Sanat yemekle buluşuyor İKSV-X

Pazar, 10 Ocak 2010 - 05:00

İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV), geçenlerde İstanbul’un en güzel tarihi binalarından Deniz Palas’a taşındı. Şişhane’deki bu heybetli yapı, usta mimarların elinde restore edildikten sonra, İKSV’nin Başkanı Şakir Eczacıbaşı’nın aynı mekanda sanatla yemeği buluşturmak rüyası da gerçekleşti: Binanın en üst ve teras katlarında her yemeği bir sanat ürünü olan İKSV-X Restaurant da var artık.
Resmi açılışı 16 Ocak Cumartesi günü yapılacak ‘X’i (İks, İKSV’yi ne güzel çağrıştırıyor değil mi?) Rasim Özkanca’nın Borsa lokantalar grubu işletiyor. Geleneksel Türk mutfağına, kalite, özen ve becerinin yanı sıra, Batı tarzı estetik bir sunum kazandırmada Türkiye’de bir ilk olan kadim dostum Rasim Özkanca’nın bu yeni yerini de henüz halka açılmadan sizler adına gezdim, yemeklerinden tattım.

Restaurant dünyasında gerçek bir ‘orkestra şefi’ olan Özkanca, yeni atılımında genç ‘solisti’, başaşçısı Murat Karaduman’ı da özellikle ön plana çıkarıyor. Mutfaktaki yetenekli ama isimsiz alaylı aşçılar geleneği yerine, artık eğitimli, yabancı dil bilen değerli ustaların mutfak dışında da tanınması ve saygı görmesini arzuluyor. Karaduman da bence, ‘fine dining’ yani ince, yüksek mutfak alanında kendini kanıtlamış bir kişi olarak, Özkanca’nın bu güvenini boşa çıkarmayacak bir isim:
Gurbetçi bir ailenin çocuğu olarak Viyana’da büyüyen, aşçılık okuluna giden, daha sonra Avusturya ve Portekiz’de ünlü mutfak ustalarının yanında deneyim kazanan, ardından İstanbul-Maçka Swissotel’de Gaja Restaurant’ta bir süre çalışan 34 yaşındaki Karaduman’ın pişirdiği yemeklerdeki yaratıcılığına zaten tanık olmuştum. Giderek, Türk mutfağını ve pazardaki ürünleri de daha yakından tanıyan Karaduman, Avrupa ve Akdeniz mutfakları deneyimini de arkasına alarak İKSV-X’te harikalar yaratacak gibi.

Azar azar neler mi tattım? Minik Akçaabat köfteli, kabak çekirdekli bal kabağı çorbası; ev yapımı somon füme dilimleri, refakatte pancar püresi ve pane bıldırcın yumurtası; yer elması, Japon ‘shitake’ mantarı, kişniş garnitürlü karidesli ‘tortellini’; Portekiz usulü kum midyesi ve dana tavası, yanında kişniş soslu kızarmış Vakfıkebir ekmeği dilimleri; frik pilavlı kuzu tandır, tatlı olarak da, içi böğürtlenli beyaz çikolata topu, yanında mango ve cennet meyvesi sosu ve dondurma....
Korkmayın, hepsinden sadece tadımlık aldım. Mekanın Sultanahmet’ten Eyüp’e panoramik eşsiz İstanbul manzarası da cabası. Fiyatlar mı, pek ucuz değil, ama değer: İçki dahil, yenilen yemek çeşitlerine göre, adam başı 100-125-150 TL gibi... Teşekkürler Deniz Palas’ı yeniden yaratan Şakir Eczacıbaşı ve İKSV’ye destek olan tüm bağışçılar! Bravo Rasim Özkanca! Ellerine sağlık Murat Usta ve mutfak ekibi! Hepinize ‘bis’, ‘bir daha!’ Hayırlı olsun. (İKVS Deniz Palas, Sadi Konuralp Cad. No: 5, Şişhane-İstanbul. Tel: 0212 334 08 45)

Cakehouse
Fulya Halk Pazarı’nın karşısına düşen Cakehouse, adından da belli, kek, pasta, kurabiye, çörek ve börek üzerine şirin bir mekan. Haftanın yedi günü açık. Neşe Gündoğan kardeşimin tavsiyesini ikiletmeden, sizler adına küçük bir baskın yaptım. Ve de hiç pişman olmadım: Kestaneli, kahveli ‘cheese cake’i pek güzel (7 TL). Elmalı ‘tarte tatin’ ve havuçlu pastası (6.5 TL), elmalı ‘boğaça’ları da öyle.
Hele hele, hazır yufkadan değil, ‘el açması’ ıspanaklı böreği nefis (6 TL). Bu böreğin kıymalısı, peynirlisi ve pırasalısı da var. ‘İnce belli’de karanfilli çay (2 TL) yoksa koca bir bardak zencefilli limonata (5 TL) eşliğinde mi yersiniz, size kalmış... ‘Kavala usulü’ un kurabiyeleri (kilosu 38 TL) ve cevizli, kekikli, zeytinli ekmekler de (3 TL) üreten Nilgün Mutlusen Hanım’ın bu keyifli yerini seveceksiniz, eminim. (Nüzhetiye Cad. No: 66 /A, Ihlamur, Beşiktaş-İstanbul. Tel: 0212 327 28 00)