Rekortmen, hem de Türk!

a
a
Cumartesi, 25 Aralık 2010 - 05:00


Rekortmen, hem de Türk!

Rekor kırarak Guinness’e giren gezginleri görünce hayıflanırdım, “Neden hep yabancılar rekor kırar, niye hiç Türk olmaz?” diye... Bunu düşünürken tesadüf de olsa bir Türk rekortmen çıktı karşıma. İnternetten... Erden Eruç... Adam 312 gün kürek çekmiş, tek başına iki okyanus geçmiş, binbir badire atlatmış... “Pes” dedim ve önce telefonla, ardından bilgisayarla ulaşıp sorularımı yönelttim. Şaka değil; ben İstanbul’dayım, o Madagaskar’dan yanıtladı... Ocak ayında Türkiye’ye gelecek. Tabii macera devam edecek... Hava koşullarının izin verdiği ölçüde... Rekortmen Türk yaptığı yolculukları ve yaşadıklarını bizimle paylaştı

Röportaj: Cengiz SARAÇ

2006’da Atlantik’i geçip ‘Kürekle Okyanus Geçen İlk Türk’ oldunuz. 2008’de Pasifik Okyanusu’nda geçen 312 günle ‘Dünyanın Denizde En Uzun Süre Kalan Kürekçisi’ rekoruyla Guinness’e girdiniz. Doğru. Bir dizi rekor bende şu anda:

- Kürekle okyanus geçmiş tek Türk’üm. 
- Pasifik’te geçirdiğim 312 günle yalnız başına en uzun süre denizde kalan kürekçiye dair yeni Guinness Dünya Rekoru bende. 
- 137 gün sonunda Madagaskar’da karaya çıkmamla birlikte, Okyanus Kürekçileri Derneği beni ‘Üç Okyanusu Küreklemiş İlk Kişi’ ilan etti.
-Hint Okyanusu’ndaki süre dahil toplam 629 günü bulan kariyerimle şu anda dünyada yaşayan en tecrübeli okyanus kürekçisi benim. Rekor, Kuzey Pasifik Okyanusu’nu batıdan doğuya geçerken 937’nci gününde denizde kaybolan İngiliz Peter Bird’e ait. Yolculuk durmayacak, yeni rekorlara imza atarak yola devam edeceğim

Ödülleriniz de var... 

- 1983’te Boğaziçi’nden mezuniyet töreninde ‘Yılın Sporcusu Ödülü’
-2006 Milli Olimpiyat Komitesi Fairplay Ödülü.
-2010 Explorers Club Vancouver Ödülü
-2010 Zirve Dağcılık Kulübü ‘Dağcılığın Zirvesi Ödülü’nü bana verdi.

Denizi çok seviyor olmalısınız.

Karada geçen sürelerde denizi özlüyorum. Denizdeyken de sıcak, teknenin silkelenmesi, denizin serpintisinden kuruyamamak “İllallah” dedirtiyor. Ama başlayınca “Bıktım, bu durakta ineyim” deme lüksüm yok. Bitene kadar devam etmek, sabrımın sınırlarını zorlamak... Kolay değil. Bu yüzden bugüne kadar Everest’e 5 bin küsur kişi çıkmışken okyanus geçişlerine cesaret etmiş kişilerin sayısı 500’ü bulmaz.

“Dağcı arkadaşımın anısına tırmanıyorum”

Yolculuğunuzun adı ‘Altı Zirve Projesi’. Neden?

Altı Zirve Projesi, altı ayrı kıtanın en yüksek noktasına kas gücüyle ulaşma fikrini tarif eder. Bu zirvelerden Kuzey Amerika’daki McKinley ve Avustralya’daki Kosciuszko’yu bitirdim. Sırada Afrika’daki Kilimanjaro, Güney Amerika’daki Aconcagua, Asya’daki Everest ve Avrupa’daki Elbrus var. Bunları, beraber kaya tırmanırken düşüp hayatını kaybeden İsveçli arkadaşım Göran Kropp anısına devrialem projeme ekledim.

Kimden çıktı bu fikir?

1997’den beri kas gücüyle gerçekleştireceğim bir devrialem yolculuğunun hayalini kurardım. Arada bir kendime “Everest’e doğudan varıp zirvenin üzerinden aşarak güneyine insem, batıya devam etsem” derdim. Hayal kurmak kolay ama şehir hayatının ve kariyer kaygılarının getirdiği öncelikleri değiştirecek kararı alamıyordum. Göran ölünce hayatın kısa olduğuna karar verdim ve hayalimi gerçekleştirmek üzere ilk adımları attım. Maceramı, yolumun üstünde, dokunduğum kıtaların her birindeki en yüksek noktaya çıkacak gibi düzenledim.

Hazırlık süreci ne kadar?

Psikolojik hazırlığım 1997 yılında başladı. Göran 2002 Eylül’ünde oldu. Dört ay sonra, 1 Şubat 2003’de ilk zirve olan McKinley çıkışını yapmak üzere bisikletle Seattle’dan Alaska’ya gittim. Denize açılmak için tekne edinmem gerekiyordu. Bu biraz da kıt maddi imkanlarla, 2004’te mümkün oldu. 2006’nın bahar aylarında Kanarya Adaları’ndaki Las Palmas’tan Karayipler’deki Guadeloupe Adası’na 96 günde kürek çekerek gittim. Sonra geçmem gereken Pasifik için gereken tecrübeyi derledim.

Karada ve denizde kaç gün yolculuk yaptınız?

Alaska’ya bisikletle gidiş geliş mayıs ayındaki tırmanış dahil altı ay sürdü. Papua Yeni Gine’ye kürekle varıp kıyı boyunca kanoyla ilerledim ve iki haftada ülkeyi, kuzeyden güneye dağlar arasındaki patikalardan yürüyerek aştım. Sonra Avustralya’yı saat yönünde beş ayda bisikletle dolanıp Hint Okyanusu’na açıldım. Deniz yolculuğuna gelince; Pasifik’te 312 gün, Bismark Denizi’nde 21 gün, Mercan Denizi’nde 33 gün, Hint Okyanusu’nda 137 gün...

Yolculuk ne kadar sürer?

Kesin değil. Mevsimlerle birlikte hareket etmeliyim. Her etap ayrıca planlanıyor.

Toplam kaç günü bulur?

Umarım 2-3 seneye kadar başlangıç noktam olan Kaliforniya’daki Bodega Körfezi’ne dönmüş olurum ve devrialem tamamlanır. Everest ve Elbrus zirveleri ayrı projeler.

Madagaskar’dasınız. Ara verdiniz... Ne zaman başlayacaksınız yeniden?

26 Kasım’da Madagaskar’daki Mahajanga Limanı’nda karaya çıktım. Kasırga mevsiminin sonuna kadar teknemin denizden kaldırılması gerekiyordu. Mart- Nisan’da kasırga mevsimi bitince tekrar Madagaskar’dan denize açılacağım. Hedef Mozambik.

Teknenizde neler var?

Teknem 7.9 metre. Birkaç ay denizde kalacağım düşünülünce yeterli miktarda yiyecek, su kaynatmak üzere yakıt, elektrikli bir su ısıtıcı, deniz suyunu arıtarak tatlı suya çeviren aletleri ve bütün elektrikli aksamı çalıştıran aküler vardı. Bunları şarj etmek için de güneş panelleri var teknede.

Rotanızı Kenya yerine Madagaskar’a çevirdiniz. Korsanlar yüzünden mi?

Evet. Türk Deniz Kuvvetleri Harekat Merkezi teknemdeki vericiden düzenli mevki bilgileri yolladı. Düşündüğüm güzergah üzerindeki korsan faaliyetlerini güncelleyip tekneme yolladılar. Kenya ya da Tanzanya kıyılarından uzak durmak, Madagaskar’ın kuzey ucunu geçtikten sonra güneyden seyredip Mozambik sahillerine yönelme kararını aldık. Korsanlardan uzak durdum. Ama Madagaskar’ın batısındaki Commores Adaları’nın arasından geçer geçmez güçlü akıntılar beni yakaladı, batıya ilerlememe fırsat vermedi. Epey uğraştım.

Teknede nasıl uyuyorsunuz?

Günde sekiz saat uyumalıyım. Ancak kıyı yakınsa, mercan kayalıkları varsa ya da akıntılar beni farklı yönlere taşıyorsa, uykusuzluğa rağmen kürek başında kalmam şart oluyor. Mesela Madagaskar’da karaya çıkmadan önce günde 4-5 saat uyuyordum. Karaya 35 denizmili mesafede derinlik 45 metreye düşünce demir atabildim.

Ya tuvalet ve duş ihtiyacı?..

Bir şişe ve bir kova, tuvalet için yeterli. Tuvalet temizliğini bir sünger ve deniz suyu ile yapıyorum. Altım temiz olmazsa, aynı minderin üzerinde bütün gün kürek çekmekten cilt tahriş olup iltihaplanabilir. Duşa gelince: Tuzlu suda köpüren özel sabunum var. Sabunlanıyor, tuzlu suyla sabunu gideriyor, sonra tatlı suyla durulanıyorum. Yoksa tuz cildi yakıyor.

Dağcılıktan bahsedelim biraz.

4-8 yaşlarım arasında babam Eğirdir’deki Dağ ve Komando Okulu’nda öğretmendi. Kursiyerlerin dağcılık eğitimini seyrederdim. 11 yaşımda babam beni Erciyes’in zirvesine çıkarınca dağcılık içime işledi. Boğaziçi Üniversitesi’ndeki kulüp faaliyetlerinde Türkiye’deki zirvelere uzandım, yüksek lisans eğitimi için Amerika’ya gittim. ABD’de kaya ve yüksek çıkışlarla uğraşıp Yosemite Vadisi’ndeki Half Dome ve El Capitan büyük duvarlarını çıkan ilk Türk oldum. Kaya ve buz çıkışları yaptım, ilkyardım kursları aldım, kulüplerde eğitmen olarak görev alıp bol kitap okuyarak dağlarda karşılaşabileceğim zorluklara kendimi hazırladım.

Dağ mı deniz mi ağır basıyor?

Hepsinin kendine özgü çekiciliği var. Birini yaparken öbürünü özlüyorum. İşin güzel tarafı şu: Sınırlarımı zorlayan etaplardan edindiğim tecrübeler sayesinde sağ kalıyor, devam etmenin yollarını buluyorum.

Gençlere tavsiyeleriniz var mı?

Hayallerinizi ertelemeyin. Hayaller, hedef koymadan hayata geçmez. “Ben yaparım” diyecek cüreti bulduktan sonra, o hedefler yönünde hayatınızı düzenleyecek iradeyi ve ilk adımı atacak cesareti göstermelisiniz. Başlayınca devam etmenin yolları bulunuyor.

Derin denize girmekten HUYLANIYORUM

Tekneden denize girdiğiniz oldu mu? Yani yüzmek için... ‘Tekne kaçar’ diye telaşlanmadınız mı?

Hayır. Altımda 5 bin metre derinlikte karanlık deniz olunca huylanıyorum. Kazara düşmem sorun olmaz. Ayak bileğimden 8 metrelik iple tekneye bağlıyım. Sürekli. Böylece dalga ve rüzgarın etkisiyle tekne benden uzaklaşamaz.

Yemek sorununu nasıl çözüyorsunuz? Sürekli ‘balık tut ye’ olmaz. Canınız pirzola istemez mi hiç deniz ortasında?

Balığı temizleyip pişirmek çok vakit alıyor. Balık yakalamak garanti de değil. O yüzden özel poşetlerde satılan kurutulmuş yemekler yiyorum. Poşete kaynar su katıp 15 dakika bekletince yenir oluyor. Gayet de lezzetli!

Evli misiniz?

Evet. Eşim Nancy Board eski voleybolcu. 2003’de Alaska’daki Homer Kasabası’nın yakınında, motorla gittiğimiz ıssız bir fiyordun kıyısında ağaç altında evlenmiştik. İki Alaska yerlisi bizi yerel geleneklere uygun şekilde evlendirmişti.

Eşiniz ve çocuklarınız bu uzun ayrılıklara bir şey demiyor mu?

Çocuğum yok. Bu mücadeledeki en büyük destekçim, eşim. Yapılanın önemine inandığı kadar, gitmeme izin verdiği için de ona minnettarım.

Yoksa ‘her limanda bir sevgili mi?..

Haşa, hanım beni keser sonra.

Gittiğiniz ülkelerde sizi nasıl karşılıyorlar? İsim takan oldu mu?

‘Cesur Türk’, ‘Denizden Gelen Adam’ gibi... Uğradığım her ülkede yerel halk yapılanın zorluklarını hemen kavrayıp yolculuğa has öyküleri dinlemek için beni ağırladı, hoş tuttu. Bisikletim, kanom ya da kayığımla vardığımda araba, vapur veya uçakla gelen herhangi bir turistin görmeyeceği ilgiyi görüyorum.

Balinanın sesi korkuttu

Okyanusun ortasında sağlık sorunu yaşamak korkutmuyor mu?

Sağlık konusunda bilgili ve kendime yeter olmalıyım. İlaç kullanımı veya özel tıbbi ilgi gerektiren konular olduğunda sponsorum WorldClinic’in verdiği çantadan değişik tip ve dozdaki ilaçlardan faydalanabilirim. Bunları kullanmadan önce WorldClinic ile 24 saat uydu telefonuyla bir doktora ulaşabileceğim düzeni aldık. Başa çıkamayacağım bir sorun olursa, uydu telefonuyla ya da çok acil bir durumda teknemdeki vericiyle ‘imdat’ çağrısı yapıp en yakındaki geminin bana yönelmesini sağlayabilirim. Denizde bu yardımlaşma doğaldır. Böylece bulunduğum yere en yakın olan hastaneye ulaştırılmam için çaba gösterilir.

Çok korktuğunuz, “Tamam, buraya kadarmış” dediğiniz zamanlar oldu mu?

Hayır, olmadı.

Köpekbalığı, balina gibi iri hayvanlardan saldırı olmadı mı (sorarken bile ürperdim)?

Hayır. Saldırmaları için sebep yok. Tekne yenir değil, ben de teknede olduğum sürece sorun olmaz. Bir balina, Avustralya’dan açıldığım ilk gece geldi, iki yanımda birer kere yüzeye çıkıp çok yakından beni kolaçan etti. İlk çıkışında boru gibi derinden seslendi, sürpriz oldu. Korktum. Balina olmadığımı görsün diye seyir lambamı yaktım. Sonra bir daha bana bakıp kayboldu. Köpekbalıklarının teknemi takip ettiği oldu. Çoğu, benimle tempo tutan 1-1.5 metre boyundaki ufak balıklardı.

Erden Eruç kimdir?

Erden Eruç (49) amacı ‘çocuklara insan gücü ile gerçekleştirilen yolculuklardan esinlenerek hazırlanmış eğitim faaliyetleriyle ilham vermek’ olan, Around-n-Over Vakfı’nın Başkanı. 11 yaşındayken babasıyla Erciyes’e tırmanınca kafasına koydu dağları, zirveleri. Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği’nde okudu. Dağcılığın yanı sıra güreş ve judo yaptı. Amerika’daki Ohio State Üniversitesi’nde lisansüstü, ardından George Mason Üniversitesi’nde de master yaptı. 41 yaşına kadar ABD’de çeşitli firmalarda teknik uzman, danışman olarak çalıştı. 1999’da ABD-Seattle’a yerleşti. 2001’deki 11 Eylül saldırılarından sonra işini kaybedince yıllardır hayalini kurduğu ‘6 Zirve Projesi’ni hayata geçirme çalışmalarına başladı. Halen evli ve Seattle’da yaşıyor.

YAPTIKLARI

‘-6 Zirve Projesi’nin ilk ayağında 29 Mayıs 2003’te Kuzey Amerika’nın en yüksek noktası olan Alaska’daki McKinley Dağı’na (6195 metre) çıktı ve yine bisikletle Seattle’a döndü

-2004 sonbaharında Seattle’dan bisikletle 82 günde 6400 kilometre gidip Miami’ye vardı. Ancak Miami yerine San Fransisco’dan denize açılmaya karar verince aynı yolu gerisin geri kat etti. Sonra da 10 Temmuz 2007’de San Fransisco’dan Pasifik’e açıldı. 312 gün sonra 17 Mayıs 2008’de Papua Yeni Gine’ye vardı. İkmalsiz, arasız... La Nina adlı kasırga nedeniyle ara verdiği Pasifik geçişini, 15 Ocak 2009’da tekrar denize çıkarak 20 günde tamamladı.

- İkinci zirve için 2009 Eylül’de Avustralya’nın kuzeyinden yola çıktı. 10 Nisan 2010’da 2.228 metreyle Avustralya’nın en yüksek dağı olan Kosciuszko’ya çıktı. Avustralya’yı bisikletiyle katetti, 13 Temmuz’da kıtanın batı sahilinden Hint Okyanusu‘na açıldı. 137 gün kürek çekip Madagaskar’ın kuzeybatısındaki Majunga Limanı’na vardı. Böylece Hint Okyanusu’nu da geride bıraktı.

YAPACAKLARI

-Eruç’un yeni hedefi, Hindistan. Oradan Nepal’e pedal basıp Everest’e tırmanacak.

-Pakistan, İran, Azerbeycan üzerinden Gürcistan-Rus sınırındaki, Avrupa’nın en yüksek noktası olan Elbrus Dağı’na tırmanacak.

- Türkiye, Suriye, Ürdün, Mısır, Sudan, Kenya üzerinden Afrika’nın en yüksek zirvesi Kilimanjaro tırmanışını yapacak.

- Namibya’ya bisikletle gidip Brezilya’ya doğru Atlas Okyanusu’nda kürek çekecek.

- Brezilya’dan bisikletle Arjantin’e gidecek ve mevsiminde oradaki Aconcagua Dağı’na tırmanacak.

- Tahminen 2012 yılında Bodega Körfezi’nde devrialemi noktalayıp ABD-Seattle’daki evine dönecek.

6