Savaşmazsan kazanamazsın!

a
a
Cumartesi, 13 Kasım 2010 - 21:30

İyi ki yoksun Fabio Bilica
 
Yazdan kalma bir sonbahar akşamında Gaziantep’te defansta Fabio Bilica’yı görmeyince tarifsiz bir mutluluk hissine kapıldım. Mamadou Niang ve Issiar Dia’nın kulübede oturup vukuatsız bir sezonu olmayan Diego Lugano cezalı olunca Aykut Kocaman uslandığına inandığı Kazım Kazım’ı sahaya sürmüştü. Defansta felsefeci Bekir İrtegün’ün sakin güç Joseph Yobo’yla mutlaka ama mutlaka Fabio Bilica’dan daha iyi anlaşacağına inancım sonsuz. Ne yazık ki bu takımda Emre Belözoğlu’nun yerini dolduracak bir oyuncu yok.
 
İtinayla hatalı pas yapılır
 
5. dakikada Alex De Souza’nın ortasına Semih Şentürk’ün vurduğu kafa şutu direkten döndü. Gaziantep karşısında Mehmet Topuz, Emre Belözoğlu’nun rolüne soyunurken ilk 10 dakikada Fenerbahçe’de yazılacak tek nokta itinayla yaptıkları hatalı paslardı. Christian Baroni gereksiz yan pas resitalini sürdürürken orta sahada takımı ileri taşımayı ya da hücumu düşünen bir oyuncuyu bulmak isteyenler çölde su arayanlar kadar talihsizdi.
 
Böyle atılır işte 100. gol
 
Kanatlanmayı amaçlayan Kanarya’nın her iki kanadı da tıkandı derken 17. dakikada Semih Şentürk’ün bireysel becerisiyle öne taşıdığı bir topta pırpır Miroslav Stoch’un pasını müthiş bir vuruşla Gaziantep kalesine gönderen Alex De Souza 100. golünü atmanın dayanılmaz mutluluğunu yaşıyordu. Fenerbahçe’nin yetiştirdiği Olcan Adın’ın füzesini Volkan Demirel müthiş bir refleksle çıkartırken Fenerbahçe’nin sol bek transferi yapmadan gönül rahatlığıyla maç seyredemeyeceğim bir kez daha ortaya çıkıyordu.
 
Stoch’a Deli İbrahim’i izlettirmek gerek!
 
Orta sahada Gaziantep hakimiyetini ilan ederken Fenerbahçe’nin kaderi yine yıldızlarının kişisel becerisine kalıyordu. Aldığı her pasla sıfıra inmeye çalışıp sonunu getiremeyen Miroslav Stoch’a birileri mutlaka Beşiktaş’ın Deli lakaplı İbrahim Üzülmez’ini anlatmalıydı. Böyle giderse parlamadan sönen yıldız adayları kervanına katılacağını da ekleyerek elbette.
 
Acizlik filmi sıktı artık!
 
Golün ardından ilk yarının sonuna kadar Gaziantep’in atakları karşısında yalnızca savunmayı düşünen bir Fenerbahçe’yi izlemek çok sıkıcıydı. Orta sahada dirençli bir ekibe karşı her seferinde aciz kalan takıma bir an önce çare bulmalısın Aykut Kocaman…
 
“Bitsin de gidelim” şarkısını çaldılar
 
Christian Baroni’nin değişen kramponları dışında ikinci yarıda Fenerbahçe farklı olan hiçbir şey yoktu. Gaziantep’in baskılı oyunu karşısında bocalayan Fenerbahçeli futbolcular “Maç bitsin de İstanbul’a dönelim” tadında dakikaları geçirmeye bakıyordu. Muhteşem 100. golünün şerefine ara sıra hareketlenen Alex De Souza’yı saymazsak elbette..
 
Golün üstüne yatarsan böyle olur işte
 
Gökhan Gönül’le Kazım Kazım arasındaki müthiş uyumsuzluk sağ kanadı işlemez hale getirdi. Hücumda yalnızca ve yalnızca Alex De Souza ile Semih Şentürk’ün kurduğu AS şirketinin hissesi vardı. İkinci yarıda Miroslav Stoch’u bulmak için usta dedektiflerden yardım istemekten başka çare yoktu. Tadı tuzu olmayan ikinci devrede heyecanlandığım ender anlardan biri Issiar Dia’nın sahaya adım atışıydı. 78. dakikada Serdar Kurtuluş’un müthiş şutunda Volkan Demirel’in yapacağı hiçbir şey yoktu. Fenerbahçe attığı golün üstüne yatmayı düşünerek bu beraberliğe davetiye çıkartmıştı.
 
Bu futbolla çifte bayram hayal!
 
5 dakika sürmeden Olcan Adın’ın attığı golle Gaziantep öne geçerken Fenerbahçe sahada hiçbir şey yapmamanın bedelini ödüyordu. Bir gol attıktan sonra yalnızca savunma yaparak maçı bitirmeye çalışmak Fenerbahçe’ye hiç yakışmıyor. Hiçbir bahane bu mağlubiyetin faturasını hafifletmiyor. Fenerbahçe’nin bir an önce orta sahada mücadele eden ve direnç gösteren takımlara karşı bir teknik ve taktik geliştirmesi gerekiyor. Fenerbahçe’nin bayramlarda çifte mutluluk yaşaması için Aykut Kocaman ve futbolcu topluluğunun aklını başına alması gerekiyor.