniz?
Prof. Dr. Mehmet Ali Yerdel: Geçmişte insanlar bir dizi önlemler almaya ve diyet uygulamaları yapmaya çalışırdı. Mesela sık ve az yemek, mideyi hiç boş tutmamaya çalışmak önerilirdi. Artık biliyoruz ki bu yaklaşım mide asit miktarını azaltmıyor.

Siz reflü konusunda uzmansınız. Biraz da reflü sorunundan bahsedelim mi?
Prof. Dr. Mehmet Ali Yerdel: Hakikaten reflü çok güncel bir konu, tanı ve tedavisinde çok kısa zamanda devrim niteliğinde değişiklikler oldu. İşin ilginç yanı, ülser tedavisinde cerrahi gereksinim yıllar içinde azalıp neredeyse yok olma seviyesine gelirken; reflü hastalığının tedavisindeki gelişim tamamen aksi yönde oldu. Yani artık esas iş biz cerrahlara düşmekte.
İlaç tedavisi ve bazı önlemlerden yarar görememiş reflü hastalığının tek kesin tedavisi cerrahi. Reflü merkezimizde 5000 hasta takip etmekteyiz ve 1000’in üstünde kişiye de ameliyat yapmış durumdayız. Ameliyatın artık halk arasında ‘kansız’ ya da ‘kapalı’ olarak bilinen laparoskopik yöntemle yapılır hale gelmesi, endoskopik tedavi yöntemlerinin bir bir ‘tedavülden kalkması’ ve ayrıca reflü ilaçlarının birtakım ciddi yan etkilerinin ortaya çıkması anti-reflü cerrahiyi çok ön plana çıkardı.

Reflü ne demek? Her zaman bir hastalığa mı işaret eder?
Prof. Dr. Mehmet Ali Yerdel: Reflünün kelime anlamı geri akım ya da geri kaçmak. Bize Fransızca’dan alınmış Latin kökenli bir sözcük. Normalde sindirim sistemimizdeki içerik ağızdan, yutma borusuna; yutma borusundan mideye ve mideden de onikiparmak bağırsağına doğru akar. Bunun tersine, mideden yutma borusuna doğru bir içerik kaçmaması gerekiyor.
Yoğun asit nedeniyle adeta bir ‘kezzap’ olan mide içeriği ait olduğu yerde yani midede kaldığında bir problem olmuyor. Çünkü bu asite karşı midenin ‘mukus’ adını verdiğimiz sümüksü bir koruyucu salgısı var. Ancak asit içerik yukarı, yutma borusunun içine doğru kaçarsa yutma borusunun hiçbir savunması olmadığından çok ciddi tahribata ve bir dizi şikayete yol açıyor.

Bu şikayetler ayda yılda bir olursa o kişiyi ‘hasta’ kabul etmek doğru değil. Ancak şikayetler diyet yapmayı ve ilaç almayı zorunlu kılacak sıklık ve şiddette olup kişinin sosyal hayatını etkiliyorsa artık reflü hastalığından söz ediyoruz.

Neden oluyor reflü?
Prof. Dr. Mehmet Ali Yerdel: Normal kişilerde yutma borusu ve mide bileşkesinde mide içeriğinin yukarı kaçmasını engelleyici bir dizi mekanizma var. Halk arasında ‘mide kapakçığı’ olarak bilinen bu mekanizma üç faktörden oluşur. Bunlardan birincisi; yutma borusunun diyafram kasını delip karın boşluğuna girdiği noktadaki deliğin belli bir sıkılıkta olması. Bu sıkılığın kaybolup deliğin genişlemesi ve midenin üst bölümünün yukarı doğru kayması ‘mide fıtığı’ olarak tanımlanıyor. Bu durum doğal anti-reflü mekanizmasını bozduğundan reflünün en önemli nedenlerinden.

Her reflüsü olanın mide fıtığı var mı?
Prof. Dr. Mehmet Ali Yerdel: Reflü hastalarının yaklaşık yüzde 60’ında mide fıtığı mevcut ve reflü ancak ve ancak bu bozukluk cerrahi olarak giderilirse ortadan kalkabiliyor. Büyükçe bir mide fıtığı olan reflü hastasında cerrahi olarak bu fıtık ortadan kaldırılmadan reflünün tedavi edilebilmesi imkansız. İkinci faktör ise yutma borusu ve mide bileşkesindeki anatomik bir açı. Bu açı ‘dar’ olmalı ki adeta doğal bir ‘hokka’ mekanizması olabilsin.
Üçüncü koruyucu mekanizma ise yutma borusu alt ucundaki adeta makatımızdakine benzer bir büzücü mekanizma. Sonuç olarak reflü tamamen mekanik bir hastalık ve o ya da bu şekilde yukarıda özetlediğim koruyucu faktörlerin bir ya da birkaçının bozulmasından oluşuyor. Zaten bu nedenledir ki reflü tedavisinde kullanılan ilaçların kalıcı, iyileştirici etkileri olamıyor ve ilaçların ömür boyu alınması gerekiyor.
Dolayısıyla zamanımızda uzun dönem ve kalıcı yararı kanıtlanmış tek yöntem cerrahi tedavi. Elbette herkese gerekmiyor ancak uygulandığında hastalara ‘reflüsüz’ ve ‘ilaçsız’ yeni bir yaşam sunuyor.

3