Safiye Soyman: Oğlumun bir kez 'anne' demesi için canımı verirdim

İki Safiye Soyman var: Biri, sahnelerin şen şakrak kadını, diğeri anne Safiye.19 yıl önce MS (Multiple Skleroz) hastası olan oğlu Harun Akaröz ile yaşam mücadelesine devam ediyor. Hayata sevgiyle, umutla tutunuyor. Kendi durumundaki annelere diyor ki: Yılmayın, güçlü olun! Yılmayacaksınız çünkü o sizin bir parçanız!

13 Mayıs 2018, Pazar 05:20 Son Güncelleme: 13 Mayıs 2018, Pazar 11:40
A A

Alev Gürsoy Cimin


Hem sanat dünyasının içindesiniz hem de örnek bir annesiniz...

Öyle zor ki, böyle bir günde anneliği konuşmak. Hele de bir “Anne” sözünü duymak için canınızı, malınızı her şeyinizi feda etmek istiyorsanız... Oğlum bana uzun zamandır anne diyemiyor. İçim cız ediyor. İki Safiye var: Biri sanatçı, şarkıcı Safiye Soyman, biri de Anne Safiye. Anneliğim her şeyin üzerinde. Sanatçılık, para pul, hepsi boş. Bir oğlum, bir kızım var. Kızım evli, mutlu. Ama oğlumun durumu çok farklı. 41 yaşında, 19 yıldır MS hastası. Allah kimseye vermesin, çok zor.

Üzmek istemiyorum ama hastalık nasıl başladı?

Önce anlayamadık. Şimdi üzerimize gömlek gibi giydik ve bu hastalıkla yaşamayı öğrendik. Allah’ın bir lütfu herhalde.

İsyan ediyor musunuz?

Asla. Nefes alıyor ya, ona şükrediyorum. Önce çocuğum MS hastalığını kabullenmedi ama hep şunu derdi: “Anneciğim beterin beteri var.” İnançlı bir çocuk. Yalnız gözleriyle konuşuyor ama akıl küpü. İki üniversite bitirdi. Çok yönlüdür.

Nasıl anladınız?

1998 yılıydı. Maksim Gazinosu’nda çalışıyordum. Bazen ayakları çarpılıyordu, biraz tuhaf bakıyordu. “Oğlum gözünde bir şey var, doktora git” dedim. O zaman oğlum Ankara’da yaşıyordu, ben İstanbul’da. Sonra MR çektirdi. MS demişler.

Nasıl karşıladınız?

MS nedir bilmiyordum ki? Gazinodan akşam eve geldiğimde öğrendim. Peruğumu, kirpiğimi fırlattım bir kenara. “Sanatı bırakacağım, çocuğumla ilgileneceğim” dedim. O gün vücudum kilitlenmiş gibiydi...

Yıldızınızın en parlak olduğu dönemler...

Zaten ilgili bir anneydim. Ama gözüm hiçbir şeyi görmedi. Üç yıl sahneye çıkmadım. Ankara’daki bahçeli çiftlik evimize kapandık canım oğlumla. Acaba sevgimin gücüyle oğlumu iyileştirebilir miyim diye düşündüm. Böyle başladı, bugünlere geldi...

YÜZÜM GÜLDÜ AMA KALBİM İNLEDİ

Çok zordur kuşkusuz...

Her geçen gün hastalık ilerledi. Canınızdan can gidiyor. Gözünüzün önünde her geçen gün soluyor. Yürek dayanmaz! Ona yansıtmamaya çalıştım. Yüzüm güldü, ama kalbim ah çekip inledi. İçine atan, hassas bir çocuk olduğundan bazı üzüntüler de hastalığını ilerletti. Bu süreçte iki evlilik yaptı. Onlar da yolunda gitmeyince iyice üzüldü.

Hiçbir şeye üzülmemesi gerekiyordu, değil mi?

Bu hastalıkta evin de yansa dönüp bakmayacaksın. Asla hiçbir şeye üzülmeyeceksin. Sıkıntılarım da olsa içime atıp sahneye çıktım. İçim kan ağlasa da şen şakrak, mutlu göründüm. Bir süre sonra böyle yaşamayı öğrendik. Ankara’da sıkıldığını düşünerek oğlumu Bodrum’a götürdüm. Oranın havası iyi geldi. Üç yıldır Bodrum’da yaşıyor. Deniz kenarında bir ev tuttum ona. Ben de fırsat buldukça yanına koşuyorum. Günde en az 15 kere görüntülü konuşuyorum.

Nasıl anlaşıyorsunuz?

Bakarak anlaşıyoruz. Ben konuşuyorum, o da gözleriyle konuşuyor. Gözbebeklerinin içi büyüyor beni görünce, öyle güzel gülüyor ki. Beni anlıyor fakat MS’i her sene daha ilerliyor.

Düzelme şansı var mı?

Morale de bağlı. Atakları olmazsa iyi gidiyor. Ateşlenmemesi gerekiyor. Bu hastalık kimini kör ediyor, kiminin yürüyüşünü engelliyor. Oğlum sadece yürüyemiyor, oturuyor, yatıyor. Onu hiçbir sosyal faaliyetten geri bırakmıyorum. Konserlerime götürüyorum kendini iyi hissettiği zaman. Allah’tan umut kesilmez. Ona bir şey olursa yaşayamam.


Babası ile görüşüyor mu?

Seneler önce ayrılmıştık. O da bir başkasıyla evlendi. 15 günde bir arar. Araması bile yetiyor. Benim ilgim oğluma yetiyor.

KONSERLERDEN SONRA OĞLUMA ÖZEL KONSER VERİRİM

Hem annesi hem de babasısınız...

Aynen. Mesela sahneden dönerken mutlaka evine uğrarım. Kostümümü çıkarmadan oğluma güzel bir konser veririm. Onun sesi de çok güzeldi. Böyle olmasaydı o da şarkı söyleyecekti. Musikiye de çok düşkündü...

Sizin durumunuzdaki annelere ne demek istersiniz?

Yılmasınlar, mücadele etsinler, güçlü olsunlar! Yılmayacaksın bir kere, o senin bir parçan. Haberlerde çocuğunu terk eden anneleri görünce kahroluyorum.

FAİK'E O AN AŞIK OLMUŞTUM

Dışarıdan bakınca Faik Öztürk ile vur patlasın çal oynasın bir hayat yaşıyor gibisiniz...

Çok neşeli bir kadındım, bu görüntüyü de bozmak istemiyorum. Milletin yanında üzgün dursam elime ne geçecek? Faik Bey, hayatımın neşesi. Azıcık canım sıkılsa, ne yapar ne eder güldürmeyi becerir. Doğal, temiz, olduğu gibi kalmış nadir insanlardan. Şov yaptığımız zamanlar oluyor sahnede. Acımızı, neşemizi, her şeyimizi halkla paylaşan insanlarız.

Keşke Faik Bey’den de çocuğum olsaydı diyor musunuz?

19 senedir birlikteyiz. Çok pişmanım. Keşke olsaydı.

Resmi evlilik yapmadınız 19 yıla rağmen...

Yapmadık. İmza işin içine girince bazı şeylerin büyüsü mü bozuluyor, bilmiyorum. Zaten oğlumun rahatsızlığıyla uğraşırken evliliğe sıra gelmedi.

Faik Bey de milletvekili aday adayı oldu... Hayırlı olsun.

O çok istiyor. MHP’den milletvekili aday adayı oldu. Elazığ’dan. Milletvekili olduğunda nikahımızı yaparız. Milletvekili karısı olacağım galiba. (Gülüyor)

Faik Bey ile oğlunuz Harun’un arası nasıl?

Harun’a çok düşkündür. İnanılmaz bir bağ var aralarında. Çok ilgilidir. Harun’u sırtında taşır. Harun’u sırtında taşıdığı bir gün ona aşık olmuştum zaten...

Faik Bey’in çocukları var mı?

İki çocuğu var. Onun çocuklarını ben büyüttüm. Kocaman oldular. Bana ‘cici anne’ diyorlar.

BABAM ÜÇ GÜN ÖNCEDEN KENDİ CENAZE NAMAZINI KILDI

Sizin anneniz nasıldı?

Annem genç yaşta vefat etti, 52 yaşındaydı. Sonra da babam. Hafız kızıyım. Babam öleceği günü biliyordu. Üç gün önceden kendi cenaze namazını kıldı. Allah rahmet eylesin çok farklı bir insandı. Hep bana dua ederdi.

Sanatçı olmanızı ister miydi?

Sahneye çıkmamı istemezdi ama radyo sanatçısı olmamı hep istemiştir. Ben 10 kez hatim indirdim. İlahi okurdum. Ses güzelliğimiz dedelerimizden geliyor.

Erken yaşta evlendirmişler sizi. ‘Çocuk gelin’ olmuşsunuz resmen...

Gerçekten çocuk gelin oldum. Anne baba imzası verildi. Mahkemeye çıktım yaşımı büyüttüler, 13 yaşında evlendim. 14 yaşında anne oldum. Harun doğdu. Küçük yaşta evliliklere çok üzülüyorum. Çocuklar evlenmesin, okusun. Ben ortaokul ve liseyi dışarıdan kendi mücadelemle okudum... Diyeceğim şudur ki: Çocuk gelinler olmasın. Engellilere öteki muamelesi yapılmasın. Herkes empati yapsın. Benim başıma gelmez demesin.

MS (Multipl Skleroz) nedir?

Merkezi sinir sistemi ile organların iletişimini sağlayan omuriliğin koruyucu kılıfının fiziksel tahribatı sonucu ortaya çıkar. Koruyucu kılıfın hasar gördüğü yerlerde sertleşmiş dokular (skleroz) oluşur. ‘Plak’ denilen bu sertleşmiş alanlar, sinir sisteminde pek çok yerde oluşabilir. MS belirtileri, etkilenen sinir sistemi bölgesine göre hastadan hastaya farklıdır. MS kalıtsal bir hastalık değildir ama ailelerinde MS bulunan kişilerin yakalanma eğilimi az da olsa vardır.

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;