'Rusya'da renkli devrim örgütlenmesine müsaade yok'

Rusya Siyasi Araştırmalar Enstitüsü Başkanı Sergey Markov, ABD'nin Moskova'da rejimi değiştirmek istediğini savunarak, Rusya'da "renkli devrim" örgütlenmesine müsaade etmeyeceklerini belirtti

'Rusya'da renkli devrim örgütlenmesine müsaade yok'

Rusya Eğitim, Kültür ve İşbirliği Derneği’nin açtığı "diplomasi okulu" kapsamında, Rus-Türk evliliklerinden doğma gençlere ders veren Markov, AA muhabirine gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in dış politika danışmanları arasında da yer alan Markov, Ukrayna krizi nedeniyle gerilen ABD-Rusya ilişkileriyle ilgili, "Bugünkü duruma Soğuk Savaş demek doğru değil çünkü içinde bulunduğumuz durum Soğuk Savaş’tan daha tehlikeli. Soğuk Savaş jeopolitik bir rekabetti. Washington Moskova’da, Moskova da Washington’da rejimi değiştirmek peşinde değildi. Ancak bugün Washington, Moskova’da rejimi değiştirmek istiyor. ABD Ukrayna’da askeri darbe yaptı, Ukrayna’daki iç savaşı örgütledi" diye konuştu.

Markov, 19. yüzyılda Napolyon'un, 20. yüzyılda da Hitler'in Rusya'ya düzenledikleri askeri harekatları hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Bugün de Barack Obama müdahalede bulunmak istiyor. Bütün bu saldırganlar Rusya’ya Ukrayna içinden girdi ve bütün bu saldırılar tek bir şekilde sonuçlandı: saldırganın çöküşü, Rusya’nın zaferi. Bugün de aynı şey olacak. Umarım siyasi danışmanları Obama’ya 'Mr. Obama, bize inanın, Hitler’den veya Napolyon’dan daha güçlü değilsiniz' derler. Biz, Rusya’da 'renkli devrim' örgütlenmesine müsaade etmeyeceğiz."

Markov, ABD'nin öncelikle sivil toplum örgütleriyle saldırdığını, medya ve propagandayı kullanarak "renkli devrimleri" örgütlediğini öne sürdü.

ABD’nin izlediği politikalarla Rusya’yı yalnızlaştırmasının da mümkün olmadığını savunan Markov, aralarında Türkiye'nin de yer aldığı pek çok ülkenin "yaptırım savaşına" katılmak istemediğini iddia etti. Markov, yaptırımların AB içinde de tartışma yarattığını kaydetti.

- Ukrayna'da federal çözüm

Rusya’nın Ukrayna planının demokrasiden ibaret olduğunu söyleyen Markov, şöyle konuştu:

"Ukrayna’daki anti-demokratik cunta yerini demokratik olarak seçilmiş Ukrayna hükümetine bırakmalı. Ukrayna sayıları birkaç bini bulan siyasi tutukluları serbest bırakmalı ve basın basın özgürlüğünü sağlamalı. Ukrayna'da ABD, Almanya veya Rusya modeline göre bir federalizme geçilmeli. Hangi model olacağına da Ukraynalılar karar vermeli. Ukrayna’da barışın adı federalizmdir."

NATO'nun 6 Baltık ülkesinde yeni komuta merkezleri kurma kararını da değerlendiren Markov, "Bunun NATO bürokrasisinin aldığı çok tehlikeli bir karar olduğunu düşünüyorum. NATO da bütün bürokratik örgütler gibi büyüdükçe büyüyor ve maliyetleri de arttıkça artıyor" dedi.

Markov, Baltık ülkelerinin Rusya’nın müdahalesinden korkmaları için bir neden bulunmadığını ifade ederek, "Rusya sadece ve sadece kitlesel bir kıyım olması halinde müdahale eder. Yüz binlerce insanın öldürülmesi gibi bir durumda Rusya işe karışabilir. Ama söz gelimi Estonya’nın böyle bir katliam planı yoksa Rusya’dan korkması için de neden yok" görüşünü dile getirdi.

- "Nemtsov Putin’i eleştiriyordu ama popüler biri değildi"

Moskova'da önceki hafta uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybeden eski başbakan yardımcısı Boris Nemtsov'un ölümüyle ilgili çeşitli senaryoların mümkün olduğunu anlatan Markov, cinayetle ilgili Kafkasya kökenli 2 şüphelinin yakalandığını ancak suikastin kimin tarafından planlandığının henüz ortaya çıkmadığını kaydetti.

Markov, cinayetin yabancı istihbarat örgütlerinin bir organizasyonu olmasının daha büyük bir ihtimal olduğunu söyledi.

Suikastın yabancı istihbarat örgütleri tarafından Rusya’yı siyasi istikrarsızlığa sürüklemek için örgütlendiğini ve Putin’in üzerine yıkılmak istendiğini savunan Markov, "Nemtsov'un özellikle de Kremlin’e bu kadar yakın bir noktada öldürülmüş olmasının nedeni de bu. Cinayetin işlendiği nokta bir TV şovu için biçilmiş kaftan" görüşünü dile getirdi.

Markov, "Nemtsov tabii ki Putin’i eleştiriyordu ama popüler biri değildi. Bununla birlikte, geçmişte başbakan yardımcılığı yaptığı için iyi tanınan bir şahsiyetti. En güçlü ihtimal de Ukrayna İstihbarat Servisi'nin bu işi yapmış olması" dedi.

Ukrayna İstihbarat Servisi’ni “terör örgütü” diye niteleyen Markov, Ukrayna içindeki yüzlerce siyasi cinayetin sorumluluğunun da bu örgüte ait olduğunu öne sürdü.

- AB, bizi davet etmedikleri bir nikah gibi"


Türkiye Rusya ilişkilerini de değerlendiren ve Türkiye'nin Avrasya Ekonomik Birliği'ne katılması muhtemel ülkeler arasında olduğunu belirten Markov, "Avrasya Birliği Avrupa Birliği’ne (AB) karşı bir oluşum değil, daha ziyade ona paralel bir yapı. Avrasya Birliği de AB ile aynı ilkeler üzerine kurulu ancak bu birliğin üyeleri AB'ye üyelik şansı bulamayan ülkeler. Avrasya Birliği'ne katılması mümkün ülkeler Azerbaycan, Gürcistan, Türkiye, Moldova, Özbekistan ve belki de büyük değişimler geçirmesi, demokratikleşmesi halinde İran" diye konuştu.

Rusya ile Türkiye arasında pek çok benzerlik olduğuna dikkati çeken Markov, "İkisi de Avrasya ülkesi. Her iki ülke de AB kurumlarını ülkelerinde kurmak ama kimliklerini de korumak istiyor. Her iki ülke de AB ile iyi ilişkiler kurmak istiyor ama iki ülke de birliğe üye olma şansı bulamıyor. Bence Türk toplumu da AB’nin Türkiye’ye asla tam üyelik vermeyeceğini anlayacak" görüşünü dile getirdi.

Türkiye'nin AB’ye üye olma şansı bulması durumunda bunun tabii ki iyi olacağını dile getiren Markov, "AB iyi bir oluşum.  Problem, AB’nin, komşularımızın bizi davet etmedikleri bir nikah gibi olması. Onlar mutlu ama biz davetli değiliz" dedi.

- Erdoğan ve Putin'in tarihi misyonu

Rusya ile Türkiye'nin liderleri açısından da benzerlikleri bulunduğunu savunan Markov, Putin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çok karizmatik, güçlü ve toplumlarında popüler liderler olduklarına işaret etti.

Rusya ile Türkiye'nin ekonomik ilişkilerinin son yıllarda sergilediği büyümeye dikkati çeken Markov, "Bence bu ilişkiler Türkiye’nin sonunda Avrasya Birliği’ne üye olmasıyla sonuçlanabilir. Avrasya Birliği bir Türk-Slav, bir İslam-Ortodoks koalisyonu olacak. AB ise biliyorsunuz Protestan-Katolik, Roma-Germen koalisyonudur" diye konuştu.

Türkiye'nin muhtemel Avrasya Birliği üyeliğiyle ilgili olarak Markov, "Bence Erdoğan ve Putin’in tarihi misyonu bu. Yerine getirirler mi, getirmezler mi bilemiyoruz" ifadelerini kulllandı.

Türkiye ile Rusya'nın halk, ekonomi ve liderlik düzeyinde iyi ilişkiler içinde olduğunu ancak siyasi elitler ve medya düzeyinde yeterli ilişki bulunmadığını belirten Markov, "Ruslar Türkiye hakkında bilgiyi batı medyasından, Türkler de Rusya hakkındaki bilgiyi yine Batı medyasından alıyor. Doğrudan ilişki kurmalıyız" dedi.

AA