“Sabah 8 uçağıyla Tayland'a gidiyoruz deseniz gelirim”

İtalyan giyim markası Stefanel'in Türkiye Genel Müdürü Füsun Çevikel Kuran. Aynı zamanda Tescilli Markalar Derneği (TMD) Başkanı. 10 yıl önce Stefanel'e genel müdür olduğunda sektörün en gençlerindendi. Capital Dergisi ve Soysal Perakende Güneşi Ödüllerinde “En Başarılı Profesyonel Yönetici” seçildi. Kuran, hem ikiz kızlarını büyütüyor, hem doktora yapıyor, hem de dünyayı geziyor. Doğumdan üç ay sonra Ölüdeniz'de paragliding yapacak kadar da çılgın...

11 Kasım 2012, Pazar 05:00
A A

ÇAĞRI BİLGİN

cagri.bilgin@posta.com.tr   twitter.com/cagribilgin

İkizlerle başlayan gün

Her sabah 7’de kalkıyorum. İki buçuk yaşındaki kızlarım Kayra ve Talya’nın uyanmasıyla birlikte ailece kahvaltı yapıyoruz. Dokuzuncu aydan bu yana bizimle birlikte aynı masada yemek yiyorlar. Bu çok önemli çünkü kendilerini birey hissediyorlar. Daha sonra onlar anaokuluna ben de işe giderim. Eşimle akşam yemeklerinde evde olmaya çaba gösteriyoruz. Her gün mümkün olmuyor elbette.

Ayakkabıda yüksek topuk

Giyim kuşamda yüzde 98 Stefanel. Ayakkabı ve saatte sevdiğim markalar var. Ayakkabıda Giuseppe Zanotti, Christian Louboutin, Jimmy Choo, Alexander McQueen... Bunların hepsi çılgın tasarımcılar. Feminen, yüksek topuklu ayakkabılar seviyorum. Tabii bunları iş ve davetlerde giyerim. Saatte Rolex, Cartier ve Chopard’ı severim.

Yeni tatlar hoşuma gidiyor

Bugüne kadar tadına bakmadığım hiçbir yemek olmadı. Uzakdoğu yemeklerine bayılırım. Yeni lezzetleri denemek hoşuma gidiyor. Yılanı hiç sevmem ama yemek olarak tadına baktım. Tabii Akdeniz mutfağını da beğenirim. Yemek yapmaya fırsat bulunca yapıyorum. Bu konuda becerikli olduğumu söyleyebilirim.

Hoca olurum

Akademik kariyer yapıyorum. 10 küsur yıldır pratiğini yaptığım bir şeyi şimdi teorik olarak okuyorum. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde işletme yönetimi ve organizasyon doktorası yapıyorum. Üniversitede ders vermek istiyorum, profesörlüğe kadar gidebilirim. Bundan sonraki hayatımda akademik hayatta da olmayı arzu ediyorum.

Thai masajı başka

30 ülke, 80-100 şehir gezmişimdir. Ben en çok doğa için gidiyorum. Yeni kültürleri ve insanları tanımak beni mutlu ediyor. Ekstrem sporların da yapılabileceği yerlere gitmeyi severim. Küba, Kamboçya, Jamaika’ya hayran kaldım. Ama yarın sabah 8 uçağıyla Tayland’a gidiyoruz deseniz gelirim. Masaj hastasıyım. Japonya ve Maldivler’de de masaj var ama Bangkok’taki bir başka. Thai masajı ve Thai mutfağına bayılıyorum.

Pilatese başlayabilirim

Doğumda 24 kilo aldım. Spor yaptığım söylenemez. Ortaokul-lise yıllarımda hayatımda 5 yıl basketbol oynadığım dönem oldu. Hayatımın en önemli gelişme dönemi o yıllarda yaptığım kas yapısı ve metabolizmik düzeni koruduğumu düşünüyorum. Düzenli spor yapanlar sporu kestikleri anda kilo alıyorlar. Ben ise almıyorum. Fakat doktoram biter bitmez pilatese başlamayı düşünüyorum. Pilates kas yapısını değiştiren farklı bir teknik.

Tarantino hayranıyım

Amerikalı yönetmen Quentin Tarantino’nun hastasıyım. Bence 10 numara bir yönetmen ve senarist. İlk filmi Rezervuar Köpekleri Tarantino’nun senaryosunu da kendisinin yazdığı film, sinemaya alışılmadık bir tarz getirdi. Uma Thurman’ın oynadığı Kill Bill’i de unutamam, Pulp Fiction’ı da sayabilirim. Aktör olarak Jack Nicholson’ı tek geçerim, aktris olarak Audrey Hepburn çok özeldir.

Uçurtma Avcısı’nda ağladım

Kitap fırsat buldukça okurum. Biraz geç oldu oma Khaled Hosseini’nin Uçurtma Avcısı’nı yeni okuma fırsatı buldum. Bir gecede bitirdim, gözlerim şişti ağlamaktan. Hemen ardından diğer kitabı Bin Muhteşem Güneş’i de okudum. Müzikle aram süper değil. Biraz rock severim. Türkçe sözlü müziğe uzağım.

Salata yiyenlerden olmadım

Çok güzel yemek yerim. 20’li yaşlarda arkadaşlarım öğlen salata akşam salata yerlerdi. Hep şunu düşündüm, 20 yaşında salata yiyerek formunu koruyanlar acaba 40 yaşında ne yiyerek form tutacak? Ben hiçbir zaman çok zayıf bir kadın olmadım. Yılın 340 günü yemek yerim sadece 20 gün rejim yaparım. Tatlı hayatımda yok. Karbonhidrat az yerim.

İzmir’e gitmeden yapamam

New York ile Londra arasında kararsız kalıyorum ama iki şehri de çok seviyorum. İstanbul tabii çok özel bir kent. Fakat benim bir İzmir gerçeğim var. İzmir’e gitmediğim zaman kendimi eksik hissediyorum. Belki de doğduğum ve büyüdüğüm yer olduğu için. Kendimi, Alsancak’ta yürürken, Reyhan’da oturup bir çay içerken, vapura binip Karşıyaka’ya geçerken hayal ediyorum.

(11.11.2012 tarihli Posta Karnaval'dan alınmıştır.)

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;