Rusya ile benzersiz bir ortaklığa doğru

Cumartesi, 13 Mart 2010 - 05:00

Soğuk savaşın sona ermesinin ardından adeta yeni bir dünya düzeni oluştu. Geçmişte Rusya ile (o zamanki adı Sovyetler Birliği) düşman kamplarda yer alıyorduk. Bugün ise her alanda yakın işbirliği yapan iki ülke söz konusu. Türkiye ile Rusya’nın ticaret hacmi 2008 yılında 35 milyar dolara kadar çıktı. Rusya’dan Türkiye’ye her yıl 2.7 milyon ziyaretçi geliyor. Türkiye’den de 250 bin dolayında Türk vatandaşı Rusya’daki çeşitli şehirleri ziyaret ediyor.

Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin gelişmesinde Başbakan Tayyip Erdoğan ile Rusya Başbakanı Vladimir Putin arasındaki özel dostluğun etkisi büyük. Her iki lider son birkaç yılda benim sayabildiğim kadarıyla 10 kez bir araya gelip ikili ve uluslararası konuları konuştu.

Ankara- Moskova arasındaki yoğun temas trafiği Rusya’nın genç ve dinamik Devlet Başkanı Dimitri Medvedev’in şu sıralar planlanan ziyaretiyle devam edecek. Medvedev, 12 Mayıs günü çok önemli bir dizi konuyu konuşmak üzere Türkiye’ye gelecek.

Medvedev’in çantasında nükleer enerji dosyası ve diğer enerji projeleri var. Türkiye ise Medvedev’le bunların yanı sıra Kıbrıs ve Kafkasya konularını da konuşacak. Kısa süre önce Moskova’ya giden Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ve Müsteşar Yardımcısı Ünal Çeviköz bu önemli ziyarette ele alınacak konuların çerçevesini çizmişti.

Eskiden iki ülke birbirine kuşkuyla bakardı, arada ciddi bir güven sorunu vardı. Bu güvensizlik havası şimdi büyük oranda dağılmış durumda. Rusya’nın Gürcistan ile savaşın eşiğine geldiği dönemde Türkiye’nin Amerikan gemilerinin Karadeniz’e geçişine izin vermemesi Moskova’da tarihi bir jest olarak algılanmış.

Geçtiğimiz haftalarda Balkan turuna çıktığımız Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye ve Rusya’nın başını çektiği bir grup ülkenin “Soçigen” adını verdikleri serbest dolaşım alanı yaratmak istediklerini söylemiş ve Avrupa’nın “Schengen” düzenlemesine gönderme yapmıştı. Erdoğan ile Putin’in iki ülke arasındaki vizeyi kaldırma konusunda siyasi karar aldıklarını söylemişti. Görebildiğim kadarıyla Türkiye vizenin kaldırılması konusunda daha istekli. Rusya ise Türkiye’den gelebilecek işçi akını ve Kafkasya kökenli yasa dışı grupların kontrol edilmesi güç bir trafik yaratmasından endişe ediyor.

“TÜRKİYE İLE RAKİP DEĞİLİZ”

Moskova ile bir iki istisna dışında uluslararası alanda neredeyse aynı adımları atıyoruz. Farklılaştığımız konuların başında Kıbrıs geliyor. Rusya’nın Kafkasya politikası da çoğu zaman Türkiye’nin beklentilerini karşılamıyor. Bütün bu konuları dün Kanal D’nin İstanbul’daki VIP salonunda yemek yediğimiz Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Vladimir İvanovsky ile konuştuk. Mehmet Ali Birand’ın ev sahipliğinde gerçekleşen yemeğe Rusya’nın İstanbul Başkonsolosu Alexey Erkhov da katıldı.

Vladimir İvanovsky Türkiye ile yer yer rekabet ettiklerini ancak olumsuz anlamda rakip olmadıklarını söyledi. Ankara’yla ilişkilerin her alanda gelişmesine büyük önem verdiklerini anlattı. Turizm hareketlerine bakınca Türk sahillerinin adeta Rusya’nın güney kıyısı haline geldiğini söyleyen Büyükelçi İvanovsky, Türkiye’yi tercih eden Rusların çok memnun ayrıldıklarını ifade etti.

Büyükelçi’ye Türkiye kamuoyunda oluşan kuşkuları dile getirdim ve “Rusya Kafkaslar’da gerçekten barış sağlanmasını istiyor mu?” diye sordum. Rusya Büyükelçisi İvanovsky “Bizim ülkemizde 2,5 milyon Ermeni, 2 milyon Azeri ve 1 milyon dolayında da Gürcü kökenli insan yaşıyor. Kafkaslarla böylesine güçlü bağlarımız varken orada barış istemediğimiz düşünülebilir mi” cevabını verdi.

Diğer taraftan Büyükelçi İvanovsky’nin yaptığı analizden, Kafkaslar’daki sorunlara kalıcı bir çözüm bulunabileceği konusunda pek umutlu olmadığını hissettim. En azından yakın vadede...