Sayın Başbakan faili meçhuller için tarihi fırsatı kullanın

Salı, 16 Şubat 2010 - 05:00

Bakın 20 yıl önce öldürülen Hürriyet Gazetesi yönetmeni Çetin Emeç’in eşi cinayet sonrasını nasıl anlatıyor: “MİT’ten Hiram Abbas, Çetin öldürülmeden kısa bir süre önce, bir davette rastlayıp Çetin’le tanışmıştı sonra telefon edip uyarmıştı. ‘Güzergâhınızı değiştirin’ demişti.

Cinayet sonrası bıktırma siyaseti yaptılar. Usandırma politikası güttüler. Ve başarılı oldular. ‘Çözmesinler, istemiyorum’ dedirttiler. En acılı günlerimde, geliyorlardı, anlattırıyorlardı, gidiyorlardı. Sonra bir başkası geliyordu, sonra bir başkası. Çözmemeye programlıydı her şey. Katilin bulunması çok önemli değil. Yakalanan katilin de gerçek olduğunu düşünmüyorum. Tetikçiyi yakaladılar güya. O çocuk cezaevinde evlendirildi. Hrant’ınki gibi.” (Vatan.14.02.2010)

Fotokopi cinayetler

Kurbanın “önceden uyarılması”, cinayet yerinde ve sonrasında delillerin yok edilmesi, kaybolan ifadeler, mesajlar, görüntüler, eksik soruşturma, eksik yargılama süreci, tetikçilerin yüceltilmesi bu dosyaların ortak özelliği.

Fotokopi cinayetler bunlar...

Tıpkı Sabahattin Ali, Doğan Öz, Abdi İpekçi, Cavit Orhan Tütengil, Ümit Kaftancıoğlu, Kemal Türkler, İlhan Erdost, Muammer Aksoy, Musa Anter, Uğur Mumcu, Metin Göktepe ve Necip Hablemitoğlu cinayeti ve diğerleri gibi. Sonuç; koca bir fiyasko.

Ak koyun, kara koyun

Ancak Hrant Dink cinayeti ‘devlet kurumlarının tamamının’ ihmallerini su üstüne çıkardı.

Faili meçhul cinayet kurbanı aileler bu dosya etrafında toplanıp “Hrant Dink’in derin ailesini” oluşturdu.

Talepleri açık, tamamı için Meclis araştırma komisyonu kurulması. CHP’nin girişimde bulunduğu Dink Cinayeti için araştırma komisyonu oluşturulması.

İşte şimdi karar anı; ak koyun kara koyun belli olacak. Hükümet faili meçhulleri aydınlatma konusunda ne kadar samimi olduğunu gösterecek.

Ne demişti Başbakan; “Neden birileri faili meçhullerin, faili malum olmasından rahatsız oluyor?” İşte size fırsat Sayın Başbakan...

Erdoğan, Ramazan Akyürek’i koltuğuna oturtacak mı?

İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek, Başbakan Erdoğan’ın çok güvendiği bir isimdi. 19 Ocak 2007 günü işlenen Hrant Dink cinayetindeki ihmaller ilk günlerde kendisine bildirildiğinde bile makamında tuttu. Zaman içinde Akyürek ve Başbakan Erdoğan arasında güven pekişti. Bunun birçok nedeni var. Erdoğan ne olduysa 16 Ekim 2009 günü Akyürek’in görevden alınmasına olur verdi. Ancak bu görevden alışın neredeyse iki yıl önce işlenen Dink cinayetiyle ilgisi olamazdı. Olsaydı Akyürek’i ihmalle suçlayan Başbakanlık Teftiş Kurulu raporunu imzaladığı 2 Aralık 2008 günü, onu görevden alırdı.

Ramazan Akyürek Trabzon Emniyet Müdürü iken, Sinan Raşitoğlu isimli Emniyet muhbiri ile ilişkili olan Yasin Hayal, Mc Donald’s’ı bombalamıştı. Hayal’in attığı bombayı hazırlayan Erhan Tuncel eylem sırasında olay yerindeydi. Hayal hapse girdi. Tuncel, Akyürek döneminde Emniyet’e Yardımcı İstihbarat Elemanı yapıldı. Akyürek, Trabzon’da iken Ergenekon iddianamesine de giren Rahip Santaro cinayeti işlendi. Yasin Hayal hapisten çıktı ve Erhan Tuncel ile Hrant Dink cinayetini planladı. Akyürek, 17 Şubat 2006 tarihinde “Yasin Hayal ne pahasına olursa olsun Hrant Dink’i öldürecek” şeklindeki istihbarat raporunu Ankara’ya İstihbarat Dairesi Başkanlığı’na (İDB) gönderdi.

Raporu alan azınlıklarla ilgili C Şubesi Müdürü Ali Fuat Yılmazer, Koruma Dairesi Başkanlığı ile İstanbul’a koruma için yazı göndermek yerine raporu arşive kaldırdı. Akyürek Mayıs 2006’da İstihbarat Dairesi Başkanı oldu. Trabzonlu Ogün Samast 19 Ocak 2007’de Hrant Dink’i İstanbul’da öldürdü. Cinayetin arkasından Yasin Hayal ve Erhan Tuncel çıktı. Başbakan Erdoğan’ın imzasını taşıyan Başbakanlık Teftiş Kurulu raporu, Ali Fuat Yılmazer ile birlikte, Trabzon Emniyet Müdürlüğü’nden İBD Başkanlığı’na kadar cinayetle ilgili tüm süreçten haberdar olan Akyürek hakkında görevi ihmal suçlamasında bulundu. İmzadan ancak 10 ay sonra 16 Ekim 2009 tarihinde görevden alındığı açıklandı. Konuyla ilgili iki Mülkiye Müfettişi, polisleri ‘aklayan’ bir rapor yazdı. Akyürek 26 Şubat’ta yeniden İBD Başkanlığı koltuğuna oturacak. Bakalım yaşananları yok sayıp, devlet yönetiminde karşılıklı güvenin tam olması gereken konumdaki iki kişi yine beraber çalışabilecek mi?

Kafes planı uygulamaya girdi mi?

Ergenekon soruşturmasının dördüncü iddianamesi Kafes Eylem Planı idi. İddianameye göre planın amacı şöyleydi: “Rahip Santaro, Malatya Zirve Yayınevi ve Hrant Dink ‘operasyonları’ sonrasında, Türkiye’de yaşayan gayrimüslimlerin irticai grupların hedefinde olduğu yönünde kamuoyu oluşmuş, ancak AKP tarafından, karşıt medyanın da desteğiyle, söz konusu olayların ERGENEKON tarafından organize edildiği şeklinde yoğun propaganda faaliyetlerinde bulunulmuştur.”

Bu düşünceyi tersine çevirmek için de Poyrazköy’de ele geçen silah ve mühimmat kullanılarak, gayrimüslim azınlıklara ait hedeflere saldırı yapılacaktı. İddiaya göre bu eylemlerle hükümetin azınlıkları koruyamadığı düşüncesiyaratılacaktı.

AGOS’un internet sitesini hackleyenler, Dink’i katleden Ogün Samast’ı överken şu ifadeyi kullandılar:

“...Topunuzdan Türkiye mevcut iktidar sayesinde temizlenecek ve bütün karalama kampanyaları artık başarısız ve sonuçsuz kalacaktır.”

İşte bu cümle iddianamedeki Kafes Eylem Planı’nın amaçlarıyla örtüşüyor. Bu da iki düşünce yaratıyor. Birincisi “Kafes Eylem Planı uygulamaya sokuldu.” İkincisi, “Öyle düşünülmesini isteyenler harekete geçti.” Gerçek ise, internet sitesini hackleyenler yakalanınca ortaya çıkacak.