Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Rehine şov ne zaman?

Salı, 05 Ağustos 2014 - 05:00

Cumhurbaşkanını ilk kez halk oyuyla seçmemize bir kaç gün kaldı ama ‘adaylar dışında bir tek biz mi ilgileniyoruz bu konuyla’ diye bir kurt düşüyor içime! Başta başbakanlığın bütün olanaklarını kullanan Erdoğan’ın büyük mitinglerle ortalığı yıkmasına ve diğer iki adayın kendilerini parçalamasına rağmen, muhtarlık seçimi kadar bir heyecan bile yok. Halk, bunu kendisini ilgilendiren bir iş olarak göremedi bir türlü, yaz sıcakları da yaramadı. İlk kez yurt dışında oy kullanma hakkı tanındı, yüzde 5’de kalınmış! Komik ötesi. Boşuna pirelenmişiz, oy güvenliği, torbalar nasıl gelecek diye. Yüzde 5 ne ki? Aşkolsun, “RTE’nin Maltepe mitingine 2.5, hayır 3.5, hayır 4.5 milyon kişi katılmış” mı diyorsunuz? Tişört giyersen 100, sade kıyafetle katılım 60 kağıt. Miting düzenlemişliğim vardır, parayı bırak, lahmacun-ayrana bile gelir vatandaş. İhsanoğlu miting düzenlememekle akıllılık yaptı ama mesaj vereceğim diye mezarlık ziyaretlerinin ölçüsünü kaçırınca ‘canlılardan hiç mi beklentisi yok’ dedirtti. Demirtaş ise “gariban Kürt”e oynuyor. Fukara fukarayı sevmez, güçlüyü sever. Seninle halay çeker ama ‘bu da benim gibi, bundan bana ne hayır gelecek’ der! Son 4 gün, Reis torbadan Musul rehinelerini mi çıkaracak diye beklemedeyim! Ayılana limon, bayılana gazoz muhabbetini aşması lazım. Hasta iyileştiren Mehdi pozu iyiydi ama unutulur! Bu heyecansızlığı yenmenin bir tek çaresi var: Üçünü birden aynı ekranda görmek! Ama birisi bulutların üzerinden sıradan ölümlülerin safına iner mi hiç!

[[HAFTAYA]]

IŞİD kovalıyor, Türkmen kaçıyor

Kendi küçük dünyanızda, kasabanızda, şehrinizde yaşıyorsunuz. Çok huzurlu olmasa bile belirli bir düzeniniz var. Ve bir gün birden eli silahlı, sakallı manyaklar geliyor. Barbarlar, acımasızlar, katiller, hayasızlar, cana, ırza, mala düşkünler!.. Öldürüyor, asıyor, kesiyor, yiyor, tecavüz ediyor, talan ediyorlar! Ve bütün bunları din adına, Allah adına yaptıklarını söylüyorlar! Suriye ve Irak, bu korkunç çetecilerin istilası altında. Musul petrollerini ele geçirdiler, para gani, silah gani. Yollayan birileri, bu sırtlanların sırtlarını sıvazlayan var elbet o silahın bir gün kendilerine döneceğini hesap edemeyen! Ve önlerine kattıkları savunmasız insanlar, Türkmenler, kapımıza dayanmış ama Suriyelilere kamplar yapan, şehirlerini açan AKP hükümeti bu imdat çığlığını duymuyor! Sorarsanız yardım yolluyorlar, ama ötekilere sorarsanız da yok diyorlar. Zaten artık yardımla olacak iş değil. Sınıra dayanmışlar, pasaportsuz almıyorlarmış! Saddam’dan kaçan Kürtlere pasaport mu sormuştuk? TV’de canlı izledik, yalınayak kaçan Suriyelilere ne sorduk? Türkmen düşmanlığı neden? Gazze’ye ağlayan gözler, Türkmen’e niye kör, bir anlasak!

Özür ve düzeltme

Siz benim sevgili okurlarım, bilirsiniz ki isimleri ve tarihleri karıştırmakta üstüme yoktur! Bu hep böyleydi, zeka belirtisi! Ayrıca fevkalade dağınığım! En son ne yaptın diyorsunuz; pazar günü çıkan Didim Altınkum Yazarlar Festivali’ne önce 5 Ağustos’ta katılacağımı yazmıştım. Sonra ‘aman yanlış yazmışım’ deyip düzelttim 8 Ağustos diye, çünkü ajandama öyle not almışım. Oysa 5 Ağustos’muş gerçekten de. Yani bugün Nedim Şener’le birlikte hayırlısıyla sizlerle birlikteyiz. Görüşmek, buluşmak dileğiyle.