www.posta.com.tr
  • Açılış sayfam yap
  • Üye Girişi
  • Canlı Skor
  • RSS
  • Mobil
  • ALTIN89,2770 %-1,51
  • BIST79025 %0,20
  • EURO2,8850 %-0,26
  • USD2,1735 %-0,14

Karaciğer sağlığı için hangi vitaminler gereklidir?

29 Mayıs 2011
Yazı Boyutu:

Karaciğer kandaki toksinlerin çoğuyla başa çıkabiliyor olsa da, bazı toksinler karaciğerdeki hücrelerin yağ kısmında kalır ve bazıları da vücuda zarar veren oksitlenmeye yol açan serbest radikallere neden olabilir. Bu serbest radikaller karaciğer üzerinde olumsuz etkilere yol açar. Bu nedenle, vücudunuzun doğal antioksidanları ilk başta savunma mekanizması olarak gereklidir.

Ayrıca folik asit, B12, B6, C, E gibi vitaminler de karaciğer sağlığınız için gereklidir. Bu besinler olmadan detoks sistemimizin aksama riski çoğalır ve kansere neden olan veya damar sertliğine yol açan iltihaplanmanın oluşma olasılığı artar. Birçok yiyecek ve besin doğal antioksidanlarınızın artmasına ve detoks işleminin sorunsuz bir şekilde çalışmasına yardımcı olur. Bu nedenle karaciğer sağlığımız için beslenme çok önemlidir.

Hangi besinler karaciğer sağlığı için yararlıdır?

Aşağıdaki besinlerin karaciğer sağlığı için yararlı oldukları biliniyor.

1. Lesitin: İnsan vücudunda yaşayan her hücrenin ihtiyacı olan bir yağdır ve karaciğerin işlediği yağları vücutta taşımaya yarayan çok düşük yoğunluklu lipo proteinlerin önemli bileşenlerindendir. Soya fasulyesinin sağlıklı yaşama doğal bir hediyesidir. Ayrıca, ihtiyaca göre besin takviyesi olarak da alınabilir.

2. Kolin: Bir çeşit B vitaminidir. Yağların vücutta işlenmesini, yakılmasını böylelikle de karaciğerin yağlanmasını engelleyen bir faktördür. Yiyeceklerde bol miktarda olmasına karşın suya karşı dirençsizdir. Besinlerin pişirilmesi, işlenmesi ve saklanması esnasında kolaylıkla bozulabilir. Kolin ve fosfatidil kolin almanın iki yolu vardır: Besin takviyesi veya beslenme yoluyla. Çeşitlendirilmiş bir beslenme programı yeteri kadar kolinin sağlanmasına yardımcı olacaktır. Erkekler günde 550 mg, kadınlar ise 425 mg almalıdırlar. Büyük bir yumurta yaklaşık 125 mg ve 1 kase kızarmış buğday tohumu 175 mg kolin içerir.

3. Çinko: Çinko vücudu alkolden arındırmaya yardımcı olur. En uygun miktar (özellikle alkol kullanan herkes için) günde 15 mg’dır.

Karaciğere zarar verebilecek besin ve takviyelere dikkat!

A vitamini, karaciğere zarar verebilecek besinler arasında başlarda sayılabilir. Aşırıya kaçıldığında (genellikle takviyeler yüzünden) karaciğerde yağlanmaya, kronik hepatite ve siroza neden olabilir. Kronik karaciğer rahatsızlığı olan kişiler günde hap formunda 2500 IU’dan (uluslararası birim) daha az A vitamini tüketmelidir. Ancak A vitaminini yiyeceklerden almak bir sorun oluşturmaz.

Karaciğer üzerinde toksik etkilere neden olmuş besin maddesi ve takviyelerin listesi:

1. Demir 2. Sinameki 3. Valerian-Kediotu 4. Niasin 5. İngiliz nanesi yağı.

Tat alma algınızın sağlığınız üzerine etkisi var mıdır?

Tat almanızla ilgili genleriniz, fazla kilolu veya diğer hastalıklara karşı daha fazla risk altında olmanızda büyük bir rol oynuyor olabilir. Araştırmacılar, yüzde 25’imizin tat alma duyularının çok gelişmiş, yüzde 25’imizin ise gelişmemiş olduğunu söylüyor. Geriye kalanlar mı? Onların da, normal tat duyusuna sahip olduklarını ekliyorlar tabii...

Eğer tat alma duyularınız gelişmişse meyve ve sebze yememeye eğilim gösterirsiniz çünkü tatları çok ekşi gelebilir. Bu da sizi belirli hastalıklara karşı daha fazla risk altına ve meyve-sebzelerden yeteri kadar besin almadığınızdan dolayı daha çok polip riskine sokar. Bu demektir ki, doğru besinleri aldığınızdan emin olmak için beslenmenize takviye olarak multivitamin kullanmanız gerekir.

Ayrıca bu durum, meyve ve sebzeleri mümkün olduğu kadar salata ve tatlılarınızda kullanmanız, ekmeğin üzerine sürdüklerinizde (domates sosunu deneyin) yaratıcı olmanız gerektiği anlamına geliyor. Eğer tat alma duyularınız çok gelişmemişse, şekerli gıdalar yemeğe eğilim gösteriyor olabilirsiniz. Çünkü tatmin olmak için daha çok yemek ihtiyacı duyarsınız.

Çocuk aşıları güvenli mi?

Aşıların güvenli olduğunu düşünsem de bu onların tamamen risksiz oldukları anlamına gelmiyor. Genel nüfus için güvenli diyebiliriz. Çocuk aşılarının normal bir çocuğa yararlı olma ihtimali, ciddi bir hastalık ihtimalinden 20 kat fazla. Yani genellikle aşılar hayat kurtarır ve hastalıkları önler ciddi riskler de taşıyabilir. Aşılar bir yandan enfeksiyonların çoğalmasını azaltarak hayat kurtarırken, daha geniş kapsamlı araştırmalar çocukları aşı olduktan sonra sağlıklarında olumsuzluklar gözleyen ailelerin hikayelerini göz ardı ediyor.

Aşıya karşı olan kişiler çocuğun bütün paneli alırsa 6 yıl boyunca 32 aşı (17 aşı, ama bazıları tam koruma sağlamak için bir kereden fazla veriliyor) olduklarını ve 113 aşı antijeni enjekte edildiğini tartışıyor. Bu da, bir çocuğun vücuduna koymak için fazla miktarda gereksiz kimyasal demek oluyor ve 20 yıl önce önerilenin 3 katı daha fazla.

Ancak aşıyı destekleyenler çocukların (hatta yetişkinlerin) yeni bir çevrede (hayvanat bahçesi veya müze gibi) 113 antijenden çok daha fazlasına maruz kaldığını söylüyor. Ayrıca aşının içindeki maddelerin güvenliğinin geliştirildiği de göz ardı edilmemeli.

Menopoz belirtileri ve doğal yardımcılar

Hormonal değişikliklerin çoğu menopoza işaret eder. Doğurgan olma durumu azaldıkça (bu sinyallerin beyindeki yumurtalık kontrolü mü yoksa endokrin kontrol yerlerinden mi gönderilmiş olduğu hala tartışılıyor) kadınlar düzenli östrojen ve progesteron hormonu salgılama kabiliyetlerini sonunda hiç adet görmemeye başlayana kadar yavaş yavaş kaybeder. Menopoz, vajinada kuruluk, ateş basması ve uykusuzluğa neden olabilir. Hormon Replasman Tedavisi’nin (HRT) yanı sıra soya, kızıl yonca bitkisi ve karayılan otunun, kadınların yüzde 35’inde görülen menopoz belirtilerini azalttığı biliniyor.

İltihaplanma; yaşlanma ve obeziteye yol açar mı?

Sürekli faal olan bağışıklık sisteminin enflamasyon (iltihaplanma) olarak bilinen tepkisi oksidatif stres, yaşlanma ve obeziteye yol açar. Oksidatif stres, bildiğimiz stresten farklıdır ve oluşan serbest radikaller, canlı dokuda ciddi hasarlar oluşturarak, erken yaşlanmaya neden olmaktadırlar. Eğer serbest radikaller aşırı miktarda üretilirse, DNA gibi temel hücre yapılarına zarar vererek, hızlı yaşlanmayla birlikte hastalıkların ortaya çıkmasına neden olurlar.

Bağışıklık sistemindeki enflamasyonun bütün bunlara nasıl yol açtığını tam anlamıyla anlamak için kötü adam (nfkappa B) ve iyi adam (PPAR) kimyasalları arasındaki ilişkiyi anlamanız gerekiyor. Karaciğeriniz, o sırada metabolize ettiği veya metabolize etmeye çalıştığı yiyecek ve toksinlere bağlı olarak bu kimyasalların salınımını tetikler.

Karaciğerinizi kötü adamların salınımı için harekete geçiren yiyecekler yerseniz, bu salınım vücudunuzda enflamasyona neden olan bir olaylar zincirini tetikleyerek glukozun (şeker) hücrelere taşınmasını önler. Bu da açlığı tetikler. Çünkü, hücrelerin içindeki glukoz beynin doyma noktasını etkileyerek açlığı durdurur. Ama enflamasyonu durduran yiyecekler tüketir veya antienflamatuar etkisi yaratan iyi huylu maddelerin üretilmesine yarayan besinler yerseniz, iyi adamları devreye sokarsınız.

Bu iyi adamların bu kadar güçlü olmalarının nedeni: Aktif hale geldiklerinde glukoz, insulin seviyelerini, kolesterol ve enflamasyonu düşürmeleridir. Hepimizin PPAR seviyesi için genetik yapısı farklı olmasına rağmen otomatik olarak çalışmazlar, çalışmak için yiyecekler tarafından aktif hale getirilmeleri gerekir. Ve son olarak, bu değişim, oksitlenme ve enflamasyonu nasıl durdururuz? Antioksidan ve anti-enflamatuar özelliği olan yiyecekler tüketerek. Bu yiyecekler özelikle yaşlanan ve egzersiz yapamayan ya da stresle başa çıkamayan kişiler için yararlıdır.

Kazanmak istediğiniz başlıca savaşlar: Enflamasyonu yatıştırmak ve bu iki kimyasal ve müttefiklerinin düzenlenmesi yoluyla yağ depolanmasını azaltmak olmalıdır.

 

Dr. Öz Show Digitürk Home TV’de hafta içi her gün 13:30 ve 19:00’da. 

(22.05.2011 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır.)

 

BU HABERİ PAYLAŞ