Mehmet Ali Birand

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Savaş isteyenlere müjdeler olsun!

Salı, 22 Haziran 2010 - 05:00

Nihayet yüzleri gülmeye başladı. Uzunca bir süre korku içindeydiler. İktidar, Demokratik Açılım yapmış ve kamuoyunda müthiş bir heyecan olmuştu. Kürt kamuoyu ilk defa, gerçek “barışın” gelebileceğini görmüştü. Tam anlamıyla inanmamışlardı, ancak müthiş bir ümit doğmuştu.

Eğer tutarsa, artık çocuklar dağa çıkmayacaktı ve her gün ölüm haberi gelmeyecekti.

Eğer tutarsa barut ve kan kokusu yerine, bölgeye refah gelecekti. İnsanların yüzü gülecekti.

Türk kamuoyu da ilk defa terörsüz bir yaşamın gelebileceğini görmüştü. Artık cenazeler bitecek, acılar dinecek, baruta harcanan milyar dolarlar ülkenin zenginleşmesi için harcanacaktı.

Bu gidiş en çok “savaştan nemalananları” ürküttü. Barışın gelmesi, onların mevcudiyetlerini tehdit ediyordu.

Terörün bittiği, silahın sustuğu bir Türkiye’de ne yapacaklardı?

Güçleri, önemleri, ağırlıkları, cakaları kalmayacaktı. Yüksek sesle demeçler veremeyecekler, terör üstünden siyaset yapamayacaklar, kimileri de terör sayesinde para kazanamayacaklardı.

Kan dökülünce rahatladılar...

Ama çok uzun sürmedi, yine cinayetler başladı.

Kan döküldü, insanlar öldü.

Manşetler teröre boğuldu.

PKK, ön plana çıktı.

Barıştan korkanların yüzü güldü. Eski günlere kavuştuk. Ağır yazılar, çığlık dolu TV haberleri gündemimizi kapladı.

Şimdi, ciddi ciddi analizler yapılacak.

Abdullah Öcalan, birbiriyle çelişen demeçler verecek.

Bu olayların arkasında İsrail’in, ABD’nin ve Avrupa'nın bulunduğu yorumları yapılacak.

Açılımı başlattı, ancak tek kaybeden AK Parti oldu

Gelinen bu noktayı en iyi anlatan manşeti, geçen hafta Milliyet atmıştı: DEVLET PİŞMAN OLDU

Aslında ne yazık ki, kan dökülmemesi için ilk adımları atan, Kürt Açılımı’nı başlatan iktidar, bugün tek sorumlu olarak görülüyor. Nedeni de, işi iyi yönetememesi. Yoksa, niyeti vardı ve ilk cesur adımları atmıştı. Ancak ardını getiremedi. Bugün, terörün yeniden hortlamasının tek sorumlusu olarak suçlanıyor.

Muhalefet memnun, böylece iktidarı vurmak için yeni bir gerekçe bulmuş oldu.

PKK memnun, sonunda hiçbir şey kazanamasa dahi, güç gösterisi yapıyor.

Türkiye’ye ders vermek isteyenler memnun, böylece Ankara’nın burnunun sürteceğini düşünüyorlar.

Fatura AK Parti’ye çıkıyor. İ

şte, içine düştüğümüz durumun bir özeti... Peki, bundan sonra ne yapmak gerekiyor?

Onu da, sizinle yarınki yazımda paylaşmak istiyorum.

Medya, bu ucuz oyuna düşmemeli

Terörü bir türlü durduramadıkları için, sürekli şekilde iktidarı ve özellikle de siyasetçileri eleştiriyoruz. Ardından, asker ve polise sıra geliyor. Onları da yerden yere vuruyoruz.

Peki, bizim hiç sorumluluğumuz yok mu?

Var tabii. En önemlisi de, topluma karamsarlık satmamız.

Gözünüze şu manşetler sık sık çarpıyordur:

- YETER ARTIK...

- DURDURUN BU KANI...

- SABRIMIZ TAŞIYOR...

- YOK MU BU ÜLKENİN SAHİBİ...

- KURTARIN BU VATANI...

Gazetelerimizin, TV kanallarımızın hemen hemen her biri, farklı zamanlarda, mutlaka bu başlıklardan birini atmıştır. Nedeni de, “kamuoyunun hislerini yansıtmaktır.”

İyi de, bir şeyin farkına varmıyoruz veya görmek istemiyoruz. Bu manşetlerin kamuoyunda son derece derin bir “ümitsizlik” yarattığının farkında değiliz. Ayrıca, bu ülkeyi yönetenlere ve terörle mücadele edenlere de haksızlık ediyoruz.

Haksızlık ediyoruz, zira bu manşetler, sanki terörle mücadele çok kolaymış, sanki güvenlik güçleri “isteseler terörü durdurabilirlermiş de, gerekeni yapmıyorlarmış” gibi bir hava yaratıyor.

Gazete veya TV editörlerinin niyetlerinin böyle bir hava yaratmak olmadığını da biliyorum. Bu başlıkları, sırf halkın nabzını tutmak, gazeteyi okuyan veya haberi izleyenin “işte ben de bunu düşünüyordum” demesini sağlamak için kullanıyorlar. Artık, daha bilinçli davranmamız gerekiyor. Bırakalım bu ucuz popülizmi...

Toplumu, gereksiz şekilde kışkırtmanın, ümitsizliğe sokmanın hiç anlamı yok.

Terör ile daha uzun süre birlikte yaşayacağız. Kolay kolay da bitmeyecek. Toplumu sabırsızlığa sevk etmek yerine, aksine sabır tavsiye edecek, durumu anlayışla karşılayacak başlıklar atmamız gerekiyor.

PKK, bu ülkeyi yeterince yakıyor. Yangına bari bizler de körükle gitmeyelim. Toplumun psikolojisine dikkat edelim. Siyaset yapmak, iktidarı yıpratmak için, terör kartını kullanmayalım.