www.posta.com.tr
  • Açılış sayfam yap
  • Üye Girişi
  • Canlı Skor
  • RSS
  • Mobil
  • ALTIN88,9040 %-0,96
  • BIST83481 %0,31
  • EURO2,8515 %-0,23
  • USD2,3229 %-0,18

Bel ağrısının tek sebebi fıtık olmayabilir!

İnsanlarda soğuk algınlığından sonra en sık görülen rahatsızlığın bel fıtığı olduğunu biliyor muydunuz?

16 Ekim 2012 - 10:05
Yazı Boyutu:

Erişkinlerin %80’inden fazlasının hayatlarında en azından bir defa yaşadıkları bir şikayet olan bel fıtığıyla ilgili merak edilenleri Hisar Intercontinental Hospital Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Bozbuğa anlattı:

AĞRININ TEK NEDENİ FITIK OLMAYABİLİR

Bel ağrısından yakınan hastaların yarısından çoğu ilk haftadan sonra, %90’ından çoğu ise ilk bir aydan sonra büyük ölçüde iyileşir. ‘%10’undan daha azında ise şikayetler altı aydan daha uzun sürebilir ve ciddi hastalıkların belirtisi olabilir.

Bel ağrısına yol açan nedenlerden biri de bel fıtığıdır. Toplumda, bel ağrısı her zaman bel fıtığının belirtisiymiş gibi düşünülse de, gerçekte, bel fıtığı çok geniş bir yelpazede yer alan pek çok nedenden sadece bir tanesidir. Çünkü bel ağrısı basit bir kas spazmından mekanik bel ağrısına, osteoartrit ve spondilozdan (omurganın kireçlenmeleri), bel fıtığına, omurganın iltihabi-enfeksiyöz hastalıklarına, apselere, kemik hastalıklarına ve kırıklarına, metabolik – hormonal hastalıklara, romatizmal hastalıklara, iç organ hastalıklarına, büyük damar hastalıklarına (aort anevrizması, damar tıkanıklıkları,…), çeşitli tümörlere ve daha birçok hastalığa işaret edebilir.

Bu nedenle, hasta ile ayrıntılı bir konuşma ile hastalığın özelliklerinin ve seyrinin sorgulanması, geniş sistemik ve nörolojik muayene, temel ve ileri tetkikler ve görüntülemeler olası hastalıkların ayrımını yapabilmek için şarttır.  

RİSK FAKTÖRLERİNE DİKKAT!

•    Mesleki olarak fiziki yüklenmeleriniz varsa, ağır işler yapıyorsanız,

•    Uzun süreli oturuyorsanız,

•    Hareketsiz bir yaşam tarzınız varsa,

•    Bel ve karın kaslarınız zayıfsa,

•    Omurganızı yanlış kullanıyorsanız,

•    Omurganızda yapı ve şekil bozuklukları varsa,

•    Aşırı kiloluysanız,

•    Sigara kullanıyorsanız,

•    Stres altındaysanız, depresyon yaşıyorsanız risk altındasınız. Ancak, yine de bel fıtığında esas faktör travmadır ki,bu ya tek ama majör bir travma ya da sürekli tekrarlayan mikro-travmalar şeklindedir. Bel fıtığı hastalarında en sık karşılaşılan durum, aşırı fiziki zorlanmayı takiben bel ağrısı ve eşzamanlı ya da çoğunlukla izleyen günlerde başlayan tek taraflı bacak ağrısı olmasıdır.  

Hastalar, bel fıtığının yerleşim yerine, fıtıklaşma tipine, derecesine, oluş nedenine ve süresine, eşlik eden omurga bozukluklarına ve dejenerasyonuna, hastanın vücut yapısına, öncesinde spor yapıp yapmamış olmasına, psikolojik durumuna, hastalığı algılayış-yorumlama ve ifade şekline göre kendi özgül hastalık tablolarını oluştururlar. Klinik tabloda genellikle ön planda bel ve bacak ağrısı vardır; ancak sinir dokusunun etkilenmesiyle nörolojik fonksiyon bozuklukları -kuvvet kaybı, duyu kusurları, belirli bir süre yürüdükten sonra ağrının artması ile aktiviteye devam edememe, idrar ve gaita kontrol bozuklukları- da gelişebilir. Dolayısı ile tüm değişkenler dikkate alınarak tam bir teşhis konmalı; klinik teşhis ile laboratuvar ve görüntülemelerin uyumlu olması şartı mutlaka gözetilmeli ve kişiye özel bir tedavi planı tasarlanmalıdır.

DOĞRU TEŞHİS ÇOK ÖNEMLİ

Tedavide esas, omurga ve disk üzerindeki yüklenmenin azaltılması, sinir dokusu üzerindeki basının kaldırılması ve vücudun kendi kendini tamir mekanizmalarının kuvvetlendirilmesidir. Bel fıtığında cerrahi tedavinin, belli şartlara ve algoritmalara göre hareket edildiğinde, başarı oranı çok yüksektir (%95-98). Bunun için:

•    Cerrahi tedavi kararı doğru verilmiş ise (tüm bel ağrılı hastaların yaklaşık %3’ü cerrahi gerektirir),

•    Cerrahi planlama (ameliyat dizaynı) doğru yapılmış ise (çünkü, her hastanın gereksinimi aynı değildir, kişiye özel cerrahi planlama şarttır),

•    Doğru planlanmış ameliyatın iyi bir merkezde, optimal şartlarda iyi bir cerrahi teknik ile gerçekleştirilmesi,

•    Hastanın eğitimi ile, ameliyat sonrasında omurgasını doğru kullanmasını öğrenip uygulaması, gerekiyorsa egzersiz ve fizyoterapi, başarılı bir tedavinin basamaklarını oluşturur.

Bel fıtığının cerrahi tedavisinde uygulanan altın standart ameliyat “Mikrodiskektomi” ameliyatıdır. Bu yöntem kullanılarak, cerrahi mikroskobun yardımı ile cerrahi işlem çok iyi bir görüntüleme ve yüksek hassasiyet ile gerçekleştirilebilmekte, sinir dokusunun zarar görmesi riski azaltılmakta ve bunun yanında ameliyat izi ve normal dokuların etkilenmesi de minimum düzeyde olmaktadır.


YORUMLAR

Bu haberle ilgili hiç yorum yapılmamış. ilk yorum yazan siz olun