Rüyalarınıza girecek 20 bilimkurgu filmini Kerem Akça seçti

Bilimkurgu sineması daha ziyade teknolojik aygıtlarla, robotlarla, bilgisayarlarla bilinse de modern çağa adapte olduğunda bilinçaltını da çokça kullanmıştır. Bu bağlamda da rüyalar, kabuslar, yaratılan anılar, dolgu bellekler, silinen hafızalar ve daha fazlası kendilerine model oluşturmuşlardır. “Hafıza” ve “Labirent: Son İsyan”ın vizyona girdiği haftada işte sinemanın bu ‘sanal gerçekçilik bilimkurgusu’ ile yakın akraba alanının en başarılı örnekleri…

25 Ocak 2018, Perşembe 11:08
A A
KEREM AKÇA / kerem.akca@posta.com.tr

KEREM AKÇA / kerem.akca@posta.com.tr

1-Saniyeler (Seconds) (1966) Nükleer Savaş’ın yarattığı ‘kimlik bunalımı’ problemini, ‘yeni bir kimlikle hayata başlama’ ezberiyle kilit bir ‘film modeli’ne malzeme eden özel bir klasik. Frankenheimer’ın filmi, birçok kişiyi kızdırsa da Rock Hudson’ın önemsenmeyen eserlerden böylesi bir işe geçmesiyle dikkat çekmiştir. Bu alanın en eski kilometre taşı ve öncülü, ‘politik paranoya’ etkilidir.  

2-Taş Tanrı Zardoz (Zardoz) (1974)

2-Taş Tanrı Zardoz (Zardoz) (1974)

Bu konuda her şeyin başlangıcı olarak ananlar fazla, ama camp (bilinçli bayağılık estetiği) ve kült bir film diye burun kıvıranlar da var… John Boorman, Sean Connery’yle el ele verdiği yapıtta, psişik güçlerden destek alan eşsiz bir bilinçaltı evreni yaratmıştı. Paralel evren tanımları, içine girince çıkamadığımız zihinsel dehlizler ve hayali öğelerden beslenen ‘masalsılık’ çoktan iz bıraktı.  

3-Kutsal Dağ (La Montaña Sagrada) (1973)

3-Kutsal Dağ (La Montaña Sagrada) (1973)

Hangi kalıba oturtacağımızı bilemediğimiz, punk saykodelik düşlerin babası Alejandro Jodorowsky imzalı olağandışı bir bilimkurgu filmi… Rüyanıza girdi mi bir daha uyanmak istemeyeceğiniz gerçeküstücü bir zihin yolculuğu kıvamında… Video-art parçaları, orantısız çıplaklık, sömürülen dini motifler, simyacılık müessesesi ve daha fazlası…  

4-Sessiz Dünya (The Quiet Earth) (1985)

4-Sessiz Dünya (The Quiet Earth) (1985)

Kıyamet sonrası atmosferde uyanan gizemli bir adam… Onun sır perdesini yavaş yavaş aralaması ve nihai sürpriz… Yeni Zelandalı Geoff Murphy’nin Craig Harrison’ın romanından uyarladığı başyapıtı, sinemanın gizli cevherlerindendir. ‘Sanal gerçeklik mi, bellek yaratımı mı?’ sorusuyla da her daim zihnimizi kurcalamıştır.  

5-İz Sürücü (Stalker) (1979)

5-İz Sürücü (Stalker) (1979)

Tarkovsky’nin ‘Bölge’sinin anlamını halen çözmeye çalışanlar var. Ama Strugatsky Kardeşler’in romanında bu, tamamıyla uzaydaki bir gezegene, bir yaşam biçime tekabül ediyor. Burada ise savaş anılarının ve kapitalizm kabuslarının esiri olmuş bir insan ırkını. Bu şiirsel ve hipnotik sinema şaheseri defalarca kez izlendikçe daha da değerlenen bir klasik.  

6-Gerçeğe Çağrı (Total Recall) (1990)

6-Gerçeğe Çağrı (Total Recall) (1990)

Sinema tarihinin ilk dolgu bellek bilimkurgusu belki de… Görünürde Paul Verhoeven’ın katkısıyla Arnold Schwarzenegger’in izinde bir ‘ajan aksiyonu’ izleriz. Ama bu şablonun ‘ısmarlama hatıralar’la yapma bir senaryoya yapıştırıldığı çok açıktır. Sharon Stone’dan hap kullanımına kadar her şeyiyle Philip K. Dick uyarlaması “Gerçeğe Çağrı” bir modern klasiktir…  

7-Solaris (Solyaris) (1972)

7-Solaris (Solyaris) (1972)

Stanislaw Lem’in romanından Andrei Tarkovsky’nin uyarladığı eser, metaforlarıyla ve şiirsel görüntüleriyle akıllardan çıkmayan, 2002’de bir de Amerikan uyarlaması görmüş bir eserdir. Sinema tarihinin ilk uzay gotiği bilimkurgusu, psikolog ana karakterin eşini ve astronotları kurtarma adına yaptığı zihinsel ve şiirsel yolculuğun temsilidir.    

8-Gizemli Şehir (Dark City) (1998)

8-Gizemli Şehir (Dark City) (1998)

Uzayın derinliklerinde, uzaylıların kontrolünde bir şehir… İnsanoğlunun bilinçaltına anılar yükleyerek yürüyen bir düzen… Alex Proyas burada bir ırk, bir mimari ve bir model yaratmıştı. “Gizemli Şehir”in etkisi bugünlere kadar uzandı ve halen taze.  

9-Brazil (1985)

9-Brazil (1985)

Terry Gilliam’ın gerçeküstücü imgeleriyle ‘distopya’yı ‘fantastik’ olarak algılarken, Jonathan Pyrce’a da anlam yüklüyor. Yaratılan retro dünya bilinçaltını oyun alanına çeviren sert bir ‘bürokrasi eleştirisi’ de barındırıyor. Halen kullandığı lensler ve imgelerle nesillerden nesillere aktarılan bir tür filmi.  

10-Başlangıç (Inception) (2010)

10-Başlangıç (Inception) (2010)

‘Rüya inşaatı bilimkurgusu’ adıyla yeni bir alt türe imza atarken, Christopher Nolan’ın zekasını ve yaratıcılığını kanıtlayan bir iş… İnsanların bilinçaltından rüyaları çalan bir hırsıza odaklanması sebebiyle ‘zihinsel bir soygun filmi’ ibaresini yakıştıranlar da var... “Başlangıç”, “Avatar”la birlikte türün günümüzde furyaya dönüşmesine önayak olmasıyla kilittir.  

11-Aç Gözünü (Abre Los Ojos) (1997)

11-Aç Gözünü (Abre Los Ojos) (1997)

‘Aç Gözünü’ diyerek fısıldayan bir ses, bizi bir İspanyol burjuvasının beynine davet eder… Alejandro Amenábar, anı yaratımı üzerine bir tatil, bir yozlaşma, bir hedonizm temsili yaratmıştır. “Saniyeler”in ardılı olsa da ‘romantik’ tarafıyla sonrasında “Vanilla Sky” yeniden çevrimine kaynaklık eden bir bilimkurgu hazinesine imza atmıştır.  

12-Ufuk Faciası (Event Horizon) (1997)

12-Ufuk Faciası (Event Horizon) (1997)

‘Uzay gotiği bilimkurgusu’ alt türünün Amerikan sinemasından çıkan en güçlü örneklerinden. Kara delikte kaybolan uzay gemisini arayan astronotların hikayesi, nihayetinde bir ‘perili uzay üssü’ tanımıyla karşılık bulacaktır. P.W. Anderson’ın sinemaya dingin ve gerilimli girişi, Sam Neill’a da çok şey borçluydu.    

13-Paprika (2006)

13-Paprika (2006)

İnsanlara rüyalarını kaydetme ve izleme şansı tanıyan D.C. Mini’nin keşfedildiği bir gelecek portresi… Atsuko adlı bir doktorun rüya dünyası ‘Paprika’yla psikolojik sorunu olan hastalara illegal olarak yardım etmesi dünyayı kargaşaya sürükleyecektir… Satoshi Kon’un anime çalışmalarındaki becerisini ispatladığı yerlerden biri…  

14-Hesaplaşma (Paycheck) (2003)

14-Hesaplaşma (Paycheck) (2003)

Yaptığı işlerden sonra özel bir cihazla kısa süreli hafızasını silen Michael Jennings, gerçek bir kumpasın, bir Philip K. Dick koşuşturmacasının içine çekilir. Ulaşmakta zorluk çektiği 92 milyon doları geri almak ancak ‘zaman yolculuğu’ ile mümkün olacaktır. John Woo’nun Hitchcockyen ve mitolojik öğelerle sardığı yaratıcı ve melez bir bilimkurgu filmi.  

15-Carré Blanc (2011)

15-Carré Blanc (2011)

Fransa’nın dünya zemininde geçen “Gizemli Şehir”i olarak anılabilecek, insan hayatlarını fabrika kıvamında bir karamsarlığa sürükleyen bir eser… Faşist bir düzen, hipnotik bir yaklaşım, kara film estetiği ve ailenin açığa çıktığı sürekli tekrarlanan bir yaşam yargısı… Jean-Baptiste Léonetti, bu dingin bilimkurguyla Fransız sinemasına çok şey kazandırdı.  

16-Dreamscape (1984)

16-Dreamscape (1984)

“Başlangıç”ın resmi olmayan ilham perisi… Uyuyan insanların bilinçaltına girebilen Alex’in (Dennis Quaid) öyküsü, 80’ler duygusuyla anılsa da başta “Hücre” (“The Cell”, 2000) olmak üzere birçok filmde iz bırakmıştır. Joseph Ruben imzalı eser, biraz kitsch (bayağılık estetiği) bir dünyaya sahip olsa da fikriyle hatırlanıyor.    

17-Seçilmiş (The Giver) (2014)

17-Seçilmiş (The Giver) (2014)

Siyah-beyazdan renkliye geçişi ‘ergen olma’ olarak tanımlayan, “1984”ün yapısıyla “Gizemli Şehir”in anlayışını bir araya getiren bir yapıt. Brenton Thwaites, Jeff Bridges, Meryl Streep destekli bir ‘genç yetişkin anı toplayıcı bilimkurgusu’ alt türü arayışına çıkıyor. İnsanoğlunun hafızasının sıfırlandığı düzen önerisiyle de arşivlenesi.  

18-Memories (Memorîzu) (1995)

18-Memories (Memorîzu) (1995)

“Akira” ile tanıdığımız Katsuhiro Otomo’nun kısa manga hikayelerinden perdeye aktardığı üç parçalı bir antolojik anime… “Manyetik Gül”, “Yapışan Bomba” ve “Ölmeye Giden Askerler”, uzayda, günümüzde veya Viktoryen dönemde hatıraların ve rüyanın anlamlarını aradı. Bunlardan üçüncüsü Otomo’nun kendisine ait…    

19-Prometheus (2013)

19-Prometheus (2013)

‘Yaratık’ın yaratıcı ön bölümü seriyi uzay gemisinde geçen bir uzay gotiği bilimkurgusuna çevirmesiyle dikkat çekti. Atmosfer duygusuyla Ridley Scott’ın ilk yıllarını hatırlattı. Özellikle uzay gemisini perili ev olarak kullanması ve insan ırkının gerçekleri ararken bilinçaltını kullanmasıyla hatırlanacak.    

20-Kaybolan Dalgalar (Aurora) (2012)

20-Kaybolan Dalgalar (Aurora) (2012)

Bellekte geçen bir Pasolini doğası tanımıyla anılabilir. Bu akıl almaz Litvanya bilimkurgusu, özelliğini ‘bilimsel deney’ süreçlerinden ve anadan üryan bedenlerle akan rüya mantığından alıyor. Şüphesiz ‘ülkesi için büyük, dünya için küçük bir adım’. Kristina Buozyte, Litvanya’nın medar-ı iftiharı…