Seksi konuşabilen kadın 'kolay' mıdır?

Cuma, 21 Ağustos 2009 - 16:41

Aramız limoniydi... Klasik kadınsal triplerimden attım. Erkeği yola getiren kadın rolünü oynuyorum bu dizide. Pardon ilişkide. Ama bir türlü dize
gelmiyor ‘msn abi’. Benim istediğim gibi davransın istiyorum. Hep o arasın, hep o sevsin, beni hayatının merkezine yerleştirsin. Ben ben ben. Egomu seveyim! Akıllı tabii, biliyor bu aşk oyunlarını, kanırtıyor. İstediğim kalıba girdiği an cazibesini yitireceğinin farkında.

Bir arkadaşım ‘Sen kafanda bir ilişki modeli belirlemişsin. Öyle davranması gerek diye diretiyorsun. Gereklilikle ilişki gemisi mi yürür?’ diye soruyor. Aynen öyle! Benim gereklerimi yerine getirirse yürür, yoksa herkes zaten yolunda gidiyor. Zorla mı verdiler beni ona. ‘Peki sen ondan istediğin şeyleri yapıyor musun?’ derseniz, hayır tabii ki.Ben sadece talep edenim. Teslim olmama, kaleyi koruma konusunda iki cambaz misali yürüyoruz bir ipte. Birimiz düşecek ama bakalım ne zaman?

Bu mevzulara takmışken telefonum çaldı. Playboy bir kankam var, o aradı. Bebek Lucca’ya çağırdı beni. Evde gözyaşı biriktireceğime çıkıp kalabalığa karıştım. New York’ta yaşayan biriyle tanıştım burada: Ersin.
Kankamın evine gittik sonra. Kendisi Rumelihisarı‘nda, yok yok, Boğaz‘ın kucağında bir ev tuttu. Onu kutladık 2 kız, 3 oğlan. Oğlanlardan biri evli bu arada. (Böyle evliliklere de hastayım. Karısı evde çocuk bakıyor, adamı salmış sokağa. ‘Git canım, eğlen’ demiş. Ben de böyle evlilik istiyorum.) Söz cinsellikten açıldı. Yabancı kadınların sekse bakışıyla Türk kızlarının cinselliği tabulaştırmasından falan konuştuk. Tam bu noktada bir sorum olacak: Erkekler seks üzerine rahatlıkla konuşabilen kadınları ‘müsait/kolay’ olarak mı görüyor?

Zira tanıştığım andaki Ersin gitti, temassever bir Ersin geldi. Şişede durduğu gibi durmayanın da etkisiyle, elimi tuttu önce. Diğer çift tripleks evin diğer katlarını keşfediyordu o sıra. Evli olan elinde kadehi, manzaraya dalmıştı. (Yahu karının çocuğunun yanına gitsene. Bebeğini kokla, ne işin var koklaşan çiftlerin yanında evli barklı adam. Tövbe tövbe!) Ersin’in dudaklarıyla tanıştı boynum bir ara. İki geri bir ileri derken izin verdim öpmesine.
Ben onu hiç öpmedim ama. Sadece boynum, kollarım, omuzlarım teslim oldu. ‘Dudaklarını ver’ dedi. ‘Bazı şeyler de akılda kalsın’ dedim. ‘Kalan o kadar çok şey var ki’ diye mırıldanıyordu onu bıraktığımda. İtiraf etmeliyim ki güzel öpüyordu Ersin... (Aman msn abi duymasın!)
Ama benim aklım bir türlü fethedemediğim kaledeydi. O kaleyi düşürmeden rahat yolu görünmez bana. Kural belli:
Ne kadar direnirsen o kadar kazanıyorsun bu savaşta!

NADASTAYIM NOTU:

Ramazan dolayısıyla kapatıyoruz dükkanı. Ee ben de insanım. Memlekete gidip çocukluğumun geçtiği sokaklarda arayacağım kaybettiğim
‘her ne ise’yi. Nadastayım, özellikle ‘tek gecelik’ler, siz aramayın beni. İzmir dönüşü yeni maceralarla görüşmek üzere. Beklersiniz umarım...