Renk koyu, ses kötü; işte Ezel'in notu!

a
a
Çarşamba, 27 Ocak 2010 - 05:00

Herkes konuşuyor, yazmasak olmaz. Ezel yeni kanalında (atv) yayına başladı. Hikaye için söylenecek bir şey yok... Dizi ilk kez saat 22.00 civarında bitti. Bu da 90 dakikadan kısa bir bölüm izledik anlamına gelir; aceleye mi gelmiş dersiniz? Neyse... Henüz transfer aşamasındayken Ezel için yazdığım; “atv’nin yayın rengi diziye uymaz” teorisini pratikte de görmüş oldum. Uymadı... Üstelik sadece renk değil dizinin ses miksajında ciddi problemler vardı. Yakın plan çekimlerde ses boğuk, dış çekimlerde de çok gürültülüydü. Ezel, Ali ve Ezel’in annesi resmen avaz avaz bağırmak zorunda kaldılar... Bu arada Ezel’i sürükleyen Ramiz Dayı anlatımı neredeyse hiç duyulmadı. Vuruculuğunu yitirdi. Oysaki Hasan Sabbah’tan Macbeth’e kadar bir sürü aforizmayı o güçlü sesten tanımıştı izleyici. Bunlar düzelir mi; belki... Ama Türkiye’deki delikanlılık müessesesi için en önemli soru işareti; “Diziyi para için mi bu hale getirdiler?” meselesiydi. Yakın çevrem sıklıkla sordu bu soruyu önceki akşam... “Bilmiyorum” dedim tabii ki. Ve ekledim; “Unutulur iki haftaya kalmaz”...

O Ali çil çil bu Ali değil

Çocuklar tatilde malum. Tüm kuşak programları da onlara çalışıyor artık. Oktay Usta (STV) bile stüdyoda kartopu oynayınca şu kumanda aleti nelere kadir diye düşündüm... Kadın kuşaklarında çizgi film oynatanlardan tut, sihirbaz çıkaranlara kadar herkeste bir zorlama panayır hali; yine de güzel. Çocuk olmak yani... Çocuktan başlamışken; 15 yaşında bir kız çocuğunu kaçırıp hamile bırakan bir şehir eşkıyasının peşinde Suç ve Ceza (Star TV) ekibi... Adam 50 yaşında, Trabzonlu ve adı da Ali Çil. Kız çocuğuyla birlikte kaybolmuş. Bizim akıllı izleyicilerden bazılarıysa çeşitli kentlerden Ali Çil burada ihbarı yapıp duruyorlar... Son olarak Adana’da mevzula hiç ilgisi olmayan bir Ali Çil bulup neredeyse döveceklermiş. Serap Ezgü, “O Ali Çil, bu Ali Çil değil” deyerek bağrışıyordu ekranda. Çok güldüm... Ağlanacak hale geliş şeklimiz bile komik, o yüzden!

Satın şunun biletlerini...

Çok Güzel Hareketler Bunlar’da (Kanal D) programın girişinde, yani biz meselelere ısınmak için beklerken, dakikalar boyunca salona gelen okul ya da dershanelerin adlarının sayılmasına daha ne kadar sabır göstereceğiz?.. İsimler sayılırken çocukların çığlıklar atmasına, bu isim meselesini liselerarası folklor yarışması kıvamına getirmesine daha ne kadar katlanacağız?.. BKM Mutfak oyuncuları zaten bu performansları ekran dışında biletli oynuyor. Satışa çıkarın çekim biletlerini, kimseye minnetiniz olmasın; seyirciden başka!

Okan’ın kimlik bilgileri...

Okan Bayülgen ve Saba Tümer pazar gecesi Medya Kralı’nda sonradan inkar edecekleri bir sürtüşme yaşadılar. Saba’nın programa telefonla bağlanması Okan’ın köpürmesine neden olmuştu ki, bunu bir sonraki gün ikisi birden yalanladı...

Evet, Okan Bayülgen medya sitelerine girip, oradan magazin manşetlerine taşınacağı kesin olan sürtüşmenin haber olmaması için Saba Tümer’le Bu Gece’nin (CNN Türk) zoraki konuğu oldu...

Okan ve Saba aralarında bir sürtüşme olmadığı konusunda o kadar çok konuştular ki, Saba o kadar gereksiz kahkaha zorlamasına girdi ki, izleyenler “kesin oldu” tespitinde bulundu. En azından benim için öyle...

Bu arada stüdyodaki renk uzmanı Aydan Öztürkatalay’a renk analizi yaptıran Okan’ın ön isminin Kaan olduğunu ve 1964 doğumlu olduğunu da bilmeyenler öğrenmiş oldu... Sadece bu mu? Renk analizinin sonunda Okan’ın tansiyon, kolesterol ve panik atak rahatsızlığı geçirdiğini de öğrendik...

Kısacası bu misafirlikte niyet farklı, akıbet çok daha farklı oldu. Geçmiş olsun diyelim!

Ezel’e birkaç küçük soru

Bu kez içerikten sorularla ben yorayım Ezel tayfasını. Tefo (son bölümlerde bir senin oyunculuğun göz dolduruyor) sen, Ali’nin yanından kuş uçsa Ezel’e yetiştiren sen, neden kasedin yerini patronuna haber etmedin? Gönlün Ali’ye mi kayıyor?..

Ali sen; uğruna neredeyse öleceğin doktor raporlarını balkondan aşağı sallarken nasıl oldu da gidip nereye düştüler bu kağıtlar acaba diye minik bir araştırma yapmadın?.. Ezel sen, kasedi de yanında taşıyan kırmızı araba garajdan çıkarken zaten garaj çıkışında yolu kendi arabanla kesmiş olduğunu nasıl da unuttun? O kırmızı arabanın kanatları mı vardı sahi; nasıl geçti senin arabana rağmen çıkış yolunu?.. Serdar sen, bin yılın üçkağıtçısı olarak cüzdanının çalındığını hiç mi fark etmedin? Ezel senin cüzdan üstünden koca bir bölümü kurtardı; sen geçmişinle ilgili yanında taşıdığın tek fotoğrafın kaybolduğuna nasıl aymadın?.. Ezel’in bey babası; görme engelli eşin gecenin bir vakti evden çıkıyor, kentin yollarına düşüyor. Hiç mi huzursuz olmadın, o haliyle nereye gider bu kadın diye?.. Cengiz sen, neden susuyorsun gülüm. Dizinin motor karakterlerinden biriydin. Bu kadar laf tasarrufu yakışıyor mu sana?.. Ramiz Dayı sen; devam et dayıcığım, iyi gidiyorsun!