Şakir Eczacıbaşı

Pazar, 31 Ocak 2010 - 05:00

İstanbul’un dünyanın önde gelen kültür kentlerinden birine dönüştürülmesinde en büyük pay sahiplerinden biri olan Şakir Eczacıbaşı Bey’in vefatı hepimizin böğrüne bir bıçak gibi saplandı. Başkanı olduğu İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın (İKSV) düzenlediği ‘İstanbul’da Yaşam Kültürü’ sempozyumlarındaki keyifli heyecanı hâlâ gözlerimin önünde...
Müzikten resime, heykele, mimariye, fotoğrafa ve yemeğe, kısacası sanatın her dalına ilgi duyan merhum Eczacıbaşı ile bundan birkaç yıl önce Çiçek Pasajı’nda hem gezmiş hem de söyleşmiş, Cemal Emden de resimlemişti. Balıkçılar, manavlar derken, Üç Yıldız şekercisi Feridun Dörtler’in dükkanına girmiş, geleneksel akide şekerleri ve lokumların tadına bakmıştık beraberce.
İzmir doğumlu olduğu için, otlara, sebzelere ve zeytinyağına öteden beri tutkun olan Şakir Bey’in en sevdiği yemekler arasında özellikle enginar dolması ve bamya çorbası baş köşedeydi.
Bu güzel, zarif ve örnek insanın, Şişhane Deniz Palas’ta olduğu gibi, gökteki cenneti bile daha güzelleştireceğine inanıyorum. Allah rahmet eylesin, ailesinin ve dostlarının başı sağ olsun.

Akhisar kürek helvası
Geleneksel tahin helvası Türkiye’nin dört bir yanında çeşit çeşit yapılır. Trabzon taraflarında örneğin, ‘beton helvası’ ünlüdür. ‘Kürek helvası’ örneğin, İstanbul’da, Eskişehir’de, Kastamonu’da, Konya’da, Erzurum’da, Gaziantep’te, Ege’de kısacası her bölgede üretilir.
Tahin, şeker, bitkisel yağ, çövenle yapılan kürek helvası, normal tahin helvasına göre daha fazla kavrulduğu için, biraz daha gevrek ve sert olur. Yerken ağızda dağılır, lezzeti de baymaz.
Akhisar’daki Özen Helva’nın ürettiği kürek helvasından tattım, pek beğendim. Kakao ya da antepfıstıksız, ‘sade’ kürek helvası yuvarlak küçük pide şeklinde. İnce olduğu için, çatlayıp dağılmasın diye, altında bir de tabağı var.
Kaliteli susam yağından, çok hafif bir helvaydı bu. Sizlere de öneririm. (İnönü Mah.,144. Sokak, Akhisar- Manisa Tel: 0236 414 12 34)

Aladağ’ın polenli balı
Ağrılı bal üreticisi Zeki Sürmeli’nin Aladağ polenli balından hiç yediniz mi? Ben ilk kez geçenlerde tattım. Müthiş bir lezzet! 2000 metre yükseklikte elde edilen bu kekik kokulu, ‘binbir çiçek’ yayla balı; ayrıca polen katıldığı için, pütürsüz süzme bal görüntüsü vermiyor. Ama, bu ballı çiçek tozu, kuru polenden çok farklı bir şeymiş:
Arılar, bacaklarında kovana taşıdıkları poleni petek gözlerine kendi öz beyin suyu ile karıştırarak dolduruyormuş. Zeki Bey de bu ballı poleni güneş ışığı görmeden kovandan alıyor ve balına katıyormuş. Ayrıca, polenli bala, işçi arıların kraliçe arının beslenmesi için ürettikleri larvalar, yani ‘arı sütü’nden de ekliyormuş.

Hem saf bal, hem polen, hem de arı sütünün, lezzetli olmanın dışında, insan sağlığına yararlı olduğu öteden beri biliniyor. Peki, bu polenli yoğun balı nasıl yiyeceğiz? Elbette, tereyağlı ekmeğin üzerine sürerek değil... Zeki Sürmeli, akşamları yatmadan önce bir çorba kaşığı yenmesini öneriyor. Ancak, bu kaşık kesinlikle madeni olmayacakmış; ya bir tahta çorba kaşığı ya da iki plastik tatlı kaşığı dolusu olabilirmiş.
Sürmeli, böyle tüketilen polenli balının birçok hastalığa iyi geldiğini de iddia ediyor. Doğru mu yanlış mı bilmem, kulaktan dolma bilgilere aracılık yapmayı da hiç istemem. Ama en azından, insana lezzet duygusunun dışında, psikolojik rahatlama verdiği kesin. Bu özel balın ceremesine gelince: Kilosu 150 TL. (Vali Konağı Cad. Belediye İş Hanı Karşısı, No: 61/E, Ağrı Tel: 0472 215 51 81)