Salı gecesi Ömre Bedel oldu!

Perşembe, 03 Aralık 2009 - 05:00

İki yeni dizinin yayına girmesiyle salı geceleri resmen Salı Pazarı’na döndü. Bilmeyenler için; İstanbul’da yakın bir döneme kadar en çok rağbet gören semt pazarından bahsettiğimizi not düşelim. Sanırım şimdi taşındı. Neyse... Ama reyting sonuçlarına bakınca iki yeni diziye iki büyük hüsran paylaştırdık. Geniş Aile toplam izleyicide rakiplerine göz açtırmazken, Canım Ailem de AB grubunda rakiplerinin korkulu rüyası oldu... Belki de sessiz sedasız alışkanlıkların yerine oturduğu haftanın dizi anlamındaki en işlek bu gecesinde yükselen tek yıldız Fox’taki Ömre Bedel’di. Bu yükselişi bir kenara not edin, arkası gelecek gibi... Samanyolu (atv) ve Kahramanlar’ın (Show TV) resmen ateşe atıldığı geceden ilk taşınacak olanı da not düşelim hemen; Kahramanlar! Nedeni hemen yandaki kutuda...

Kasım’da izlenme başkadır

Kasım ayının izlenme karnesinde büyük bir değişiklik olmadı. Geride bıraktığımız günlerin en çok izlenen kanalı yine Kanal D oldu. Tüm gün izleyicide güçlü olmasına rağmen AB izleyicide kan kaybeden Show TV arkasındakilere çok küçük bir fark atarak ikinciliğini korudu... Ekranına en çok para harcayan kanalların başında gelen atv harcadığıyla kazandığını dengeleyemedi ve üçüncü olarak kemik yerini korudu... Star TV ayı önceki aylara göre bir miktar düşüşle kapatırken, büyük bütçeli iki kanal Fox TV ve TRT hüsran duygusunu bölüştü... Bakalım, önümüzdeki aylarda değişecek olan ölçüm sistemi umduğunu bulamayan kanalların buruk acısını neşeye çevirebilecek mi?..

Bir de alt yazı olsaydı...

Geniş Aile (Kanal D) efsane bölümlerinden birini daha yayınladı önceki akşam. Son zamanların cümle başına düşen espri sayısı en yüksek bölümüydü...

Üstelik bu kez Zekai’nin öznesindeki isyan meselesi dizi içinde öne çıkan sosyal göndermelere meşale oldu... Meyve suyundan yapılmış molotof kokteylinden tutun da öğrencilerin ekonomik durumlarına kadar geniş bir yelpazede hicve yaslandı senaristler...

Cevahir’in Almanca öğretmenliği yapması ne kadar absürdse, dilsiz Müfik’in Almanca öğreniyor olması o kadar dalak yaran cinstendi... Kendi adıma çok güldüm. Ama yarısı Almanca, üstelik zamanın erotik filmlerinden bildiğimiz kadarıyla argo olan diyalogların alt yazıyla yine esprili bir şekilde verilmemiş olması bir eksiklik yarattı...

Her ne kadar Ufuk Özkan, Cevahir’deki yüksek oyunculuğuyla ne dediğini aktarabilmiş olsa da, alt yazı işi taçlandıracaktı. Nasıl gözden kaçtı anlamadım?..

Kahramanlar çorbası nasıl yapılır?

Önce çorbanın yapımında kullanacağımız malzemeleri bir sıralayalım; Heroes, The Listener, Rescue Me, Third Watch ve Arka Sokaklar...

Şimdi çorbamızın tarifine gelelim. Öncelikle çok tutmuş bir yabancı dizi (Heroes) yerli öykü kıvamında tencereye konur. Hafif ateşte içine bir miktar polisiye, aksiyon, mizah ve aşk serpiştirilir...

Bulamaç kıvama gelince, lezzet garantisi daha önce tasdik edilmiş olan ana malzeme içine boca edilir (Arka Sokaklar)...

Yarım saat kadar ateşte bırakılan tencere daha sonra çıkartılarak tabaklara sıcak servis edilir; buyurun size Kahramanlar çorbası...

Peki herkes bu tadı sever mi ya da ne bileyim çorbadan anlayan bir damak bu karışımı yer mi? Onu da ben söyleyeyim. Hayır...

İşte size Kahramanlar’ın dibinin tutmasının ya da dizinin tutmamasının reçetesi. Afiyet olsun!

Prematüre ya!arsa tosun olur!

Samanyolu (atv), yapımcı şirket Ay Yapım’ın izleyici üzerinde yarattığı Yaprak Dökümü, Aşk-ı Memnu, Ezel gibi yüksek etkili işleri referans aldığımızda kesinlikle tutacak bir dizi fikri yarattı bende. Ama ilk gün sonuçları öyle gelmedi...

Belki de şirketin topa en yavaş giren işi olarak dizi tarihine geçti. Nedenleri vardı elbet. Alışılmış bir ezberin karşısına dikilmesi, güçlü rakiplerinin oluşu ve artık birbirinin kopyası edebiyat uyarlamalarından en çok denenmiş olanının üstünden gitmesi...

Bu saydığım ve saymayı unuttuğum nitelikleriyle Samanyolu’nun avantajlı bir dizi olmasının imkanı yoktu açıkçası. Peki bu kader değişir mi; evet!

Özcan Deniz iyi bir oyuncu. Ama çocukluğunu birlikte geçirmiş üç arkadaştan biri olarak fazla yaşlı görünüyor, bu bir.

Vildan Atasever, istediği kadar olgun genç kadın resmi versin, gözlerindeki çocuk “içindeki çocuğu” ele veriyor, bu iki...

Teyzesinin kızına aşık olan bir genç adam hassaslaşan izleyici zevkini rahatsız ediyor, bu üç... (Neyse ki finalde aralarında kan bağı olmadığı ortaya çıktı.)

Ana karakter olması gereken, hatta diziyi tek başına sürüklemesi bile olasılık içinde bulunan Hatice Aslan gibi bir oyuncu yedeğe düşüyor, bu dört...

Türkiye’deki nüfusun yüzde doksanı konakla yalı arasındaki farkı sayamayacak durumdayken ekrandaki hikayelerin hepsi ya konakta ya da yalıda geçiyor ve artık can sıkıyor, bu da beş...

Rakamları çoğaltabiliriz. Ama aynı rakamlar izleme nedeni olarak da alt alta sıralanabilir. Ben ilk bakışta rakamsız aktarayım...

Yönetmen (Andaç Haznedaroğlu), müzik (Toygar Işıklı) ve yapımcı (Kerem Çatay) üçlemesi prematüre bebekten zaman içinde bir tosun çıkarır, benden söylemesi!