Seçim sonrası ve faizler

Cuma, 10 Haziran 2011 - 05:00

12 Haziran’da yapılacak seçim sonrasına yönelik beklentiler büyük... Hükümeti kuracak partinin alacağı önlemler ve iş dünyasına etkileri için çeşitli senaryolar yazılıyor. Senaryoların odağında ise gördüğüm kadarıyla cari açık var. Merkez Bankası’nın aldığı önlemler ve kredilere getirilen yüzde 25 sınırlaması sorunu çözmeye yetmedi... Hükümet, bu sorunu çözmeye kararlı ve ‘gerekli adımları tereddütsüz’ atacak gibi görüntü veriyor. Seçim sonrası 23 Haziran 2011’deki Para Kredi Kurulu toplantısında olmasa bile, sonrakinde bir faiz artırım olasılığı yüksek olarak değerlendiriliyor. Bazı bankacılar, örneğin Morgan Stanley uzmanları da ilk artırım için Kasım 2011’i veriyorlar.

[[HAFTAYA]]

İki önemli etkisi olacak

Sabah konuştuğum ve faaliyet alanı nedeniyle ‘ısınmanın nabzını tutan’ bir CEO, çözümün faizlerde olduğunun altını çizdi. Faiz artırımıyla, Merkez Bankası’nın önemli bir adım atıp, piyasalara mesaj vereceğini düşünüyor. Bu artırımın iki etki yapacağını düşünüyor bu CEO: 1. Merkez Bankası büyük olasılıkla ilk etapta 50 baz puan artırım yapacak ve psikolojik bir mesaj verecek. 2. Bankaların tüketicilere ve şirketlere kullandırdığı kredinin maliyeti artacak, bu da son faizlere yansıyacak.

Daha önce bu konuya dikkat çekmiştim. Konuştuğum bankacılar da bu beklentiye katılıyorlar. Çünkü, piyasanın bunu satın almakla kalmayıp fiilen gerçekleştirdiğini düşünüyorlar. Gerçekten de hesap ortada: Merkez Bankası’nın politika faizi yüzde 6.25, piyasa faizi yüzde 9-10 düzeyinde ve mevduat faizi de yüzde 13’lere kadar çıkıyor. Böyle bir tablo varken Merkez Bankası’nın 6.25’ten bankalardan para almaya devam etmesi anlamsız görünüyor. Piyasa yapacağını zaten yapmış.

Fonlama ve borçlanma faizi

Hazır sırası gelmişken Merkez Bankası’nın ‘politika’ ve borçlanma faizi konusuna da değinmekte yarar var. ‘Politika’ faizi, Merkez Bankası’nın piyasalardan yaptığı fonlama için verdiği orandır. Elinde değerlendiremediği parası olan bankalar, şu anda yüzde 6.25’ten Merkez Bankası’na fonlarını veriyorlar. Borçlanma faiz oranı ise yüzde 9 düzeyinde... Bu da bankaların Merkez Bankası’ndan aldığı paraya uygulanan oranı ifade ediyor. 

Otomobile ne oldu böyle?

Alınan önlemlere rağmen otomobildeki canlılığın önü alınamıyor bir türlü... ‘Düşüş hız kesti’ diye çıkan haberlere aldanmamak lazım. Mayıs ayındaki artış oranı yüzde 35’i geçti. Geçen hafta CEO’ları bir araya getirdiğimiz kahvaltının konuşmacısı olan Doğuş Holding CEO’su Hüsnü Akhan, ‘Talebe yetişmekte zorluk çektiklerinin’ altını çizmiş, ardından da eklemişti: “Hatta bazı markalarda kuyruklar giderek artıyor.” Örnek olarak da kendi markalarından Audi’yi vermişti.

Bu markada bekleme süresi 3-4 aya kadar çıkmış. Öyle ki, Çin’deki 5 fabrika talebi karşılayamadığı için doğrudan Almanya’dan ithalat yaptıklarını anlatmıştı. Dün yine birlikte kahvaltı yaparken bunu konuştuk. “Hâlâ talep devam ediyor” bilgisini iletti. Burada iki adet ‘Üstelik’ demek istiyorum. Birincisi, bu talep, Merkez’in ve hükümetin önlemlerine rağmen gerçekleşiyor. İkincisi, euro, TL karşısında 2.3’ü geçti. Ama talep hâlâ canlı.