Seçenek

Perşembe, 07 Ocak 2010 - 05:00

Klişe haline gelen bir soru:
Kurumlar arasındaki bu çatışma nedir?..
Hah... Önce kurumları sayın bana.
Adlarını söyleyin.
Alışkanlıklarını anlatın.
Ve sonra da açık açık deyin ki:
- Niçin oraya buraya çomak sokuyorlar kardeşim? Rahat bıraksınlar bu kurumları... Böyle gelmiş böyle gider.
Söyleyin bunu, size hak vereyim.
Statükoyu korumak ayıp değil ki.
Tercih meselesi bu.
Eski tas eski hamam’a bayılanlar da vardır, eski köye yeni âdet getirenler de vardır.
*
Biz şimdi kavşaktayız.
Önümüzde iki yol var.
Ya bırakacağız, herşey olduğu gibi kalacak, ya da köklü değişikliklerle dolu öbür yol’a sapacağız.
Bilirim, Türk insanı köklü değişikliklerden hoşlanmaz. Hatta ürker... Bu yüzden bu ülkede düzeni kimse değiştiremedi.
Düzene çekidüzen bile verilemedi.
Peki, bir de öbür yolu denesek.
İşte, tam sapaktayız.
Kurumlar bu yüzden çatışıyor.
Normaldir.
Ama siz hâlâ soruyorsunuz:
- Nedir bu çatışma diye.
*
Hakem hiç düdük çalmazsa maç hızlı tempoda oynanır ama arada bir dizi faul kaynar gider. Kural hatalarına razıysanız mesele yok.
Polis, sokaktaki kanunsuz gösteriye hiç müdahale etmezse olay çıkmaz ama kırılmadık cam çerçeve de kalmaz. Buna “olay çıkmadı” diyorsanız mesele yok.
Onun için iyi düşünün.
Hep teslimiyetçi ve davetkâr demokratlar olarak mı kalmak istersiniz yoksa bazı sancılara katlanıp öbür yol’a mı sapmak istersiniz?
- Öbür yol?.. Tabii, o da meçhul bir yol.
Beğenmeyip geri dönmek mümkün müdür bilinmez.
İşte önümüzdeki günlerde orayı keşfe çıkacağım.
Size bilgi veririm.