Roman açılımında ev müjdesi

Roman vatandaşlarla İstanbul'da buluşan Erdoğan, Romanlara 100 lira taksitle ev sözü verdi

Pazar, 14 Mart 2010 - 17:18

Roman açılımında ev müjdesi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İkinci Dünya Savaşı'nda Avrupa'da 1 milyon Roman'ın soykırıma tabi tutulduğunu, Avrupa kentlerinden akın akın kaçan Romanlara Türkiye’nin sahip çıktığını hatırlatarak, "Soykırım ayıbını, dışlama kusurunu işleyenler, kendi suçlarını bize yansıtmak isteyenlerdir.” dedi.

GÖBEK ATARAK GELDİLER

Başbakan Erdoğan Abdi İpekçi Spor Salonu'nda düzenlenen“Roman Buluşması”nda yurdun dört bir yanından gelen Roman vatandaşlara hitap etti. Romanlara 100-120 lira taksit ve 20 yıl vadeyle ev vereceklerini belirten Erdoğan, “Roman kardeşlerimi çadırda, derme çatma binalarda görmek istemiyorum” diye konuştu.

Balık Ayhan “Sen adamın kralısın, kasım kasım Kasımpaşalısın” şarkısını okudu. Kibariye'nin de şarkılarıyla coşturduğu buluşmada Başbakan Erdoğan, “Türkiye seninle gurur duyuyor” sloganlarıyla karşılandı. Romanlara karanfiller atan Başbakan Erdoğan, 4 Roman'a nüfus, dört çifte de nikah cüzdanı verdi. Erdoğan'ın spor salonuna gelişini bekleyen Romanlar salon dışında kendini aralarında çalgılar eşliğinde oynadılar.

Başbakan Erdoğan Roman Buluşması'ndaki konuşmasında şunları söyledi:

MENZİLE GİDEN YOL, YOLDAN AYIRMAZ

Çanakkale’de 7 düvele karşı savaşırken Mehmetçik bir yandan topraklarını namusu bilip canını ortaya koyarken düşmanına kahve ikram edecek kadar evcil bir görünüme sahiptir. Çanakkale’de bize saygı göstermeyenlerin ölülerine dahi saygı gösterecek kadar destan yazdık. Bu ülkeye atfedilen o kirli ithamların tamamını da kardeşlik birlik bütünlüğümüzde hep beraber boşa çıkartacağız. Bir Roman atasözü meseleyi çok anlamlı şekilde ortaya koyuyor. ‘Menzile giden yol seni menzilden ayırmaz. Yol menzilin bir parçasıdır.’


İşte bu gün biz artık menzile giden yoldayız. Biz bu gün artık Türkiye’deki farklı etnik gruplarının, farklı inanç grupların sorunlarını çözmek içini yola çıktık. Adına milli birlik kardeşlik projesi dedik. Şimdi bu sorunları tek tek ele alıyoruz. Ayrım yok. Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi, Romanı Gürcüsü, Boşnağı aklınıza ne gelirse gelsin. Bu ülke ve hepimiz geçmişi birlikte inşa ettik. Geleceği de sizlerle inşa edeceğiz. Milli bilik kardeşlik projemiz bu ülkenin huzur istikrar birlik ve bütünlüğünü pekiştirecek devlet projesidir. Muhatabı bizzat milletdir. Bu projeyi sizlerle birlikte gerçekleştireceğiz.

SİZ CANSINIZ

Coşkunuz neşeniz, heyecanınız, özgürlüğünüz , müziğiniz daim olsun, bahtınız yolunuz açık olsun. Ben Kasımpaşa Kulaksız’da doğdum. Siz değerli kardeşlerimin arasında içinde doğdum. Orada beraber büyüdük. O günden bilirim kimileri sizlere, ’şopar, elekçi, abdal, ’ der. ’Paşa’ derler, ’gurbet’ derler, ’aşık’ derler, ’cano’ derler, ’zanaatkar’ derler. Sizlere ’şigan’ da derler ’cipsi’ de... Kimileri ’cingan der , kimileri ’fünyene’ der... Her ne derlerse desinler hangi ismi hangi sıfatı kullanırlarsa kulansınlar sizler ’Rom’ sunuz yani insansınız, cansınız, sizler benim Roman kardeşlerimsiniz. Her birinizi tek tek selamlıyor. Bağrıma basıp muhabettele kucaklıyorum.

İLLE DE ROMAN OLSUN

Konuşmasında Yunus’tan, Mevlana’dan deyişlere yer veren Roman deyimlerinedn ve Çingeneler Zamanı filminden altınar yapan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan şöyle devam etti:

"Değil mi ki hepimiz can taşıyoruz. Hepimiz bu can kafesinde ruh taşıyoruz. Sıfatlar ne olursa olsun. İsimler ne olursa olsun. Renklerimiz dillerimiz inançlarımız ne olursa olsun bizler hep birlikte, yaradılmışların, mahlukatın en şereflisiyiz. Onun için Yunus’un söylediği gibi yaradılanı yaradandan ötürü seviyoruz. Her can yaradanın bir mucizesidir. Kim ki canlara kıyar. Kim ki gönüller kırar iki cihanda da yeri yoktur. Mevlana’nın şu dizelerini her fırsatta ifade ediyorum. ’Her gün bir yerden göçmek değil, her gün bir yere konmak, En güzel bulanmadan donmadan akmak...’ yok. Bu ülkenin Romanları Mevlana'nın da buyurduğu gibi bin yıllardır bulanmadan donmadan akıyorlar. Onun için ben de sizin gibi söylüyorum. Bütün kalbimle söylüyorum. Gönül dili ile söylüyorum. Kırmızıyı severler biliyorum. Pembeyi severler, birbirini överler. Romanlar böyledirler. Çalgısız yaşayamaz. İlle de roman olsun. İster taştan, çamurdan olsun. O da Allah kuludur. Her kim olursa olsun.

Baharın ne olduğunu en iyi Romanlar bilir. Toprağın ısındığını, suyun coştuğunu, havaya cemrenin düştüğünü en önce ve en yakından sizler hissedersiniz. Ülkemin köşesinde çiğdemler toprağı yarıp gökyüzüne selam verirken, menekşeler buram buram kokusunu salarken, güller, laleler bayırları bezerken sizler de şarkılarınızla, danslarınızla, çalgılarınızla bu topraklara baharı müjdeliyorsunuz. Gökyüzünün görebildiği her yer, her mekan sizlerin şen şarkılarınızla coşuyor"

HIDRELLEZİ KUTLADI

Yaklaşan Hıdrellezi de kutlayan Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

“Bizler baharın geldiğini nasıl, börtü böceğin uyanmasından hissediyorsak, sizin şarkılarınız, neşesi ile de baharı hissediyor, baharı selamlıyoruz. Bu vesile ile yaklaşan Hidrellez de hepinize kutlu olsun. Başta Kekova olmak üzere Türkiye’nin her köşesinde yapacağınız şenlikler barışa, dostluğa, huzura ve esenliğe vesile olsun. Nice baharları kırgın yaşadığımızı biliyorum. Nice balharları solgun karşıladığınızı biliyorum. Şair İlhami Atmaca ne güzel söylemiş . ’Kimse bilmez, niçin buruktur dudağında çingenenin ufka karşı gülümsemesi’. Yıllarca Sezen Aksu’nun güzel şarkısındaki gibi acılara büründünüz" diye konuştu.

“Dertlerinizin farkındayız. Çingeneler Zamanı filminde Ferhan diyor ki ’kendime yalan söylemeye başladığım andan itibaren artık kimseye inanmaz oldum.’ Fakat biz birbirimize inanıyoruz. Biz birbirimize güveniyoruz. Birbirimize gönül kapılarımızı açtık ve kendimize de karşımızdakine de gönül dili ile konuşuyoruz. Şu husunun özellikle altını çiziyorum. Bizim ülkemiz, topraklarımız, medeniyetin kaynağını ilhamını sevgi hoşgörüden alır. Bu topraklarda hoşgörülmeyene yegane şey hoşgörüsüzlüktür. Binlerce yıl bu topraklarda dinleri, inançları farklı etnik gruplar hoşgörü içinde yaşadılar. Anadolu, her dalında ayrı çiçeğin açığı büyük bir çınardır. Türkçedeki ’gönül’ kelimesinin başka hiçbir dilde karşılığı yoktur. Bu topraklarda yaşayanlar binlerce yıl gönlümüzü açtık. Birbirimizi gönül tahtımızda ağırladık.

Biz bu topraklarda birbirimizle kardeş, akraba, dost, yaren olduk. İnsanı yalnızca ve yalnızca insan olduğu için seven, hürmet gösteren, tanrı misafiri diyerek evinini kapısını ardına kadar açan kültürden geliyoruz. Hangi çocuk, hangi bebek, hangi şopar anne babasından kendisine miras kalmış etnik kökeninden dilinden dolayı dışlanabilir. Bu insanlığa vicdana sığmaz. Tam tersine Roman atazsözün de olduğu gibi ’meyve ne kadar koyu renkli ise o kadar olgundur.’ Bizim bu topraklarımız tarihin hiçbir döneminde ırkçılığa sahne olmamıştır. Topkarlarımız antisemizitme prim vermemiştir. Bu topraklarda ırçıkılk antisemizim barınamaz.. Bu topraklar tarihin her döneminde mazlum, mağdur, yolda kalmış, itilmiş, dışlanmış, toprağından sürülmüşlere kucak açmış topraklardır."



Yeni bir döneme girildiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, Romanların Fatih Sultan Mehmet’in fermanı ile İstanbul’da güvence altına alındığını, Sultan 2’inci Selim’in Bosna-Hersek’te romanları vergiden muaf tuttuğunu söyledi. Osmanlı coğrafyasının her köşesinde Romanların zanaatlerinden istifade edildiğini, askerlik hizmetinde üstün başarı göstermiş Romanların da bu noktada değerlendirildiğini belirtti.

ELLERİMİZ PİS OLSA DA RUHUMUZ TERTEMİZ

Sıfır Ayrımcılık Derneği Başkanı Elmas Arus ise, yaptığı konuşmada “Ellerimiz pis olsa da ruhumuz tertemiz. İnsanlıktan yoksunluk yoksulluktan daha tehlikelidir. ‘Roman kardeşlerimiz de insan’ insan diyen Başbakanımıza teşekkür etmeye geldik.

Bu arada, Başbakan Erdoğan kürsüde konuşurken biri erkek, iki kişi gözaltına alındı. “Parasız Eğitim İstiyoruz, alacağız” yazılı ve altında Gençlik Federasyonu yazısı bulunan pankart açan Berna Y. ve Ferhat S. gözaltına alındılar. Protestoyu gören bazı Roman vatandaşlar da gençlerin üzerine yürüyerek tartakladı. İki genç daha sonra sorgulanmak üzere emniyete götürüldü.

Haluk ATALAY/Uğur CAN- İSTANBUL (DHA)

5