Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Saldıran suçsuz, savunan ölüyor

Perşembe, 22 Temmuz 2010 - 05:00

Bir üsteğmen, 4 uzman çavuş, bir er. Hepsi komando. PKK saldırısında çarpışarak şehit oldular. Tokat, Hatay, Adana, Bursa, Manisa, Gaziantep’ten görevli olarak Kayseri’ye oradan Hakkari’ye gönderilmişlerdi. PKK’ya göre suçları burada bulunmaktı, vatanı, hududu korumaktı. Arkalarında, eş, çocuk, nişanlı, ana, baba, kardeş, gözü yaşlı yakınlarını bırakıp, al bayraklı tabutlarla toprağa verildiler. Bir çocuk, babasının tabutunu böyle okşadı. Saldırının olduğu saatlerde Diyarbakır’da 20 ilin temsilcisi 649 sivil toplum örgütü bir açıklama yaptı: Diyarbakır Tabibler Odası Başkanı’nın okuduğu bildiride “Parmaklar tetikten çekilsin, TSK operasyonları, PKK eylemleri durdursun” deniliyordu. Ne kadar masum ve barışçı bir talep! TSK, hudut karakolunu korumak için Hakkari’ye birlik göndermiş.

PKK, TSK’dan üstün mü?

Kuzey Irak’tan giren teröristler, bu birliğe saldırıyor. Çatışma saatler sürüyor. 6 şehidimiz var. Ama bölge halkı temsilcilerinin talebi, “TSK operasyonları durdursun” oluyor! Yani kendi toprağımız içinde, kendi hudutlarımızı korumamız operasyon sayılıyor da, PKK’nın saldırmaması için “Bunu yapmayın” deniliyor! Yani TSK buraya gelmezse, PKK da saldırmaz mantığı. Zaten iddiaya göre, PKK’nın Hakkari saldırısının altında yatan gerekçe, hudut birlikleri kurulması kararına duyulan tepkiymiş! İki şeye dikkatinizi çekmek istiyorum. İstanbul’da yapılan benzer bir toplantıya “Aydınlar” diye amorf, yani ne olduğu, kim olduğu belirsiz birkaç ünlü isim katıldı. Doğu’da bırakın insanları, sivil toplum örgütü sayısı 649! Maşallah, orada sadece örgütleniliyor anlaşılan! İki, lütfedip “PKK saldırmasın, TSK da operasyon yapmak zorunda kalmaz” bile denilemiyor. PKK üstün güç, TSK eşiti bile değil, orada! Asıl oturup hep beraber buna ağlamalıyız!

Ya her şeyi geç anlıyorsa?

Sezon tatiline giren yerli dizilerin yerine ekranı şenlendiren, heyecanlandıran, hüzünlendiren, ağlatan, göz yaşlarına boğan başka programlar başladı: Kısaca siyasi propaganda diyebiliriz buna! Tek parti iktidarının verdiği güçle yetinmeyen AKP, yargı denetimini ele geçirmek için yaptığı anayasa değişikliğini, 12 Eylül’le hesaplaşma diye yutturup evet almak için, anlaşılıyor ki hiçbir ilke tanımayacak. Başbakan, aklı evvel danışmanlarının önerisiyle olsa gerek bu propagandanın açılışını grup toplantısında ıslak bir şovla başlattı: 30 yıl önce idam edilen gençlerin son mektuplarını okurken sesi hıçkırıklarla titredi, boğazı düğümlendi, ağladı. Ama aksilik bu ya, o Ankara’da ağlarken, ekranların alt yazılarında geçen Hakkari’de 6, Van’da 1 şehit haberi, duyarlı vatandaşları göz yaşına boğuyor, kapıları çalınan 7 aile, evlatlarını yitirdikleri haberini alıp feryat ediyordu! Yani zamanlama biraz ters olmuştu. Biz o idamlara 30 yıl önce ağlamıştık Tayyip Bey! Biz o idamlar olmasın diye imza toplamış, biz o idamlar olmasın diye karşı çıktığımız için hapislere atılmış, biz o idamlar olmasın diye kampanya yaptığımız için cezalar yemiştik. Siz de siyaset yapıyordunuz yanılmıyorsam ama, neyle meşguldünüz o zaman? Öldürülen Osmanlı şehzadelerine mi ağlıyordunuz yoksa, bir hayli geç gelen idrak hızınızla? Biz 12 Eylül döneminin de, idamlara, YÖK’e vb.’ne karşı çıkmanın acısını da çektik, bedelini de ödedik, şimdi gelin bu güne bakalım!

Sanki gül bahçesi

2010 Türkiyesi sanki gül bahçesi de Osmanlı şehzadelerinin cenazelerini kaldırıyor, 30 yıl önce idam edilen gençlerin yasını tutuyorsunuz! Daha dün 7 şehidimizin cenazesi kalktı, Anadolu’nun her ilinde. Gözyaşlarımız onlar için. Korkularımız PKK yarın nereye saldıracak diye! Tedirginliğimiz, alelacele derdest edilip sözüm ona özgürlük ve demokrasi diye dayatılan anayasa değişikliğiyle Türkiye nereye gidiyor diye! Bu referandumla ülkeyi beter bir kutuplaşmaya, yönetilemez bir hale götürmenize! İpler elinizden kaçıyor Tayyip Bey, göz yaşlarınız bunun için akıyor olmasın?