Mehmet Ali Birand

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Sarkisyan, hem Erdoğan'ı hem de protokolleri kurtardı...

Cumartesi, 24 Nisan 2010 - 05:00

Ermenistan, Türkiye ile imzaladığı protokolleri şimdilik dondurdu. Bu şekilde okuduğunuz taktirde, olumsuz bir gelişme gibi algılayabilirsiniz. Oysa, tam aksine, protokollerin hayatta kalmasını sağlayan önemli bir karardır. Biz istediğimiz kadar aksini savunalım, başta Ermeniler, ABD ve Avrupa’daki genel kanı, protokoller imzalandıktan sonra, Türkiye’nin sınırın açılmasını, Karabağ’da çözüm ön koşuluna bağladığı şeklindedir.

Türkiye’nin bu tutumu da, Sarkisyan’ın siyasi açıdan epey yara almasına yol açmıştı.

Geçen ayki son durum da şöyleydi: Protokoller Ermeni parlamentosuna yollanmış, ancak bu ön koşul nedeniyle beklemeye alınmıştı. Ankara’dan ses çıkmazsa, Ermeni parlamentosu “Protokoller iptal edilsin ve imza geri alınsın” önerisiyle, dışişlerine geri yollayacaktı.

Yani protokoller resmen gömülecekti.

Bir daha da kolay kolay yeniden yapılamazdı.

Şimdi, Washington’daki Erdoğan-Sarkisyan buluşması, ardından da Başkan Obama-Hillary Clinton ikilisinin hem Erdoğan, hem de Sarkisyan ile görüşmelerinin, yol kazasını engellediği anlaşılıyor.

Demek ki, Erdoğan derdini iyi anlatmış, Sarkisyan da Türk-Azerbaycan ilişkilerindeki ince dengeyi anlayışla karşılamış.

Bugün gelinen noktayı başka türlü anlatmak çok zor.

Ermenistan, protokollerden imzasını çekmiyor.

Uygulama bir süre için askıya alınıyor. Karabağ sorununda bir gelişme olduğu taktirde, süreç bırakılan yerden tekrar başlayabilecek.

Şimdi top, Minsk grubunda. ABD-Rusya-Fransa’nın lokomotifliğini yaptığı bu grup, Ermenistan ve Azerbaycan’ı ikna edip, Karabağ konusunda bir iyileşme yaratabildiği taktirde sorun çözülür ve kapılar açılır.

Sarkisyan bu kararıyla, kendi ülkesinin de çıkarını korudu. En kötü sonuç protokollerin iptali olurdu. Zira unutmayalım ki, soykırım çıkmazından kurtulmanın tek çıkış yolu bu protokollerdir.

X’te yemeğe gidin

Açıldığından beri gidiyorum. Ve her gittiğimde de “İyi ki buraya gelmişim!” diyorum.

İKSV (İstanbul Kültür Sanat Vakfı) binasının tepesindeki “X” adlı lokantadan söz ediyorum.

Borsa lokantalarının sahibi Rasim Özkanca’nın son bebeği olan bu lokanta bir süredir İstanbullulara hizmet veriyor. İstanbul’da böylesine harika manzaralı 1-2 yer daha var. Topkapı Sarayı, Ayasofya ve Sultanahmet’e elinizle değecek kadar yakın oturuyorsunuz. Tadına doyum olmaz bir Haliç manzarası var. Yemekleri de harika... Yediğim en güzel kuzu tandır onda... Keza ördek de enfes... Gittiğimde hep tanıdık yüzlere rastlıyorum...

Üstelik de romantik... Daha ne isteyebilirim ki... Rasim’in reklamını özellikle yapıyorum, zira hak ediyor.

Yalıkavak'tan manzara!

Bodrum yarımadasının Yalıkavak beldesi nefis koyları ve milyarlık evleri ile ünlüdür. Ancak gelin görün ki bu milyarlık evlerin baktığı korkunç bir manzara var: Yalıkavak çöplüğü.

Geçen yaz çöplük alev almış, günlerce yanmış, etrafa iğrenç kokular yaymıştı. Önceki hafta çekilen bu resim çöplüğün caddeden halini gösteriyor. Bu iyi hali... Rüzgar ters esince Bodrum’u Yalıkavak’a bağlayan yolun üstüne iğrenç şeyler de düşüyor. Acaba belediye ne yapıyor?

Aman ne olur “Benim işim değil, devletin işi” demesin! Türkiye’nin St. Tropezi’nin (Türkbükü) komşusuna hiç yakışmıyor...

İsmail Cem TV Ödülleri

Televizyonculuk çok meşakkatli bir iş. İzleyicilerimizi hem bilgilendiriyor hem de eğlendirmeye çalışıyoruz. Yoruluyoruz, bazen haksız eleştirilere maruz kalıyoruz. Ama en güzeli, bazen de ödüllendiriliyoruz. Ben bu zamana kadar birçok ödül aldım. Hepsi bana güç kattı, heyecan verdi. Ama Türkiye’de EMMY veya Altın Küre gibi televizyonu ödüllendiren ödül törenleri eksiği vardı. Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Antalya Kültür Sanat Vakfı, Türkiye’de bir ilke imza atıyorlar, televizyon sektörünün bir eksiğini gideriyorlar. Yeni bir ödül töreni geliyor. Adı çok önemli “İsmail Cem TV Ödülleri”. İsmail Cem, TRT’nin başındayken, kuruma kalite getirmiş, özgürlük vermiş biriydi. Aynı zamanda çok takdir ettiğim bir siyasetçiydi. İsmail Cem adına böyle bir ödül verilmesi çok önemli. 46 yıldır Altın Portakal’la sinemacıları ödüllendiren Antalya artık televizyoncuları ödüllendirecek. İsmail Cem TV Ödülleri bu akşam gerçekleşiyor. Adaylar arasında en dikkati çekenler ise diziler. Ezel, Hanımın Çiftliği, Bir Erkek Bir Kadın ve Aşk-ı Memnu gibi diziler birçok dalda yarışacak. Bakalım birinci İsmail Cem TV Ödülleri’nin yıldızları kimler olacak. Şimdiden, ödül alan tüm meslektaşlarımı ve sanatçıları kutluyorum.

KİTAP KÖŞESİ

Okuyan’ın ‘O Yıllar’ı

Türkiye siyasi hayatının ünlü simalarından Yaşar Okuyan’ın, 12 Eylül dönemine dair anılarını anlattığı “O Yıllar” adlı kitabı Doğan Kitap tarafından yayınlandı. Okuyan’a ait birçok belge ve mektubun da bulunduğu kitap okuyucuya, 12 Eylül sürecini bizzat içinde yaşamış, taraflardan birinin gözünden anlatıyor. “O Yıllar”da Alparslan Türkeş’in gizli evliliğinden MHP’deki MİT ajanlarına, Mamak, Metris ve Diyarbakır cezaevlerindeki işkencelere kadar birçok ayrıntıyı bulmak mümkün. Kitaptaki ilgi çekici olan ayrıntılardan biri ise, Mustafa Pehlivanoğlu’nun idamıyla ilgili. Mahkemenin idam kararının ardından, Pehlivanoğlu’nun olayda silah kullanmadığı tespit ediliyor. Bunun üzerine yapılan idamı durdurma girişimlerine, Kenan Evren’in verdiği cevap kitapta şöyle yansıtılmış; Evren: “Bana da öyle bilgi geldi. Ama artık çok geç infazdan dönemeyiz.” (Doğan Kitap 0212 373 77 00)

***

‘Rugan Ayakkabılı Teğmen’

12 Eylül darbesine kışladan bakan bir roman; “Rugan Ayakkabılı Teğmen”, Everest Yayınları’ndan çıktı. Haluk İnanıcı’nın bu ilk romanı, bize 12 Eylül öncesi ve sonrasında askerin tarafında neler yaşandığını anlatıyor. Romanda genç teğmen olan karakterlerin hikayeleri birbirlerine bağlanarak anlatılıyor. Kitapta 12 Eylül darbesinin koşulları anlatılırken 12 Eylül tarihinden sonra yaşanan trajediler de okuyucuya aktarılıyor. İnanıcı’nın çalışması, askeriye öğrencilerinin hayallerindeki yıldızıların diploma almalarından sonra omuzlarına işlenen ağırlıkları olduğu anlatılmış. 12 Eylül’ü asker tarafından anlatan roman, 12 Eylül edebiyatına başka bir eser katmış. (Everest Yayınları Tel: 0212 513 34 20, www.everestyayinlari.com)

***

‘Ermeni Tabusu Üzerine Diyalog’ Anadolu’dan Fransa’ya göçmüş Ermeni bir ailenin oğlu ile Balkanlar’dan İzmir’e göçmüş Türk bir ailenin oğlu, “Ermeni tabusu” üzerine konuşuyorlar. Ariane Bonzon’un yayına hazırladığı “Ermeni Tabusu Üzerine Diyalog” adlı kitap, İletişim Yayınları’ndan çıktı. Ahmet İnsel ve Michel Marian ile yapılan röportajlardan oluşan kitabı hazırlama fikri, yazar Bonzon’un aklına, gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesinden sonra düşmüş. Bonzon’un çalışmasında, İnsel ve Marian, Ermeni sorununun dünü ve bugününü anlatıyor. Ermeni Tabusu Üzerine Diyalog’da Marian ve İnsel’in ailelerinin, coğrafya değiştirirken yaşadıkları, ailelerin bölünmeleri, Ermenilerin tehcir sırasında yaşadıkları ve Türkiye’de kalan Ermenilerin cumhuriyet yönetiminde nasıl yaşadıkları anlatılmış. Kitabın önsözünde Ariane Bonzon, “Bu ilk diyalog, belki yarın, Türklerle Ermenilerin birbirlerine yaklaşmalarına vesile olur” dileğinde bulunuyor. (İletişim yayınları: Tel: 0212 516 22 60, www.iletisim.com.tr)