Sabancı'da odağa 'kârlılık' alınıyor

a
a
Cuma, 16 Temmuz 2010 - 05:00

Sabancı Holding’in bir önceki CEO’su (İcra Başkanı) Ahmet Dördüncü ile en son 2008 yılının Ağustos ayında konuşmuştum. Krizin etkileri henüz hissedilmeye başlamıştı. Ahmet Dördüncü, holdingin gidişinden, büyüme ve kâr rakamlarından memnundu. “Böyle giderse 2015 yılında 35 milyar dolar ciroya ulaşırız” diyordu. Ahmet Bey ile ondan sonra birkaç kez daha karşılaştım. En son Bağdat Caddesi’nde, bir hafta sonu, ailesiyle yemek yerken bir restoranda rastlamış, sohbet etmiştim.

Sürpriz ayrılıkla gelenler

Açıkçası Ahmet Bey’in holdingdeki CEO’luk görevinden ayrılmasını ya da bırakmasını beklemiyordum. Holding Başkanı Güler Sabancı ile uzun süredir birlikte çalışma deneyimi ve iyi ilişkisi vardı. Ancak, bir akşam üzeri gelen haberle birlikte Sabancı’da Zafer Kurtul dönemi de başlamış oldu. Akbank’ta uzun yıllar çalışan, Erol Sabancı ile uyumlu bir dönem geçiren Kurtul, bu özelliklerini mutlaka Sabancı Holding’e aktaracaktır.

Yeni dönem ne getirecek?

Sabancı Holding, Güler Sabancı liderliğinde, son birkaç yıldır ciddi atak içinde... En son Haziran 2009’da bir söyleşi yapmış ve yeni dönem stratejilerini dinlemiştim. Enerji ve perakendeye yönelik önemli planları vardı. Böyle dev gruplarda CEO’larla birlikte temel stratejiler büyük değişiklik göstermez. Ancak, bu kez CEO değişikliğinin, büyük bir strateji değişikliğini desteklemek üzere gerçekleştiğini görüyorum. Konuştuğum birkaç genel müdür, uzun süreden sonra holdingde yeni bir stratejinin devreye girdiğini söyledi. Onlara göre yeni dönemin birkaç özelliği olacak. Onları da şöyle sıralamak lazım:

Yeni dönemin özellikleri

1. Yeni dönemdeki değişim, Güler Sabancı ve Erol Sabancı damgasını taşıyor.

2. Akbank modeli öne çıkacak. Yani Erol Sabancı ve Zafer Bey, bankadaki gibi ‘kârlılığı’ ilk sıraya alacaklar.

3. Bir genel müdür, ‘Yeni mottomuz kârlılık’ olacak diye bu stratejinin ipucunu veriyor.

4. Banka kökenli CEO nedeniyle, ‘finansman kalitesine’ önem verilecek. Bu da banka kökenli bir CEO’nun yönetim yaklaşımının içinde olan bir şey olarak görülmeli.

5. Daha çevik ve atletik bir yapı oluşturulmaya çalışılacak.

6. Kârlılık kapsamında, ‘verimlilik’ ve ‘disiplin’ esası holding geneline yayılacak.

7. Şirketlere, ‘Kâr ediyorsan büyü, yeni mağaza aç’ denilecek. ‘Büyümem lazım, mağaza açıp, müşteri edineyim’ diyenlerin işi yeni dönemde zor olacak.

8. Bu yeni stratejiden perakende etkilenebilir, mağazalaşma hızı düşebilir. Aldığım bilgiye göre, bu, krizle ilgili bir karar değil. Sabancı Holding’i geleceğe, yarının dünyasına hazırlayan bir değişim... Sabancı’nın 2005 yılında koyduğu, 2015 yılını hedefine ulaşmaya katkıda bulunacak bir yenilik olduğunu tahmin ediyorum. Bir farkla... Bu dönemde büyümeye, ‘kârlılık’ faktörü de eşlik edecek, büyüme için ‘kârdan’ fedakarlık edilmeyecek.

İşsizlikte en hızlı iyileşme Türkiye’de mi?

Başbakan Tayyip Erdoğan, yüzde 11.7 oranındaki büyümeye ‘yeterince’ sevinmeyenleri ağır şekilde suçlamıştı. ‘Ne yapsak yetmiyor’ türünden sitemleri olmuştu. Şimdi sanıyorum yüzde 12’ye düşen işsizlik oranı için de benzer bir değerlendirme yapacak... Bir ara yüzde 14’leri geçen işsizlik, canlanmanın da katkısıyla Nisan 2010 itibarıyla yüzde 12’lere geriledi.

Bardağın dolu ve boş tarafı

Bu yeni veriye bence iki taraftan bakmak mümkün... Birincisi, evet yüzde 12 işsizlik oranı çok yüksek... 3 milyon 79 bin adet işsiz, görünmeyen işsizlerle birlikte Türkiye ekonomisi için ciddi sorundur. Bu önemli sorunu Türkiye, yüzde 5’lerin üzerinde büyüdüğü 2002-2007 arasında bile ciddi şekilde çözemedi... Daha önce yazmıştım, ‘büyüme potansiyelinin’ yüzde 4-5 aralığına düştüğü bir dönemde, bu başarıyı göstermesi daha da zor olabilir. Bunun için hükümetin yüzde 7-8’ler üstünü hedefleyecek stratejiler geliştirmesi ve tabii ki konjonktürün de yardım etmesi gerekiyor. Bu, işin ilk cephesi... İkinci tarafında ise bardağın dolu tarafı var... Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkelerine ait işsizlik verilerine baktım... İşsizliğin en yüksek olduğu 2009 yılının ilk yarısının verilerini, bugün ile karşılaştırdım.

Türkiye’nin düzelme performansı

Ortaya şöyle bir tablo çıkıyor: OECD ülkeleri arasında, Türkiye, işsizlik oranını, yüksekten de olsa birkaç puan indirebilenler arasında yer alıyor. Tabloya OECD, AB, AB’nin 7 ülkesi ve Euro bölgesi olarak baktığımızda, onlar yerinde sayarken, Türkiye, birkaç puanlık iyileşme sağlamış. 31 OECD ülkesinde en iyi performansı Şili göstermiş. Onun yanı sıra işsizlik oranını sözünü ettiğim dönemde düşüren 5 ülke daha var. Ancak, onların performansı ‘bindelik’ oranlarda kalmış. Yani diyorum ki, bardağın doluluğunda sorun var. Bu kesin... İşsizlik ciddi sorun... Bunu da biliyoruz. Ama iyi haber, rakamlar geriliyor. Daha da gerilemesi için hükümetin önlemler alması ve konjonktürün de el vermesi gerekiyor.