Oral Çalışlar

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170725.png

Roller değişiyor mu?

Salı, 11 Temmuz 2017 - 05:00

AK Parti’nin iktidar mücadelesinde ilerlemesini sağlayan, askeri ve bürokratik vesayete karşı mazlumun ve mağdurun diliyle konuşmasıydı...

Kılıçdaroğlu’nun “Adalet” mitinginde karşılaştığım bazı CHP’liler, “Siz de AKP’ye destek verdiniz” diyerek sitem ettiler...

10 yıl önceye gidelim: 2007 yılındaki Cumhuriyet mitinglerinde hedef neydi? Eşi başörtülü bir AK Partili’nin Cumhurbaşkanı seçilmesini önlemekti. Bu nedenle 367 şartı uyduruldu, Anayasa Mahkemesi yoluyla meşru bir seçim engellendi... Asker bildiri yayınladı. Cumhuriyet Başsavcılığı AK Parti hakkında kapatma davası açtı. Hatta mahkemenin yarıdan bir fazlası iktidar partisinin “laiklik karşıtı odak” haline geldiği yönünde oy kullandı.

O zaman ‘adalet’ isteyenler

“Adalet” o zaman AK Parti’ye lazımdı. Meşru yollarla seçilmiş, halkın büyük çoğunluğunun desteğini almış bir partiyi gayrı meşru görmek, kapatılmasını istemek, askerin müdahalesini teşvik etmek; adil değildi...

9 Temmuz 2017 Pazar günü İstanbul Maltepe meydanında toplananlarsa, artık mağdur taraftaydılar. Kendilerine yakın hissettikleri Cumhuriyet gazetesi yazarları dahil bir çok gazeteci hapiste. HDP milletvekillerine ek olarak CHP milletvekili, ağır cezaya çarptırılmış durumda. Öğretim üyeleri tutuklanıyor işten atılıyor. OHAL ve KHK’ların “muhalefeti hedef alan bir yıldırma” haline dönüştüğü söylenebilir. Cumhuriyet mitinglerindeki “Şeriata geçit yok!" diyen hakim dil gitmiş, “adalet istiyorum” diyen yeni bir dil onun yerini almış durumda.

Haklı olarak şu soru kafaları meşgul ediyor: “200 yıllık modernleşme sürecinin mağduru” varsayılan bir çizgi, son 15 yıllık AK Parti iktidarıyla yer ve karakter mi değiştirdi?

Mağdurken....

2010 Anayasa değişikliğinde, “partiler kapatılmasın, siyasetçiler tutuklanmasın” diyen bir tavrın sahipleri, şimdi “köklerini kazıyacağız” diyorsa; bu dönüşüm iyiye yorulabilir mi? Bu soruların, AK Parti saflarında da sorulmaya başladığını görebiliyoruz. İktidarın ve muhalefetin psikolojik motivasyonlarının değiştiğini söylemek mümkün. İktidar çevrelerini, düne kadar mağduriyet söylemi motive ediyordu. İktidarda değil muhalefetteymiş gibi bir dili tercih ediyorlardı. Şimdi, “ezeceğiz, hesap soracağız, yanlarına bırakmayacağız” psikolojisi ağır basıyor... Muhalefet ise, “devletin sahibi” olma misyonunu terk etmiş “eşitlik ve adalet” tarafından konuşuyor... “Rollerin değişmekte olduğu”nu söyleyenleri haklı çıkaran gelişmeler yaşıyoruz.