Ruhban Okulu açılmalı

Cumartesi, 18 Haziran 2011 - 05:00

Dünyadaki Ortodoksların dini merkezi konumundaki İstanbul Rum Patrikhanesi’nde kısa süre önce önemli bir tören yapıldı ve iki din adamı metropolit seviyesine yükseltildi. Uzun süredir üst düzey görevlerde bulunan din adamları Stephanos Dispirakis ve Elpidophoros Lambriniadis, Ekümenik Patrik Bartholomeos tarafından metropolit olarak görevlendirildiler. Rum cemaatinin önde gelen isimlerinden, Azınlık Vakıfları Temsilcisi, işadamı Pandeli Laki Vingas da Patrik Bartholomoeos tarafından “Archon” unvanını aldı. Kilisenin koruyucusu, hizmetkârı anlamına gelen “archon” sivil ve dini alandaki faaliyetlere katkı sağlayan, saygın kişilere verilen bir unvan.

[[HAFTAYA]]

Basında pek yer almadığı için bu gelişmeler kimsenin dikkatini çekmedi. Bu tören hem Türkiye’de yaşayan Rum Ortodokslar hem de dünyada bu inanca sahip insanlar için büyük önem taşıyor. Çünkü cemaatleri yaşlanıyor ve İstanbul Heybeliada’da bulunan Ruhban Okulu hâlâ kapalı olduğu için din adamı yetiştirmekte zorlanıyorlar. Patrikhane, faaliyetlerini sürdürmek için yurt dışından Türkiye’ye din adamı getirmek zorunda kalıyor. Türkiye doğumlu bir Türk vatandaşı olan Ekümenik Patrik Bartholomeos okulun kapalı olmasından ötürü yıllardır mağdur olduklarını anlatıyor.

Ancak şimdiye kadar bu soruna çözüm bulunamadı. AK Parti sözcülerinin “Siyasi kararımız var, açacağız” demelerine rağmen durum değişmiyor. AK Parti iktidara yürürken inançlara saygılı olduğu mesajını hep öne çıkardı. Parti, üçüncü dönem iktidar olduğuna göre dini özgürlükler konusundaki taahhütlerinin Hıristiyan vatandaşlarımız için de geçerli olduğunu hatırlamalı ve artık bu kapalı okul dramına son vermelidir. Türkiye gibi büyük ve güçlü bir ülkeye, Osmanlı’dan kendisine miras kalan bir kurumun kolunu kanadını kırıp işlevsiz hale getirmek yakışmıyor.

Yunanistan niye battı?

Bu sorunun cevabını çok teknik ayrıntıya girmeden şöyle vereyim: Ülkede neredeyse hiçbir şey üretilmiyor. Halk gelir düzeyinin çok üzerinde bir refah seviyesine sahip. Çalışma saatleri kısa, tatiller uzun... Herhangi bir dalda ağır sanayi olmadığı gibi teknolojik ve bilimsel alanda ileri gitmiş bir Yunan kuruluşu da neredeyse yok. 1981’de Avrupa Birliği’ne tam üye olan Yunanistan bugüne kadar 100 milyar euro civarında bir yardım aldı. Yunan bürokratları, gelen bu kaynağı resmen çarçur etti.

Mali yardımların önemli bölümü, Ege’deki Yunan adalarının altyapı faaliyeti için tahsis edildi ama doğru dürüst altyapı yatırımı bile yapılamadı. Önceki Başbakan Kostas Karamanlis döneminde yolsuzluk iddiaları ayyuka çıktı, daha sonra işbaşına gelen Yorgo Papandreu iktidarında da durum pek değişmedi. Yunanistan ekonomik olarak hiç hazır olmadığı halde adeta ödüllendirildi ve euro alanına alındı. Yunan ekonomisi sürdürülmesi imkânsız bir tabloyla karşı karşıya. Eğer Avrupa Birliği ve Uluslararası Yardım Fonu (IMF) yaptığı yardımların bir bölümünden vazgeçmezse, komşumuz resmen iflas edecek. Yunanistan’ın teslim bayrağını çekmesi orta ve uzun vadede Türkiye’yi de etkileyecek küresel olumsuzlukların tetikleyicisi olabilir.