Seda Sayan ne yapacak?

Çarşamba, 20 Kasım 2013 - 05:00

Seda Sayan’ın formatı da netleşti tanıtım filmi de. Seda Sayan önümüzdeki ay Kanal D’de başlayacak yeni programı için tanıtım çekmiş. Çok farklı bir duruşu yok. Bildiğimiz sırt dekoltesi ve meseleye klasik bir Seda Sayan girişi olmuş... Bunun iki anlamı var. Birincisi, “kemikleşmiş izleyicimi şaşırtacak bir şey yapıp elden kaçırmayacağım” diyor Seda, ikincisi; “potansiyel izleyicimi aynı şeyi yapmış duygusundan programa başlayınca çıkaracağım”... Kısacası tanıtımıyla hem geçmişi hem de geleceği kucaklıyor. Benim bildiğim elde bir gelin-kaynana yarışması formatı var. Benzeri atv’de yapılıyor ve hakikaten çok tuttu... Bir de programın yapım ekibinin çeşitli skeç ve oyunların hazırlığında olduğunu biliyorum. Yani Seda Sayan bu yıl saatini güldürmek için kuruyor. Malum ekranda bu kadar çok ağlatan olunca, hedefi tutturabilirse uçar hakikaten...

'O SES'İ BULMAK ZOR OLACAK

“O Ses Türkiye”de (Star TV) elemeler pazartesi bitti, dün düellolar başladı. İyi de nasıl olacak bu işler? Bugüne kadar Manisa’daki Mesir Macunu Şenlikleri gibi kimi yarışmacıları daha havadayken kapan jüri üyeleri hepsini kişisel olarak eğitmeyecek mi? Malum bu bir takım oyunu. Ama sanırım bu yıl jürinin elinde takımdan ziyade bildiğiniz alay kadrosu oldu. Önceki akşam ikiz kardeşlerin performansıyla koltukların hepsi birden dönünce, “yeni bir rekor denemesi mi acaba?” diye geçirdim içimden... Bir merakım daha var mesela. Bazı jüri üyeleri ellerinde ikiz yarışmacı tutuyor. Bu ikizler rakiplerinin karşısına ayrılmadan mı çıkacak? O zaman “O Ses Türkiye”de adaleti elden bırakmamak için tekler ve çiftler diye iki kategoride yarışmak gerekmiyor mu? Valla nerede çokluk orada yokluk (bazıları değişik de kullanır bu deyişi) der büyüklerimiz. Bu kadar kalabalıkta “O Ses Türkiye”nin “O”sunu bulmak büyük mesele. Allah kolaylık versin yani...

[[HAFTAYA]]

ÜÇ ADAM DA DÜŞÜNSÜN

“3 Adam” (Star TV) isimli şov programından hep övgüyle bahsettik. BKM Mutfak’ın gediklileri Eser, İbrahim ve Oğuzhan’ın bu yeni şovu iyi bir format ve önemli bir açık bulup cumartesi gecesi zirveye oynadı... Üstelik yapımcılığı Acun Ilıcalı’ya geçince, hafta içinde yüksek reyting alan Star TV yarışmalarının tüm parlak isimleri de programa aktı. Yani işleri hakikaten iyi gidiyordu... Taa ki geçtiğimiz cumartesi gecesine kadar. “O Ses Türkiye” (Star TV) yarışmacısı Hasan Doğru programa smokinleriyle katılıp üç adamın elinde penguene(!) çevirilince seyircide tel koptu sevgili okur... Üç gündür köşeme sayısız mail geldi. Hepsi de “3 Adam” isimli programı neşeyle seyrederken neden adamlarımızın aniden saldırgan mizaha geçip izleyeni şaşırttığını ve soğuttuğunu sorguluyordu. Kimi “çabuk şımardılar” diye bitirmişti mailini, kimi ise “Keşke Hasan’a bunu yapmasalardı, dalga geçmeselerdi” diyerek... Ben sadece elçiyim. Zevali üstlenmem ama izleyicinin dip duygusuna kulak vermeden kaptırıp gitmenin sonu felakettir, üç zeki adamın bunu da düşündüğünden eminim. Bakalım artık!

SARAYDA KEMİK SESLERİ

Bayezıt sağdan bir aparkat çıkardı, Selim onu karşılayıp direkt bir kroşeyle karşılık verdi. Bunun üzerine Bayezıt geleneksel ata sporunu ele alıp rakibini kündeye getirmek suretiyle mindere yapıştırmaya çalışırken Selim o yıllarda çok görülmeyen aikido hareketleriyle karşılık verdi... Bayezıt sonunda serbest stile girerek Selim’i bir hayli hırpaladı. O sırada ring hakemliği yapan Mihrimah ince bir fenalık geçirerek maçın birkaç saniye kadar durmasına yol açtı. Sonra rakipler yine “aduket” diyerek, Allah ne verdiyse giriştiler birbirlerine... Bu anlattığım maç bu akşam “Muhteşem Yüzyıl” (Star TV) kapalı spor salonunda izlenebilecek. Taht kavgasına girişen iki veliahdın orta sıkletteki karşılaşmasını kaçırmayacağız elbette... Bana göre “Öyle Bir Geçer Zaman ki” dizisinde kavga teknikleri konusunda uzmanlaşmış Mete yani Aras Bulut, yok yok Bayezıt bu maçı alır. Bire beş veririm!

NEJAT USTAYA SAYGIYLA

Geleneksel Türk tiyatrosu ve gülmece tarihimiz çok önemli bir ustasını önceki akşam yitirdi. Nejat Uygur ağabeyimizi daha yerden bitme bir ilkokul öğrencisiyken tanımıştım... Bomonti’deki tiyatrosunun pasajında küçük bir dükkanda resimler yapardı. Sonra akşamları kuyruklar görürdük tiyatronun önünde. Yıllar sonra Uygur Ailesi’nden çok kaliteli isimlerle dost olduk. Aile sıcaklığına da yakından şahitliğim oldu... Nejat ustanın gidişi çocukluğumun o şaşkın halinin de ölüşü oldu biraz. Herkes gibi ben de kendimden bir parçayı yitirdim. Ne denir ki, nurlar içinde uyu büyük usta. Diliyorum gittiğin yerde de yediden yetmişe herkesin dudaklarında tebessüme neden olursun...