Rıhtımda doğan kupa

Bütün ülkelere açık bir 'Dünya Kupası' düzenlenme önerisi ilk kez 29 Mayıs 1928'de Hollanda'daki FIFA Kongresi'nde Fransız Genel Sekreter Henry Delaunay tarafından ortaya atıldı

Rıhtımda doğan kupa

Ergun Hiçyılmaz

ergun.hicyilmaz@posta.com.tr

URUGUAY TALİP OLDU

Fransız Jules Rimet 1904’te kurulan FIFA’ya 1921’de başkan olmuştu. 33 yıl koltuğunda kaldı. İlk Dünya Kupası, Jules Rimet’nin FIFA başkanlığı döneminde düzenlendi. Jules Rimet yıllar sonra yazdığı ‘Dünya Kupası’nın Muhteşem Tarihi’ adlı kitabında bu kupanın nasıl düzenlendiğini şöyle anlatacaktı: “l925 yılında Cenevre’nin Bergues rıhtımında o zamanlar Brüksel Büyükelçisi olan Uruguaylı dostum Enrique Buero ile karşılaştım. Uzun süre l924 Paris Olimpiyat Oyunları’nda futbolun nasıl şahlandığını konuştuk. Dünya Kupası düzenleme hayalimden bahsettim. Uruguaylı dostum, şayet FIFA bir Dünya Kupası düzenleme kararı alırsa buna ilk defa kendi ülkesinin talip olacağını söyledi. Büyük bir samimiyetle söyleyebilirim ki; Dünya Kupası rıhtım üzerinde yaptığımız işte bu sohbetle doğdu.”

İLK KUPADA 13 ÜLKE

Son iki olimpiyatın futboldaki şampiyonu Uruguay’dı. FIFA 1928’de ilk kez Dünya Kupası düzenleme kararı alınca ev sahibi olarak Uruguay seçildi. 1930, Uruguay’ın bağımsızlığa kavuşmasının 100’üncü yıldönümüydü. Ayrıca Enrique Buero, şampiyonaya katılacak tüm takımların masraflarını da üstlenmişti. Kupaya 13 ülke katılıyordu.

Arjantin, Brezilya, Bolivya, Paraguay, Şili, Peru, Uruguay, Belçika, Fransa, Yugoslavya, Romanya, Amerika ve Meksika... İtalyan yolcu gemisi Conde Verde 20 Haziran l930’da Fransa’nın Ville Franche limanından demir alıyor ve 4 Avrupa ülkesinin (Fransa, Belçika, Yugoslavya, Romanya) futbolcuları ile rotasını Uruguay’a çeviriyordu. Gemi Rio’da duracak ve kafileye Brezilya da katılacaktı. 4 Avrupa takımı ile Brezilya 2 hafta süren yolculuktan sonra 3 Temmuz’da Uruguay’ın başkenti Montevideo’da coşkun bir tezahüratla karşılanacaktı. Futbolcular kondisyon kazanmak ve formdan düşmemek için 2 haftalık yolculuk boyunca gemi güvertesinde antrenman yapmıştı.

SOM ALTINDAN KUPA

1930 Dünya Kupası Fransa’nın Meksika’yı 4-1 yendiği maçla başlamış, Uruguay’ın şampiyonluğu ile sonuçlanmıştı. İlk Dünya Kupası’nı Jules Rimet, Uruguay Futbol Federasyonu Başkanı Dr. Raul Jude’a vermişti. İlk kupa 4 kilo ağırlığında, 30 santim boyunda, som altındandı. Tasarımını ünlü Fransız heykeltıraş Abdel Lafleur yapmıştı.

Kupada Yunan zafer tanrıçası Nike figürü dikkat çekiyordu. 1930-1970 arasında şampiyonayı kazanan her takıma bu kupa verildi. 1946’da bu kupaya resmen Jules Rimet’nin adı verildi. 1970’e kadar da bu adla anıldı. 1970’te kupanın şekli değişti, bugünkü halini aldı. Jules Rimet son olarak Türkiye’nin de katıldığı İsviçre’deki 1954 Dünya Kupası’nda yer aldı, kupayı şampiyon Almanya’nın kaptanı Fritz Walter’a verdi ve 1956’da öldü.

TÜRKİYE’Yİ İLK KEZ KUPAYA BİR ÇOCUĞUN UĞURLU ELİ GÖTÜRDÜ

l924’te Romanya ile uluslararası alanda ilk milli maçını oynayan ve sonrasında Balkanlar’dan Akdeniz’e, Avrupa’dan Dünya’ya ‘ayak’ uzatan futbolumuzun 2002’de dünya üçüncülüğü gibi çok önemli bir başarıya ulaşmasında kuşkusuz birçok kişinin parmağı var. Ama bizim 1954’te ilk kez Dünya Kupası’na katılmamızda sadece bir tek kişinin ‘eli’ var: 14 yaşındaki İtalyan çocuk Luigi Franco Gemma...

RAKİBİMİZ İSPANYA’YDI

Tarih, 6 Ocak 1954’tü. Türkiye grup elemelerinde Madrid Chamartin Stadı’nda İspanya karşısına çıkıyordu. İspanya 1-0 öndeydi. Recep’in 3l. dakikada beraberliği getiren golüyle umutlanmıştık. İkinci yarıda yediğimiz gollerle 4-l mağlup olmuştuk ve umudumuzu Türkiye’ye taşımıştık. O zamanki statüye göre, rövanş karşılaşmalarında gol averajı aranmıyordu.

Türkiye, İstanbul’da İspanya’yı 1-0 bile yense tarafsız sahada üçüncü bir maç oynanmasına hak kazanıyordu. 14 Mart 1954’te o zamanki adıyla Mithatpaşa Stadı’nda (İnönü Stadı) İspanya karşısındaydık. Kalecimiz Turgay Şeren, İspanya’ya geçit vermiyordu. Fenerbahçeli Burhan (Canavar) 16. dakikada attığı golle bize galibiyeti getirmişti. Maçı 1-0 kazanmıştık. Böylece İtalya’nın başkenti Roma’da yine İspanya ile üçüncü maçımıza çıkacaktık.

MATADOR BOĞAYA YENİLDİ

Roma Olimpiyat Stadı’ndaki karşılaşma için 17 Mart 1954 günü yayınlanan İspanyol gazeteleri “Bu sefer kaç gol atacağız?” yorumlarında bulunmuştu. İspanya’yı matador yapıp bizi alaya alanlar da vardı. Ama kadronun öyle çabuk şişlenecek bir boğa olmadığı dakikalar geçtikçe daha bir anlaşılacaktı: Turgay, Rıdvan, Basri, Mustafa, Çetin, Rober, Coşkun, Suat, Feridun, Burhan, Lefter. İlk gol İspanya’dan gelmişti. Bu gole 26. dakikada cevabı Burhan (Canavar) vermişti. 64’üncü dakikada Suat’ın golüyle 2-1 öne geçmiştik. Rakibimiz forvet hattındaki oyuncu sayısını çoğaltmış ama sadece l gol bulabilmişti. Maç 2-2 bitmiş, yine o zamanki statü gereği iş kura çekimine kalmıştı.

Kimin adı çıkarsa Dünya Kupası finallerine o gidecekti. Saha gözlemcisi bir İtalyan çocuğu elinden tutarak getirdi. İki taraf için bitmez tükenmez dakikalar yeniden başlıyordu. Kupaya uzanan yol bir kupanın içindeydi. Bu kupanın içinde kağıda yazılı iki ülkenin ismi vardı. Kurayı çekecek el finale gidecek ülkeyi belirleyecekti. Gözleri beyaz bir mendille bağlanan 14 yaşındaki Luigi Franco Gemma, elini kupaya soktu ve kağıdı çekti... Gözlemci kağıdı alıp etrafına gösterdi ve yüksek sesle finalisti ilan etti: ‘Turcia...’ Boğa kazanmış, matador kaybetmişti. Türk halkı, yıllar boyu Luigi Franco Gemma’yı unutmadı. Kuşaklar değişti, o da büyüdü. Ama bizim için hep ‘Küçük Franko’ olarak kaldı. Ne yazık ki gençliğinin baharında bir trafik kazasında hayatını kaybetti Franco...

DEDELERDEN TORUNLARA 80 YILLIK ANILAR DEMETİ

-1930’daki ilk Dünya Kupası’nda final maçı Uruguay ile Arjantin arasında oynanmıştı. Maçın hakemi Belçikalı Langenus beklenmedik bir sorunla karşılaşmıştı. Her iki ülke de maçın kendi toplarıyla oynanmasında ısrar ediyordu. Sonunda çareyi hakem bulacak ve sahaya iki topla çıkacaktı. Maçın ilk devresi Uruguay’ın, ikinci devresi ise Arjantin’in topuyla oynandı. Maçı 4-2 ev sahibi Uruguay kazandı ve ilk kupanın sahibi oldu.

-İlk kupa kaçamakların bol yaşandığı bir kupaydı. Uruguay’ın ünlü kalecisi Mazzoli gece yarısı kamptan izinsiz ayrılmış ve sabaha karşı elde ayakkabıları ile odasına girerken teknik direktör tarafından yakalanmıştı. Bu Mazzoli’nin sonu olacak ve yedek kaleci Ballesteros sahaya çıkacaktı.

İlk kupadaki Arjantin-Fransa maçı 8 dakikalık bir skandala sahne olmuştu. Hakem Brezilyalı Rego maçı 82. dakikada bitirmişti. Futbolcuların itirazı ve yan hakemlerin uyarısı üzerine hakem Rego saatinin durduğunu fark etmişti. Bunun üzerine maç kaldığı yerden devam etti ve 8 dakika daha oynandı. l934 yani ikinci Dünya Kupası’na katılmak üzere 29 ülkenin müracaat etmesi statünün değişmesine yol açmıştı. Ülkelerin 9’u Amerika, l9’u da Avrupa kıtasındandı. Ayrıca Afrika ve Asya’dan da birer ülke vardı. Sonuçta ön elemeler yapıldı ve l6 takım İtalya’daki finallere katıldı.

-24 yıllık kalecilik hayatında 104 kez Meksika milli formasını giyen Antonio Carbajal, Dünya Kupası finallerine aksatmadan 5 kez (l950, 1954, 1958, 1962, 1966) katılmıştı.

-FIFA kokartlı hakemimiz Doğan Babacan hakemliğimizin en renkli simasıydı. Bu renk daha çok ‘kırmızı’ olmuştu. l955’te hakemliğe başlayan Babacan o zamanki adıyla Batı Almanya’da düzenlenen 1974 Dünya Kupası’nda Batı Almanya-Şili maçını yönetmişti. Doğan Babacan’dan sonra hiçbir Türk hakemi Dünya Kupası’nda maç yönetemedi.

-1938 sonrasında savaş rüzgarları esiyordu. Ülkeler ancak l95O’de kupaya devam edebilecekti. 1950’deki Dünya Kupası Brezilya’da düzenlendi. 13 ülke finallere katıldı. 200 bin kişilik kapasitesiyle dünyanın en büyük stadı Maracana l950 kupasında hizmete girmiş, 22O projektörün aydınlattığı stat Brezilya’nın finalde Uruguay’a kaybedişi ile karanlığa gömülmüştü.

-l954’te İsviçre’deki finallere katılan Türkiye’ye ‘L’Equipe Fantome’ yani ‘Esrarengiz Takım’ lakabı takılmıştı.

-Türkiye l950’de de Dünya Kupası’na katılmaya hak kazanmıştı. Fakat bu defa rakip para olmuştu. Türkiye maddi imkansızlıktan Brezilya’ya gidememişti. l958’de ise elemelerde İsrail ile eşleşmiş bu defa da kupadan çekilme kararı almıştı.

-Kupalarda birinci golü Frandon Lucien Laurent atmıştı. 100. gole İsveçli Sven Jonasson ulaştı. 200. gole Meksikalı Ortiz, 500. gole Helmut Rahn, 1000. gole ise Rob Renserbring adlarını yazdırmıştı.

-Şampiyonaların ünlü isimleri takımlarının kaptanlıklarını yaptılar. Meaza (İtalya 1938), Fritz Walter (Almanya 1954), Robert Moore (İngiltere 1966), Carlos Alberto (Brezilya 1970), Beckenbauer (Almanya 1974), Dino Zoff (İtalya 1982) ve Diego Maradona (Arjantin 1986) bu isimler arasındaydı.

-En uzun süre sahada kalanlar kimlerdi? Uwe Seeler (Almanya) 1980 dakika ile başı çekti. Beckenbauer (Almanya) 1962 dakika, Dino Zoff (İtalya) 1530 dakika, Didi (Brezilya) 1380 dakika sahada kalmıştı.

-1930’da Arjantin 5 maçta 18 gol atmış ve maç başına 3.60 ortalama sağlamıştı. 1954’te Macaristan 5 maçta 27 golle maç başına 5.40 ortalamaya ulaşacaktı.

-Kupalarda en farklı sonuçlara baktığımızda Macaristan’ı görüyoruz. Macarlar 1982’de El Salvador’u 10-1 yenmişti. 1954’te ise Güney Kore’yi 9-0 ile hezimete uğratacaklardı. Türkiye 1954’teki 7-0’lık Güney Kore maçı ile farklı galibiyet alan takımlar arasına girecekti.

-Kupalarda en genç futbolcular arasında Pele de vardı. Pele 1958’de Brezilya milli formasını giydiğinde 17 yaşındaydı. Bir de yaşlılar var. Jenninge (İrlanda) 1986 kupasında oynadığı zaman 41 yaşındaydı. Bir diğer 41’lik futbolcu ise Dino Zoff olmuştu. (İtalya-1982)

4