Oral Çalışlar

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170725.png

Şahidi JİTEM’ci olanın

Salı, 27 Eylül 2016 - 16:00

“Bundan 3-4 gün önce İngiltere'nin yüksek tirajlı gazetelerinden (...) Daily Express'te (ve Daily Star) bir yazı yayınlandı. Diyor ki, 'Türkiye'de ikinci kaos ortamı geliyor. Bizim Kıbrıs'ta üssümüzdeki 10 bin deniz piyademiz, Türkiye'de bulunan 50 bin İngiliz'in can güvenliği için Türkiye'ye girecek, Türkiye'de güvenli bölgeler oluşturacağız. Vatandaşlarımızı hava yoluyla tahliye edeceğiz'. Bakın bu bir işgal planıdır. Bu ikinci kalkışmanın esas amacı işgal." Bu satırları Yeni Şafak’tan aldım. "Vatandaşlarımızı tahliye edeceğiz" haberi, 15 Temmuz darbesinin hemen ardından (24 Temmuz’da) Daily Star gazetesinde yer almış. Bu haber, ikinci bir kargaşalık halinde İngiliz yurttaşlarının nakledilmesiyle ilgili. Daily Express'te bu doğrultuda bir yoruma rastlamadım.

İddia şöyle devam ediyor:

“15 Temmuz'da beceremedikleri, erken düğmeye bastıkları için yapamadıkları bu. İç savaş durumunda Amerika diyecek ki, 'Benim Türkiye'de vatandaşlarım var. Zaten Türkiye de benden yardım istedi', diyerek gelip oturacak. İngiltere de aynı şekilde hazırlıklı zaten. (..) 100 sene önce yapamadıklarını şimdi yapacaklar. 40 yıldır FETÖ'yü, PKK’yı bunun için yetiştiriyorlar." İddianın sahibi emekli albay Hasan Atilla Uğur, "Eğer önlem alınmazsa ikinci darbe Kasım'da geliyor" diyor. Dün, gazeteciler, Hükümet Sözcüsü Kurtulmuş'a bu iddiayı sordu. Kurtulmuş "Bize böyle bir istihbarat gelmedi" cevabını verdi. İddiayı öne süren ismi tanıyoruz. Kendisi, Vatan Partisi yöneticisi. Ergenekon davasından uzun süre hapis yattı. Bunların da ötesinde, 1993-1996 yılları arasında Mardin Kızıltepe'de 22 sivilin öldürülmesinden yargılanıyor. JİTEM'e bağlı “Bıçak Timi”nin işlediği cinayetler nedeniyle açılan dava sürüyor. Hasan Atilla Uğur “silahlı örgüt kurmak” ve "tasarlayarak insan öldürmek”ten, mahkemede hesap veriyor.

Yeni bir cephe mi?

Komplo teorileri ve aşırı Batı düşmanlığı, bildiğimiz bir olgu. Geçmişte “ulusalcılar” bu düşmanlığın başını çekiyordu. AK Parti ise, içerideki darbecilerle mücadele nedeniyle Batı’nın desteğini önemsiyordu. Tabii, İslamcı akım içinde her kötülüğün “Hıristiyan Batı'dan geldiğine” dair bir damar her zaman var olmuştur. Şimdi bu damarın yeniden harekete geçtiğini görebiliyoruz. 28 Şubatçı militaristler, JİTEM’ciler ve AB karşıtlarıyla, muhafazakar medyadaki bir grubun aynı frekansta olduğu bir dönemden geçiyoruz. AK Parti dahil, büyük çoğunluğun esasen çok da itibar etmediği bu yeni “eksen”, bence, düşünülen oranda büyük bir enerjiye sahip değil.