www.posta.com.tr
  • Açılış sayfam yap
  • Üye Girişi
  • Canlı Skor
  • RSS
  • Mobil
  • ALTIN88,1580 %1,52
  • BIST84218 %0,47
  • EURO2,8087 %-0,35
  • USD2,0910 %-0,11

Parantez ve x bacak kader değil!

Bacaklarınız parantez görünümünde olduğu için etek giymeye utanıyorsanız ya da iki bacağınızı yan yana getirdiğinizde X görünümünü alıyorsa hayatınız boyunca bu şikayet ile yaşamak zorunda değilsiniz

03 Ekim 2011 - 12:59
Yazı Boyutu:

Memorial Şişli Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Kocaoğlu, aslında estetik kaygılarla kurtulmak istenilen bacak eğriliklerinde, vücudun kendini dik tutabilme orantısını kaybetmesinin daha önemli olduğunu belirterek, bacak eğriliklerinin tedavisi hakkında bilgi verdi.

Bacak eğrilikleri kadınlarda daha fazla gözleniyor
 

Bacaklarda görülen çarpıklıklar genellikle halk arasında “X” ve “parantez” bacak olarak tanımlanan iki farklı formda görülür.  X bacakta eğrilik dışa doğruyken; parantez bacakta ise eğrilik içe doğrudur. Bacaklardaki bu görüntülerin başlıca iki nedeni; trafik kazası sonucu oluşan kırıkların tedavi edilememesi ya da metabolik kemik hastalıklarıdır. Örneğin, D vitamini eksikliğinden kaynaklanan “raşitizm” ve benzeri hastalıklar ile bazı kemik bozuklukları olabilir. Bunların dışında çok nadir de olsa erişkin raşitizmi (osteomalazi - kemiklerde yumuşama), kemik erimesi (osteoporoz) gibi hastalıklara bağlı farklı bacak eğrilikleriyle de karşılaşmak mümkündür. Yine doğuştan gelen bacak eğriliklerinin oranları da çok düşüktür. Bacaklardaki çarpıklığın kadınlarda, erkeklere göre biraz daha fazla olduğu gözlense de bununla ilgili net bir istatistik mevcut değil.

Vücudun yüklenme ekseninin düzeltilmesi çok önemli


Bacaklardaki çarpıklığın estetik görüntü açısından önemi büyük. Ancak bu sorunu yaşayanlar için daha önemli bir husus var; eğrilikle birlikte vücutta özellikle diz, kalça ve ayak eklemlerinin yüklenme eksenleri değişmektedir. Dolayısıyla bu eğrilikleri düzeltmenin amacı sadece estetik kaygılar değildir; daha da önemlisi vücudun bu yüklenme eksenini düzeltmektir. Cerrahi tedavideki amaç budur; çünkü hasta yürüme zorluğu dahi çekebilmektedir…

Cerrahi müdahale için çocuklarda büyüme çağının bitmesi beklenmeli


Bacaklardaki eğrilikler metabolik kaynaklıysa hasta yürümeye başladığında durum farkedilebiliyor.  Bu durumda öncelikle ilaç tedavisi uygulanıyor. Cerrahi yöntemler, ilaç tedavisine rağmen düzelmeyen ya da yetersiz ilaç tedavisi sonucunda artık ilaçla bile düzelemeyecek hale gelen eğrilikler için kullanılıyor. Ortalama olarak 15-70 yaş aralığında, düzelememiş bacak eğriliklerini cerrahi müdahaleyle tedavi etmek mümkün. Örneğin, trafik kazası geçirip yetersiz tedavi edilmiş hastalarla karşılaşabiliyoruz. Ya da kırıkların ortaya çıkardığı birtakım doku bozuklukları olabiliyor. Bazen de çocukluk çağında geçirilmiş kırıklara bağlı olarak büyüme kıkırdağı hasar görebiliyor. Bu kıkırdak hasar gördüğünde kemik, büyümesini eğri olarak sürdürüyor.  Bu nedenle cerrahi müdahale için büyüme çağının bitmesi beklenmelidir (kız çocuklarında 14-15, erkek çocuklarında 17-18 yaşlarından itibaren).

Operasyondan bir hafta sonra araba bile kullanabilirsiniz!

Geçmiş yıllarda bacak eğriliklerinin düzeltilmesinde büyük kesiler açılıyor, “platin” denilen plaklarla tespit yapılıyor ya da dışarıdan düzeltici çemberler kullanılıyordu. Günümüzde ise modern teknikler ile uygulanan cerrahi girişimler sayesinde hasta ameliyattan çıktığı anda bacakları düzelmektedir.

Ameliyatta önce vücudun dışına takılan bir cihaz sayesinde (eksternal fiksatör) kemikte bir kırık oluşturulur. Kemik düzgün pozisyona getirilerek bu cihazla tespit yapılır. Daha sonra yine ameliyat içinde, düzeltilmiş pozisyondaki kemiğin içine bir çivi yerleştirilerek kırık tespit edilir ve ardından da uygun pozisyonda cihaz çıkarılır. Tabii röntgen çekerek, düzeltmenin yeterli olup olmadığı da kontrol edilmektedir; eğer yeterli değilse cihaz vidalarından ayarlanır. Çivi yerleştirildikten sonra cihaz çıkarılır.

Bu çivi eğriliğin tekrar görülmesini önlemektedir. Operasyondan sonra, bölgede iki-üç cm’lik bir ameliyat izi olmakta ve kanama hemen hiç olmamaktadır. En önemlisi, hastanın alçısı olmamaktadır. Ameliyat bittikten sonra hastaya yük bindirilip yürütülebilmektedir. 1-2 gün yatışın ardından hasta ayakta taburcu edilerek bir hafta içinde normal yaşamına dönebilmektedir. Kırık ise ortalama üç ay içinde kaynamaktadır. Hastaya ameliyattan bir hafta sora araba kullanmasına dahi izin verilmektedir.

BASIN BÜLTENİ


 


YORUMLAR

Bu haberle ilgili hiç yorum yapılmamış. ilk yorum yazan siz olun