Seçim sandığı ödülleri kime gitti?

a
a
Salı, 14 Eylül 2010 - 05:00

Önceki gün Türkiye’nin iki büyük maçı vardı. İlki referandum oylamasıydı. Diğeri de Basketbol Milli Takımımızın final maçı. Biz ilkine dönelim. Nefesler tutuldu ekran karşısında ve ilk sonuçlarla birlikte maçın da finali belli oldu...

Ben referandum sonuçlarına ilişkin yorum yapanların yaklaşık kelle sayısını 200 olarak çıkardım. Aynı yüzlerin birden fazla ekranda olması da “bozuk plak” tadı yaşattırdı ama bu işler böyle yürüyor...

Yorumcuların futbol maçı yorumlar gibi bir hallerinin oluşu da gözden kaçmadı. Anladım ki sporcusundan anayasa profesörüne kadar derbilere bayılan bir milletiz...

[[HAFTAYA]]

Seçim ekranında en anlaşılabilir grafik CNN TÜRK, NTV ve tv8 ekranlarında, sunucusunu en zorlayan grafik ise başta Star TV olmak üzere neredeyse bütün büyük kanallarda çıktı karşımıza... Bir ara seçim sonuçlarını aralıksız okumak zorunda kalan Uğur Dündar ağabeyimizin dili damağına yapışacaktı neredeyse hani. Neyse... Dolayısıyla en iyi kişisel performans ödülünü bizzat Uğur ağabey hak etti. En zengin konuk ödülü CNN TÜRK ve Habertürk kanallarına gitti... En iyi bağlantılar ve hızlı erişim ödülünü Kanal D, Atv, tv8, 24 ve Show TV arasında bölüştürdüm kendi adıma... Ve en sabırlı ve çalışkan kanal da seçim yayınını gece saat 03.00 sularında Fatih Altaylı, Yiğit Bulut ve Murat Bardakçı üçlüsüyle bitiren Habertürk oldu... Diğer kanalların hakkını yemeyelim; bu seçimin en heyecanlı işi sandık sonrasını yorumlamaktı ve neredeyse hepsi hakkını vererek mansiyonu kaptılar benden. Herkesin ellerine sağlık diyorum...

Maraz ne zaman kahraman oldu?

“Adanalı” isimli dizinin (atv) dönüşü, nasıl derler, muhteşem oldu. Bu kadar sezon sonra çok alışık olmadığımız bilgisayar efektleri üst üste kullanıldı dizide...

İçerik görsel olarak zenginleşmişti ama hikaye olarak bir tuhaflaşmıştı. Ben son bıraktığımda Maraz Ali ortalığı kan gölüne çeviren bir hayduttu. Ama bu sezonun başlangıcında kente adalet dağıtan bir kahraman olarak girdi hayatımıza...

Yerine gelen kötü adam Cemal Hünal hakkını verdi ama rolünün. Hani toplam menzili 1 kilometreyi bile aşamayacak bir oyuncak helikopterle Boğaz’ı boydan boya aşıp tarihi bir konağı nasıl yerle bir etti bir onu anlamadım...

Anlaşılan bu yıl da anlayamadıklarımızdan bir demet yapmak zorunda kalacağız “Adanalı” hakkında! Ne diyelim; kolay gelsin...

O gece, şekerin kaça çıktı?

Yol Üstü Lezzet Durakları’nda (CNN TÜRK) Mehmet Yaşin’i izlerken bir süre sonra hayatından endişe etmeye başladım... Çünkü önceki akşam yayınlanan ve Anadolu tatlı geleneğini anlatan programında tam 20 çeşide yakın tatlıyı 1 saat içinde iç etti... Adana’nın bicisi, Sivas’ın kalburabastısı, Antep’in gelin bohçası filan derken bir fili bile şeker komasına sokacak miktarda tatlı tüketti Mehmet Yaşin... Hayır, biliyorum program bir toplamayı içeriyordu. Ama tatlılar o kadar üst üste gelince izleyici olarak ister istemez paniğe kapıldım... Bu arada sırası gelmişken Mehmet ağabeye soralım; programa başladığından beri kaç kilo aldın üstat? Eğer almadıysan, onun da reçetesini bölüşür müsün izleyicilerinle?..

Haberciler dökülüyor...

Bayramda sadece TV izlemedik. Kimi zaman yoğunlaşan trafikte kulağımız da radyodaydı bir yandan. En trajik hataların, en etkin radyo kanalından geliyor oluşu asabımızı bozdu ama... Mesela TRT FM spikerinin trafik kazası anonsu hakikaten trajikomik cinstendi; “Sevgili dinleyiciler Konya’da yaşanan trafik kazasında 3 kişi öldü 9 vatandaşımız da hayatını kaybetti”... Anlayın artık durumu. Hadi diyelim ki spiker önüne geleni okur o kurumda. Editörler ne işe yarar sahi? Bir sözüm de atv Haber’deki editör dostlarıma. Amerika’da melekler şehri olarak bilinen kent Los Angeles’tır, önceki gün doğalgaz patlamasıyla yangın yerine dönen San Francisco değil!

D-Smart’tan büyük sürpriz...

D-Smart’ın bayram hediyesi benim adıma unutulur cinsten değildi. Platform bütün üyelerine sinema paketlerini ücretsiz olarak izlettirdi bayram boyunca... D-Smart’a üye olup da adını bile bilmediğim bir sürü belgesel ve tematik kanalla da tanışmış olduk bu hediye sayesinde. Üç günün toplamında ekran başında geçirdiğim saat sayısı ilk kez yirmiyi filan aştı... Bu kendi adıma bir rekordur. Genelde beş dakikada fotoğrafın tümüne bakabilen benim gibi bir adamı ekran karşısına bağladığı için teşekkür mü etsem, sitem mi; bunu da bayram şekerinin ağızdaki tadı kaybolunca düşünürüz artık!

Bayramın tadı kaçtı

Bayram boyunca bu sayfada olamadık. Ama hani kişisel fikrimizi sorarsanız “iyi ki yokmuşuz” diyebilirim... Türkiye önceki bayramlara oranla, hatta Ramazan ayı yayınlarına da bakacak olursak hakikaten sınıfta kaldı bayram ekranında... Bayram sabahlarını şenlendiren programlar yoktu, bir. Genellikle çizgi film ve uzun metrajlı animasyonlarla zaman dolduruldu, iki... Alışıldık bayram gecesi eğlencelerinin, bayram özel programlarının yerini dizi tekrarları ve sinema filmleri almıştı ki bu da bir çeşit ucuza ekran kapatmaktı, üç... Toplayacak olursak; hakikaten maliyetten kaçılmış, tekrarlar ve ucuz prodüksiyonlarla yok pahasına getirilmiş bir bayram ekranı yaşadık ki, yazacak konu olarak sadece bu serzeniş çıktı, bu da dört!