'Romantik bir erkeğim'

Aşk-ı Memnu önümüzdeki Aşk-ı Memnu'da genç Bihter'in eşi Adnan Bey rolünde izledi,imiz usta oyuncu Selçuk Yöntem: hafta bitiyor. Son bölümün çekiminden önce dizinin en sevilen (özelikle kadınlar tarafından) karakteri Adnan Bey'i canland+ran Selçuk Yöntem'le bulu-tuk. Aşk-ı Memnu'nun Türk toplumu üzerinde yarattığı fırtınayı dizideki sevi-me sahnelerinin kırdığı reyting rekorlarını konuştuk. Kendisine gelince; romantik bir erkek, hala 'talebe ruhu' taşıyor ve genç biriyle birlikteliğin karşısında değil.

Pazar, 20 Haziran 2010 - 05:00

'Romantik bir erkeğim'

Röportaj: Seral Cumalı

seral.cumali@posta.com.tr

Bir sürü tiyatro ödülünüz var. En iyi yönetmen, en iyi oyuncu... Ama büyük şöhret dizilerle geldi. Aşk-ı Memnu ile de sokakta yürüyemez durumdasınız. Memnun musunuz?

Memnun olduğum taraflar da var, olmadığım taraflar da. Ne yapalım; bu işi izleyiciyle paylaşıyoruz. Ankara’da tiyatro yaptığım yıllarda insanlar tiyatrodan tanıyıp sohbet ediyordu. Televizyon öyle korkunç ki; insan o an yaptığı işle değerlendiriliyor. O bittiği zaman da herşey bitiyor.

Aşk-ı Memnu bitince ne olacak; sokakta daha mı rahat edeceksiniz?

Benim ölçüm sokakta rahat yürüyüp yürümemek değil. İyi bir iş yapıp o işin iyi yansıması. Aşk-ı Memnu’dan önce de insanlarla sokakta işimi paylaşıyordum. Aşk-ı Memnu’da daha fazlalaştı.

Aşk-ı Memnu’yu Türk halkı neden sevdi, dizideki ihanet insanları neden etkiledi?

Çünkü bu tip ilişkiler köyde de, kasabada da, kentte de hala yaşanıyor ve yaşanacak. Bu kaçınılmazdır. Zincir vuramazsanız. İnsanın o duygusunu ekranda o kadar yoğun, bu kadar çetrefil, bu kadar entrika dolu görmek seyirciyi çok etkiledi, içine aldı.

Sevişme sahneleri rekor reyting yaptı. Buna ne diyorsunuz?

Sevişme sahneleri 78 bölümde toplam 4 dakikayı bulmaz. Ama çok güzel yazıldı, yönetildi, oynandı. Seyirciyi çeken bu oldu. Yoksa diğer dizilerde, filmlerde sevişme sahnesi bundan kat kat fazla, kat kat erotik. Ama bizimkinde çok estetikti.

Bihter’i sevişmeye zorlama sahnenizden sonra kadınlardan iyi tepki almışsınız. Şaşırtıcı değil mi?

Davranışım o kadar kötü bir davranış değildi. İşin doğasında olan bir şeydi.

Aşk-ı Memnu yıllar önceki ilk çekiminde de çok ilgi görmüştü ama kimse ne zaman öpüşecekler diye ekran başında beklememişti. Öpüşme, sevişme bu kadar tartışılmamıştı o zaman... Biz daha mı geriye gittik?

Kültürel erozyon. 1974’te böyle bir reaksiyon görmedi, 2010’da bu kadar spekülasyon yapılması gerçekten kültürel durumumuzu gözden geçirmemizi gerektiriyor. Hatta toplum bilimcilerin bu işe eğilmesi gerekiyor. Burada yanlışlıklar var. Geçmişe oranla gerilediğimizi görüyorum. Daha çağdaş, daha batılı olmalıyız.

Bir dizide en çok konuşulan sahnenin öpüşme ve sevişme sahnesi olması korkunç bir şey!

Korkunç! Biz el sıkışmayı kabulleniyoruz, su içmek, giyinmek çok normal, öpüşmek anormal. Bu insanın varolmasını gerektiren nedenlerden biri, bir paylaşım. Bir öpüşme sahnesi bu kadar kıyamet koparıyorsa, bir şeyleri gözden geçirmemiz lazım.

Ya sokaktaki tepkiler? Frankfurt’ta elime kağıt verildi. “Karınız sizi aldatıyor” diye. Böyle şeyler oluyor.

Bu bir espri miydi? Ben espri olarak yorumluyorum, aksini konuşmayalım, tartışmayalım! Bence mizah duygumuz çok geniş, halkımız çok güzel kafa buluyor. Ama buna inananlar da vardır bilemiyorum; tuhaf bir toplumuz.

Kadınlar sizi Behlül’den daha çok sevdi. Sizce neden? Kadınlar istikrarı, kendilerine karşı özenli, kibar yaklaşımı, ilgiyi severler. Behlül, uçarı, yaramaz, aklı bir karış havada olduğu için Adnan’daki istikrarı, devamlılığı benimsediler.

Evlilikte yaş farkı mı aldatmayı getiriyor?

Zannetmiyorum. Birliktelikler yaş farkından öte ruhsaldır. Yaşın bazı avantajları da dezavantajları da vardır. Fazla yaşlı olup çok güzel denge de kurabilirsiniz, çok büyük dengesizlikler de yaşayabilirsiniz. Ama çok büyük dengesizlikler aynı yaştaki insanlar arasında da olabilir. Onlarda da çok büyük sorunlar yaşanabilir. “Yaşları tutan insanlar çok mutlu, harika gidiyorlar” diyebilir misiniz? Bu yaşla ilgili değil, tutkuyla, beyin fırtınasıyla, yürek fırtınasıyla ilgili bir olay.

Genç bir kadınla birlikte olur musunuz?

Diyelim ki evli değilim. Selçuk değil, Ahmet, Mehmet için konuşuyorum. Böyle bir birliktelik tabii ki olur. Bence bir mahsuru yok. Ayrıca yaşama fal açamayız zaten.

Sizin arkadaşlarınız da genç. Özgü Namal, Beren Saat...

Aile dostlarımız. Ruhum hala talebe ruhu. Yaş değil ruh önemli benim için. Ruh diriyse her şey güzel. O biterse her şey bitiyor.

Eşiniz, Devlet Opera ve Bale sanatçısı, koreograf. Aşk konservatuarda mı başladı?

O yıllarda Cihan 7 yaşındaydı, ben 17. Mezun olduktan sonra tanıştık ve evlendik. 26 yıl oldu.

26 yıl süren evliliği ayakta ne tutuyor? Sevgi ve ruhsal beraberlik ayakta tutuyor.

26 yıl bir evliliği sürdürmek ayrıcalıklı bir durum...

Annemle babam, babam rahmetli oluncaya kadar 65 yıl evli kaldılar. Hayatı anlamlı paylaşmak önemli. Ruh olarak paylaşmak önemli. Muhakkak gitgeller vardır, fırtınalar vardır. Ama insanların ruhsal birlikteliği varsa, bunun yılı 60 da olabilir

Şiir CD’niz var sizin. Romantik misiniz?

Esasen şiire fazla düşkünlüğüm yoktur. Gelen talep üzerine Vedat Sakman’la o CD’yi yapmıştık. Ama tabii romantiğim. İnsan o duygu yoğunluğunu taşımazsa, hayal kurmazsa hayata nasıl tutunabilir ki?

Eşinize romantik jestleriniz var mıdır?

Herhalde vardır. Bunu benim dışımdaki insanlar değerlendirsin, ben kendimle ilgili şöyleyim böyleyim diye konuşmayı pek sevmem.

Kızınızın adı Iraz, köy kökenli bir isim. Neden köy kökenli bir isim koydunuz?

Fakir Baykurt’un ‘Irazcanın Dirliği’ diye adlı romanını üniversiteye girdiğim ilk yıllarda okuyup çok etkilenmiştim. O zaman, “Kızım olacak, ismi de Iraz olacak” demiştim. O da oyunculukla ilgileniyor.

Nasıl bir yaşamınız var?

Eşim Ankara Devlet Opera ve Balesi sanatçısı, bu nedenle hem İstanbul’da hem de Ankara’da evimiz var. İki şehir arasında gidip geliyoruz. Ben bu yıl pek gidemedim, çalışmalar yoğundu. Sabahları en büyük zevkim gazete okumak. Akşamları dostlarımla, ailemle birlikte dışarıda yemek yemek.

Renkli gece hayatını sever misiniz?

Zaman olmuyor. Yaş ilerledikçe dinlenmeyi daha çok tercih ediyorsunuz; ertesi gün zor geçiyor yoksa. Gittikçe başka şeylerden keyif alıyorsunuz; mesela erken kalkmaktan. “Hadi bu akşam çıkıp eğlenelim”i sevmiyorum, kendiliğinden olursa keyif alıyorum.

Tiyatrocular çok içki içer, siz?

Gerektiği kadar içerim, sosyal bir içiciyim. Davetlerde, yemeklerde içerim. Bizim işimiz çok meşakkatli, duygu işi. İşimiz bitince adrenalinimiz çıkar, onu yumuşatmamız lazımdır. O illa içkiyle değil, sohbetle olur, gezmekle, kitap okumakla olur.

Karakteri benimsemeniz mi rol seçiminizi etkiler? Yoksa her rolü oynar mısınız?

Eğer dramatik yapısı kuvvetliyse tabii ki her rolü oynarım. Yeter ki senaryo iyi olsun, çatışmalar iyi olsun, alt yapısı kuvvetli olsun.

Aşk-ı Memnu gerçeğine uygun mu bitecek? (Romanda Bihter intihar eder.)

Öyle görünüyor...

Siz tiyatro sanatçısısınız, dizileri hafife alıyor musunuz?

Asla. Tiyatro bizim beslenme noktamızdır ama biz her gece milyonlarca insanın evine gidiyoruz. Bunu mesleğimizle yapıyoruz. Onu nasıl hafife alırız ki? Benim için tiyatroda yaptığım performansla dizide yaptığım performans farklı değildir.

Karşınızdaki oyuncu kötüyse oyununuzu etkiler mi?

Tabii, tek başınıza dans etmek gibi bir şey olur.

Beren Saat’le nasıldı?

Beren, Kıvanç, bütün kadronun çok güzel bir dokusu, alışverişi var. Hepimiz çok iyi anlaştık.

Bundan sonraki projeleriniz belli mi?

İki yıl süren bir projeden sonra bir şeye başlamak çok zor. Halk için de zor, bizim için de zor.

Bu kadar benimsenen Adnan Bey karakterinden sonra yeni karakteri kabullendirmek zor olacak mı? Ne yapıyorsanız o an o taze. Bittikten sonra bitiyor. Belleğimiz o kadar kuvvetli değil. Ama ben hemen bir şeye başlamayı doğru bulmuyorum. Bedenen de, beynen de dinlenmek, halkı da biraz dinlendirmek gerekiyor...

Nerede dinleneceksiniz?

Uzun süreliğine Bodrum’da olacağım...