Şaka işi şakaya gelmez!

Cuma, 20 Kasım 2009 - 05:00

Son zamanların formatları arasında kamu kanalı TRT’nin yüzünü sanıyorum bir, “Bir Zahmet” isimli şaka programı güldürüyor. Sunumundaki kaba üslup tartışması bir yana, ben de “gülerek” izliyorum bu şaka programını... Aslında dünyadaki örneklerine bakarsak ince ruhlu bir şaka programı yapmak mümkün değil. Çünkü insanı komik duruma düşüren şeylerin çoğunluğu sözlü ya da fiziksel kabalık içeriyor. Neyse, bu teorik bir tartışma konusu... Birkaç zamandır dikkatimi çeken bir şey var. Televizyon tekniğiyle alakalı herkesin de ilgisini çekmiştir diye düşünüyorum. Bir Zahmet’teki şakazedelerin sesi çok net. Yani bir hava mikrofonu ya da oyuncunun mikrofonundan kaydedilmiyor gibi... Kısacası, sanki şakazedelerle anlaşılıp mikrofon takılmış hepsine. Sunucunun sesi azalıyor, onlarınki asla. Durum böyleyse bu önemli bir defo. Bir süre sonra işin kokusu çıkar ve sihri kaçar. Yani şaka programları şakaya gelmez, benden söylemesi!

Oktay kendini emniyete aldı!

Oktay Kaynarca, Adanalı’da canlandırdığı Yavuz komiser tipine cidden ısındı. Önceki gün kamu yararına hazırlanmış bir trafik uyarı filminde aynı rolde izledim Oktay’ı... Aynı günün akşamında TRT’nin Bahar Dalları dizisinde konuk oyuncu olarak gördüm. Ve orada da komiser rolündeydi...

Oktay, Kurtlar Vadisi’nden ayrıldıktan sonra uzun bir süre Çakır karakteri gibi yaşamıştı. Çünkü izleyici durumları karıştırarak o statüye taşıdı oyuncuyu. Sanırım şimdi de benzer koşullar Oktay’ı emniyet teşkilatıyla bütünleştiriyor... Çakır’dan sıyrılması çok zor olmuştu. Yavuz’u nasıl unutturur bilemiyorum artık?..

Işıklı melodiler...

Bir dönem dizi müziği denince akla önce Kıraç gelirdi. Gökhan Kırdar’ın da hakkını ayrı tutmak gerek. Sonra İncesaz filan geldi. Deniz Tuzcuoğlu ve Murat Evgin’i de ekleyince o kadro kalabalıklaştı ve zaten iş endüstri haline geldi...

Son zamanların çok izlenen dizilerinde bir imza diğerlerinin üstüne çıkmaya başladı. Yaprak Dökümü, Dudaktan Kalbe, Ezel ve yanılmıyorsam Aşk-ı Memnu derken Toygar Işıklı dizileri “dinleten” adam oldu...

Bilmiyorum, atv’de başlayacak olan Samanyolu’nun müzikleri de ona mı ait? Öyleyse sanırım seleflerinin tahtını unutturacak bize Işıklı. Melodisine sağlık!

Olmadı Şevket olmadı!

Şevket (Yaprak Dökümü/Kanal D) senden adam olmaz oğlum. Bak ciddiyim. Yapraksın, dökülürsün diyerek kalbini kırmak istemedim bugüne kadar...

Hatta estetik ameliyat geçirmiş gibi başka bir tiple karşımıza çıkmana da sesim çıkmadı. Ama şu Ferhunde’ye yapıştırdın ya dudaklarını, çileden çıktım... Hiç mi hafızan yok be birader? Ve ne kadar ayran gönüllü bir adamsın sen. Sedef’e ayrı Ferhunde’ye ayrı yaylanıyor senin yayık gönlün. Olmuyor, delikanlılığa yakışmıyor, söyleyeyim.

Gençlere biraz daha özen...

Abbas Güçlü ile Genç Bakış (Kanal D) bu hafta Çukurova Üniversitesi’nde genleri o topraklara ait olan işadamı Ali Sabancı’yı ağırladı... Abbas’ın konuklarıyla girdiği samimi hali yadırgamam hiç. Ama Ali Sabancı’ya sıklıkla sen diye hitap etmesine karşılık “Abbas Bey” diye yanıt alması durumu gözden geçirmesi için bir uyarı niteliğindeydi... Bir de Abbas Güçlü, öğrenciler üzerindeki haklı hakimiyetini eli cetvelli bir ilkokul öğretmeni gibi kullanıyor sanki. İşte bu kötü. Orada, gecenin o saatinde meselesini anlatmak için bulunan öğrencilerin; “Burası ağlama duvarı değil” diyerek paylanması programın ruhuna yakışmıyor... Biliyorum bunların hepsi düzelecek şeyler. Zaten o yüzden yazıyorum ben de!

Kurtlar Vadisi yetimdir!

Ömer Lütfi Mete’yi kaybettik. Daha anlaşılır bir deyişle, Deli Yürek, Ekmek Teknesi ve Kurtlar Vadisi gibi unutulmaz dizileri hayatımıza sokan beyinlerden biri daha göçtü gitti aramızdan... Bir entelektüel olarak ortaya koyduğu yapıtları, yazıları ve fikirsel üretimi önemli bir kitleye erişmesini sağlamıştı Mete’nin. Ama halkla kucaklaşması daha çok saydığım dizilerle oldu... Kalemin ve fikrin kaderidir bu. Popülizm bazen işin özünün üstüne geçer. Ömer Lütfi Mete’de dilerim olmaz bu. Unutulacak, üstü örtülecek adam değildi çünkü. Nur içinde yatsın!

Şeytan avcıları...

Bizden Kaçmaz (Fox TV) son zamanlarda izlediğim en iyi Ajdar Anık analizini yapan program oldu... Flash TV’deki Her Cevhere Altın yarışmasında jürilik yapan Ajdar’ın hallerini futbol karşılaşması anlatır gibi anlattıkları haberi izlerken gülmekten yerlere düştüm... Ajdar, hakikaten komik bir adam. Üstüne bir de Ömür Varol esprileri eklenince hakikaten dayanılmaz bir hal aldı Bizden Kaçmaz’da... Dikkat ettim program daha çok ayrıntıdaki şeytanı yakalıyor. Ve belli ki editör ekibi gerçek birer şeytan avcısı. Bir magazin programı değil, sit-com olarak izlemek gerekiyor Bizden Kaçmaz’ı... Ah bir de işin özel haber yanı var ki; o konuda da Mega Magazin (Star TV) üstüne tanımıyorum!