Sabancı Müzesi'ne teşekkürler

Cumartesi, 24 Kasım 2012 - 05:00

Aslında Sabancı, Eczacıbaşı ve Koç ailelerinin hepsine, sanata yaptıkları katkıdan ötürü teşekkür etmek gerek. İstanbul’daki en güzel müzeler sayelerinde kuruldu... Gelelim geçen haftasonuna... Fıstık gibi bir havada, bir cumartesi günü Sabancı Müzesi’ndeki Monet’ye düşürdük yolumuzu. Emekli annem, küçük oğlum ve ben, sıraya girip biletlerimizi alırken hoş bir sürpriz ile karşılaştık!

60 yaş üstü, çocuklar ve çocuk refakatçileri ücretsiz imiş! Üstelik çarşamba günlerinin de herkese ücretsiz olduğunu öğrendim! O güzelim bahçe cıvıl cıvıl, insanlar akın akın, çoluk çocuk aileler, yabancılar, öğrenciler dolu salonlar... Monet sergisi de tek kelime ile muhteşem idi! Uzakta olanlar için hemen şu linki yazalım; www.ekavart.tv/sergiler/diger/monetnin-bahcesissm Linkin şimdiye kadar tıklanma sayısı 650.000! Hayır, yanlış okumadınız!

Merak edip sorunca öğrendim ki; sergiyi ziyaret edenlerin cumartesi günkü sayısı ise; 2 binin üstünde imiş! Serginin düzenlemesi çok başarılı, gelen tablolar ressamın en nadide çalışmalarından örnekler... Tam bir ruh güzellemesi, göz ziyafeti oldu. İmkânınız varsa, kaçırmayınız. Ocak ayının ilk haftasına kadar devam ediyor.

Konser ve verimlilik

Doğruya doğru, çok azımız klâsik müzik konserlerine ilgi gösteriyoruz. Boş zamanımız ve imkânımız varsa dahi, klâsik müzik konserleri tercih edilen sanat aktivileri listesinde üst sıralara pek yükselmez. Ama işte, alttaki anekdotta böyle düşünmeyen bir genel müdür var! Okuyalım bakalım:

VERİMLİLİK!

Büyük şirketlerden birinin genel müdürü, gerçek bir klâsik müzik aşığıymış. Bir gün, şehre ünlü bir orkestra gelmiş. Konserin en önemli parçası da Schubert’in ünlü ‘Bitmeyen Senfoni’siymiş’. Genel müdür bu eseri dinlemek için çok hevesli olmasına rağmen, işi nedeni ile konsere gidemeyeceğinden, gelen davetiyeyi şirketin verimlilik uzmanına vermiş ve: Lütfen bu konsere git ve bana izlenimlerini aktar, demiş.

Verimlilik uzmanından, ertesi gün bir değerlendirme raporu gelmiş. “Sayın Genel Müdürüm” diye başlıyormuş:

1) Dört obuacı konserin önemli bir süresinde boş oturdular. Bunların sayısı azaltılırsa konsere daha çok katkıda bulunurlar.

2) Orkestrada on iki kemancı var. Bunların hepsi aynı anda hareket ediyorlar ve aynı notaları seslendiriyorlar. Bence ciddi bir yanlışlık. Kesinlikle personel tasarrufu yapılmalıdır.

3) Onaltılık notalara ağırlık verilmiş. Doğrusu büyük ziyan. Seyirciler sekizlik ve onaltılık notalar arasındaki farkı anlamaz. Bu nedenle; onaltılık notalarla eser çalarak yüksek ücret alan elemanlar yerine, sekizlik notaları çaldırıp düşük ücretle çalışan stajyerler kullanılmalıdır.

4) Yaylı sazlarla işlenen pasajlar, nefesli sazlarla aynen tekrarlanıyor. Bu durum gereksiz tekrardan başka bir şey değildir. Dolayısıyla; tekrarlar önlendiğinde, iki saatlik konser yarıya inecektir. Özet olarak sayın genel müdürüm; Eğer Schubert bu önlemleri alsaydı ‘Bitmemiş Senfoni’ kesinlikle biterdi! Arz ederim efendim. Not: Alıntıdır

Uçak kazalarında hayatta kalmanın yolları

Küreselleşmenin ve seyahatlerin artması ile birlikte, uçak taşımacılığı da en tercih edilen ulaşım şekli olarak yükselişte... Sıkı kontrollerin ve kuralların geçerli olduğu bu sektörde, olabilecek kazalar için, havacılık konusunda uzman görüşlerden derlenmiş ‘kaza anında hayatta kalma’ önlemleri ise şöyle:

- Emniyet kartlarındaki çarpışma ya da acil durum anında yapılması gereken duruşları ezberleyin.

- Uçak yolculuklarına rahat ve spor kıyafetlerle çıkın. Kapalı ve topuksuz ayakkabılar, uzun kollu tişört ve uzun pantolonlar tercih edilmeli.

- Koltuk seçimi önemlidir. En arkada bulunan acil çıkış kapısı ve arka sıraları daha güvenlidir. Bu koltuklarda seyahat eden yolcuların hayatta kalma oranı geçmiş kazalar baz alındığında önlerde oturan yolculara göre yüzde 45 fazladır.

- Emniyet kemerinizi mutlaka takılı tutun.

- Oksijen maskeleri inerse önce kendinizinkini, sonra çocuklarınızın maskelerini takın.

- Sadece cep telefonunuzu alın ve cebinize koyun. Başka hiçbir şey almayın.

- Çarpma ve düşme durumunda paniğe kapılmadan bir an önce uçaktan dışarı çıkmaya çalışın.

- Uçak kazalarında ilk 2-3 dakika altın değerindedir. Derhâl, çocuklarınızı ve kendinizi en yakın çıkışa yönlendirin. Uçaktan çıkınca da mümkün olduğunca uzaklaşın.

- Kurtarılana kadar geçecek süre zarfında, bulunduğunuz şartlar içinde ilk amacınız hayatta kalabilmek. Kuru ve güvenli bir alanda, şoka girmeden beklemek önemli. Kimseye, hiçbir zaman lazım olmaması temennisi ile, bu önlemleri aklımızda tutmalıyız.

Bir SBS sorusu!

Yukarıda bizi dakikalarca uğraştıran bir SBS sorusu var. Bu sorular için sınavda ayrılabilecek zaman 60 saniye. Bakalım siz ne kadar zamanda yapabileceksiniz? (Doğru yanıt : D şıkkı; 80... Zaten maharet kuralı bulmakta)

(24.12.2012 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır.)