Savaş uçakları hiç uçmasın!

a
a
Cumartesi, 15 Mayıs 2010 - 05:00

Uluslararası ilişkilerde son dönemde yapılanları ve alınan kararları anlatmak için “tarihi” ifadesi çok kullanılır oldu. Bir ülkenin liderinin başka bir ülkeye yapacağı ziyaretin tarihi olabilmesi için gerçekten bunun içini dolduracak şeylerin olması gerekir. Mesela Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev’in Türkiye ziyareti tarihi özellikteydi. Çünkü -imkansız gibi görünen- vizenin kaldırılması da dahil olmak üzere 17 anlaşma imzalandı. Atılan imzalarla Türkiye ve Rusya ticarette en büyük ortak haline geldi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Atina ziyareti de nereden bakarsanız bakın tarihi nitelikte. Çünkü ilk kez bir Türk başbakanı, 10 bakanını beraberinde götürdü. Başbakanlar ve bakanların her yıl düzenli olarak bir araya gelmesini öngören “Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi” kurulmasına karar verildi. İki ülkenin bakanları Atina’da enerjiden ulaştırmaya eğitimden turizme kadar 21 anlaşmaya imza atacak.
Ziyaret öncesinde hem Yunan Başbakanı Yorgo Papandreu’nun hem de Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın verdiği mesajlar beni umutlandırdı. Papandreu, Türkiye ile Yunanistan’ın tıpkı Almanya ve Fransa gibi her konuda yoğun işbirliği yapan, gerçek anlamda dost komşular haline gelebileceğini söyledi. Ben bunu yıllardır yazıyorum. Hatta bir keresinde Türkiye- Yunanistan ve Bulgaristan’ın, Belçika- Lüksemburg ve Hollanda’nın yaptığı gibi bir tür “Benelüks” birlikteliği inşa edebileceğini dile getirmiştim.
Başbakan Erdoğan da savaş uçaklarının Ege’de silahsız ve füzesiz olarak uçmalarını önerdi. Bu da çok önemli ve dikkate alınması gereken bir teklif. Ben bunu bir adım daha ileri götürüp “Savaş uçakları Ege’de hiç uçmasın!” diyorum. Çünkü bu uçaklar çok tehlikeli olan ve “İt dalaşı” denen şeyi zaten silahsız olarak da yapabiliyor.

Bir F-16 saatte 10 bin dolar yakıyor
Türk ve Yunan savaş uçakları ve savaş gemileri, ortak konularda işbirliği için mesela arama kurtarma faaliyetleri için görev yapsın. Bugün bir F-16’nın 1 saat havada kalma maliyeti 10 bin dolardan aşağı değil. Uçakların çok gerekmedikçe Ege’de tur atmamalarının getireceği tasarrufu düşünebiliyor musunuz?
Atina ve Ankara çok kısa süre önce Almanya’dan oldukça pahalı denizaltılar almaya karar verdi. Milyarlarca euro niteliğindeki bu denizaltıların alım kararının da yeniden gözden geçirilmesi gerektiğine inanıyorum. Türkiye gibi üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkenin elbette denizaltılara ihtiyacı var ancak bu alımları şimdiye kadar olduğu gibi birbirimize karşı silahlanma yarışı şekline dönüştürmeyelim.
Devlet Bakanı Egemen Bağış, Atina’ya gitmeden önce iki ülkenin silahlanma harcamalarını Avrupa Birliği ortalamalarına indirmesini önermişti. Çok yerinde bu girişimin herkes tarafından destekleneceğini umuyorum.
Aramızda işbirliği yapılabilecek o kadar çok konu var ki; turizm her iki ülkenin de en önemli gelir kalemlerinden biri. Neden biz de tıpkı Avusturya ve Macaristan gibi ortak turizm paketleri hazırlamayalım? Bugün Viyana’da hangi otele gitseniz mutlaka komşu ülke Macaristan’ın Budapeşte’sine bir tren veya otobüs turu broşürü görürsünüz. Yunan adalarına gelenleri bir iki gün için Ege ve Güney’e aktarmak mümkün. Bunun tam tersi de çok kolay sağlanabilir. Bodrum ve Dalaman’a gelenler Yunan adalarına çok kolay geçebilir. Bunun için gerekli ulaşım altyapısına sahibiz. Bürokratik konulardaki bir iki hususu basitleştirmek yeterli.
Başbakan’ın ziyaretinde Batı Trakya ve Türkiye’deki azınlıkların sorunları konusunda da çok önemli kararların çıkacağını umuyorum. Bunların başında da İstanbul Heybeliada’daki Ruhban Okulu geliyor. Siyasi tavrını daha önce belirlemiş olan AK Parti hükümeti bu ziyaretin ardından okulu açmalı. Eğer Başbakan Erdoğan bunu sağlayabilirse bu ziyaretin tarihi niteliği iyice pekişmiş olacak.