Sarı alarm

Pazartesi, 24 Ağustos 2009 - 12:48


Beşiktaş’ın bu kadar bol pas yaparak hiçbir kontratak teşebbüsüne girmeden üstelik santrforsuz bu maçı golsüz berabere bitirmesi normaldir.
Çünkü sakatlık ve cezalar nedeniyle basın tribününün önünde oturanlar Denizli’nin yanında olsa belki maçı çevirebilecek anahtar bulabilecekti hoca. Ama mecburiyetten 0-0 giden bir maçta siz iki bekinizi değiştiriyorsanız buradaki sorun daha vahimdir.
Erhan Güven’in isabetsiz 5 ortası Gençlerbirliği savunmasına gidince Denizli’nin isabetli değişikliği ikinci yarıda Rıdvan’ı görme imkanını getirdi bize.
Buna karşın son 10 dakikada İsmail Köybaşı’nın iki etkili ortası dünkü maçta Üzülmez’in ofansa çıkmayışının açık bir göstergesiydi. Beşiktaş’ta bir başka sıkıntı da görüldü ki Tello her maçta kader değiştiremeyecek. Çünkü dünkü maçta daha çok Üzülmez’in önünden kat etmeye  çalıştı. Ama onun da kestiği ortalar santrforsuzluktan Gençlerbirliği savunmasının içine düştü. Beşiktaş sanki ilerde Kerem Gönlüm ile Hidayet Türkoğlu oynuyormuş gibi ortalar yaptı. Oysa Denizli’nin santrfor gibi gösterdiği oyuncu Nihat’tı. Belki bildiğimiz o eski Nihat olsa
(Şu anda top stop edemiyor) bir şeyler olacaktı. Kendisini 3 kez ofsayta düşürmüş inadına orada bulunmak için çaba sarfeden Holosko’nun hiçbir kanat bindirmesi yapmaması, Beşiktaş’ın koca maçta sadece 9 şutta kalması bu maçın Gençlerbirliği tarafından kazanılamaması
acaba 1 puan iyi midir sorusunu da getiriyor. Son 18 dakika Mustafa, Kahe, Tozo ve Aykut’un kafa ve ayak vuruşları muhtemelen Beşiktaş kalesine gidebilirdi.

Sonuç; iki deplasman maçı galibiyetsiz, içeride zar zor kazanılan bir Antalya maçı.

Beşiktaş’ta işler iyi gitmiyor.