Ruhun huzur bulsun Özge! Buradayız!

Cumartesi, 14 Şubat 2015 - 19:00

Sakince gözlerine bakıyorum, gözlerinde acıyı görüyorum, canım yanıyor, çok yanıyor…

Hayallerinin baharında gencecik bir kız, psikoloji eğitimi alıyor ne güzel! Kolay mı bir evlat yetiştirmek, hepimiz biliyoruz biz anneler, o üniversiteyi kazanmış,  az kalmışken ‘geleceğe’, ‘gelecek’ gelemiyor…

Neden?

3 tane canavar yüzünden. 3 canavarın yaşam hakkını elinden alması yüzünden, 3 canavarın, vahşice, korkunç, adaletsizce, insanlıktan uzak, berbat iç güdülerinin esiri olmuş, o 3 canavar, yarım bırakıyor Özge’yi, Özge yarım kalıyor ya, aile ne halde? Ah!..

İnsan olmak ne zaman bu kadar zor oldu? ‘İnsan olma hali’ni ne zaman kaybetti bu ‘varlıklar?’

Bellerine silahları taktığı zaman mı?

Yoksa ‘erkek’ olmayı, yalnızca belirli uzuvlarından kaynaklandığını ‘öğrendiklerinde’ mi?

Ya da o çılgın küfürleri ederken mi bıraktılar insanlıklarını, o çirkin ‘kadın bedenini hunharca aşağılayan’ küfürlerinin tam ucuna…

Bu 3 canavar da çocuk oldu mu sahi bir ara? Onların da evlatları var mı?

Onları yetiştiren aile, bir anne, vardır değil mi?

Övdü mü oğlunu zamanında, ‘erkeksin, kaplansın, elinin kiridir, yaparsın, aslansın’ diye bol gazlı sohbetleri oldu mu?

Öyle bir hal aldı ki toplum, sahip olduğumuz bedenimizi her saniye ve her zamanda korumak zorunda bırakıldığımız, yalnızca kadın olduğumuz için, bu bedene sahip olduğumuz için suçlandığımız, ötelendiğimiz, eleştirildiğimiz…

Tecavüze uğramamalıyız, oldu mu öyle bir durum, kürtaj olmamalıyız, mini etek giymemeliyiz çünkü tecavüze uğrayabiliriz, kahkaha atmamalıyız, atarsak tecavüze uğrayabiliriz, gözlerimize dikkat etmeliyiz, olur da gözün dalar bir adama farkında olmadan, tecavüze uğrayabiliriz, adam der ki; ‘bana baktı’, çalışmamalıyız, okula gitmemeliyiz, okumamalıyız, mümkünse hayatta olmamalıyız, olsak da ne fayda,  yine ölebiliriz her an her yerde. Bir gün bir kuyunun içerisinde bulunur o çok üzerinde konuşulan davetkar bedenimiz, ya da bir ormanda yanmış yıkılmış halde…

Siz kadın olmak ne demek bilir misiniz? Siz asla olamayacağınız bir şey hakkında nasıl bu kadar çok konuşabilirsiniz? Nasıl bu kadar cüretkar olabilirsiniz, bizim hakkımızda söylemlerde bulunurken!

Asla anne olamayacaksınız mesela, asla doğum yapamayacaksınız, asla kalbiniz hem acıyla hem mutlulukla çarpmayacak, regl sancısı nedir hiç bilmeyeceksiniz, hiç ‘bir kadın gibi’ aşık olamayacaksınız, siz susun artık, bırakın kadınları kadınlara, erkekler, o iğrenç, seksist küfürlerinizi de alın, gidin!

Çirkin kahvehanelerinizde, çirkin meclisinizde, çirkin ortamlarınızda kalın, asıl siz, ‘çirkin’ zihniyetler, bu yarattığınız ortamdan utanın ve sokağa SİZ ÇIKMAYIN!

Biz değil!

Ah Özge, benim güzel kardeşim…

Kadın cinayetlerine maruz kalmış, melek ablaların sana iyi baksın…

Biz burada,

Biz savaşacağız, tüm canavarlarla,

Ve biz anneler, en çok biz uğraşacağız, doğru ‘insan’lar yetiştirmek için…

Ruhun huzur bulsun kardeşim…

>> BİR YERDEN AŞAĞI, ÇOK AŞAĞI DÜŞTÜM, ZAMAN; SOLGUN SESSİZ BİR KORİDORDU, ORADA ÇOK ÜŞÜDÜM....