Rüşvetin en nurlusu!

Cumartesi, 07 Kasım 2009 - 05:00

Nur Ertürk’te bir değişim var. Yıllardır Kanal 7 ekranının sabahları ona teslim. Ve hakkını verelim ekranda bir manyetik alanı var. Olmasa çoktan takla atardı... Ama önceki gün konuşmalarında bir güçlük, telaffuzunda sorun gördüm. Dilerim iyidir. Bir de unutmadan; aylık tüp bebek talihlisi çekiliş günüydü... Ertürk, ekrandan rüşvet isteyen ilk sunucu oldu. “Çocuğunuzun ismini kız olursa Nur, erkek olursa Nuri koymazsanız, unutun tüp bebek tedavisini” dedi... Daha önce peşinen rüşveti ödeyip ismi geçen minik Zehra Nur (sanırım buydu ismi) rüşvetin canlı kanıtıydı. Neyse; keşke tüm rüşvetler böyle “nurlu” olsa!

Sağlık halka gidiyor

Ve Doktorum (Kanal D) patladı. İzleyici olarak yükselişteydi, şimdi de hizmet olarak yokuşu tırmanıyor...

Ekimin üçüncü cumartesi günü (21 Kasım) Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’ne Doktorum’u götürüyor program yapımcıları. Ve orada stüdyoyla sınırlı kalmayacak kalabalıklara açılıyorlar...

Sağlık konusunda ilk elden “sağlıklı” bilgiye ulaşmak zor. Doktorum bunu hem ekranda hem de alanda yapıyor artık. Önemli ve tebrik ister bir durum!

Hakkı teslim edelim!

Sevgilisini öldürüp kuyuya atan ve uzun bir zaman sonra bir televizyon yayını sayesinde yakayı ele veren katil zanlısı şimdi içeride...

Fakat ortak bir ayıba imza attı basın. Herkes -POSTA Gazetesi hariçbir TV programında yakalandı diye verdi katil zanlısının haberini. Ve programın ismi telaffuz etmedi...

Emeğe hürmeten o programın ismi Vicdanın Sesi’ydi. Ve Samanyolu TV ekranlarında yayınlanıyordu. Hakkını teslim edelim!

Kral çıplak ama...

Sabiha Akdemir’le Günbegün ekranlarda en sakin ve eğlenceli diye tanımlayabileceğimiz gündüz kuşak programı. Skandal, suç, ceza ve gözyaşı yok, bilgi ve eğlence var!

TRT’nin bu doğru tercihini daha önce buradan kutlamıştık, ama. İşte bu ama önemli. Önceki gün ekranda bir aktar ağabeyimiz alabildiğine kötüledi ilaç sanayini... İnsanların ilacı eczaneden değil, doğadan alması gerektiğini filan söyledi. Başlangıçta hangi otun hangi derde derman olduğunu izlerken pek bir tutmuştum kendisini...

Ama yukarıda söylediklerimi telaffuz edip, ardından bir de “Kral çıplak” diye bağırınca tuhafıma gitti... Elbette doğa her derdin dermanını barındırıyor gövdesinde. Ama pozitif bilim diye de bir şey var. İnsanlar meslek edinmek için yıllarını veriyorlar eğitime. Bir dolusu da akademide kalıp, işin bilimine yürüyorlar...

Şimdi bunların hepsini inkar edip, son derece sevimsiz ifadelerle bilimi rafa kaldırırsak, günbegün geriye takarız vitesi... Olmadı o amcayla. Otlarıyla yüz güldürmeye devam etsin.

Sesiyle can yakmasın derim!

En iyi kurgu bu programda!

Hadi mazrufu konuşmayalım. Herkesin bir derdi var Bizden Kaçmaz isimli programla (Fox TV). Ama zarfın hakkını verelim... Türk televizyonlarında kurgu şaheseri işler görmeyeli çok oldu. Teknoloji gelişiyor ama daha çok dizilerde filan görüyoruz bunu. Bir istisnası bu program. Magazinden ziyade kısa metrajlı film çalışması her haberi... Kızalım, kötüleyelim; ama hakkını verelim. Kim emek harcıyorsa, izlenebilir bir iş çıkarıyor ortaya, bunu bilsin. Ah bir de Ömür Varol’un gerilim yaratan o anlatımı olmasa...

Tatlıları ayrı koyun...

Yemekteyiz’de (Show TV) “israfa karşı sokak hayvanlarına mama götürme açılımı” benim köşenin müptelalarını sevince boğdu. Bu anlamda programa gelen bir dolu tebrik duruyor posta kutumda... Ama çok sayıda da uyarı var. Biri önemli. “Aman” diyor bir okuyucum, “Yemekleri paketlerken tatlıları ayrı koysunlar. Özellikle köpeklerde şeker körlüğe neden oluyor, onlar doğuştan diyabetli çünkü”. Tek dert bu olsun demeyin. Belgesiyle konuşmuş okur... Önceki gün bir tencere ilmik helvası da hayvanlara doğru yola çıkmış. Böyle belgeli uyarıyı köşeye koymam da ne yaparım sahi?..