Selda Alkor: Oyunculuğun hanımağasıyım

Selda Alkor, bir dönem Türk Sineması’na damga vurmuş oyunculardan. Yüze yakın Türk filminde başrol oynadı. ‘Kartallar Yüksek Uçar’, ‘Asmalı Konak’, ‘Çemberimde Gül Oya’ gibi dizilerle de adından söz ettirdi. Özellikle ‘Hanımağa’ tabirini onun sayesinde tanıdık. “Bakmayın hep güçlü kadını oynamama, gerçekte çok naif ve kırılganım” diyor ve ekliyor: Ama oyunculukta hanımağayım!

Selda Alkor: Oyunculuğun hanımağasıyım
RÖPORTAJ: KEZBAN YILMAZ

■ Bu kadar tahmin etmemiştim. Gözleriniz çok etkileyiciymiş gerçekten...


Evet. Hep derler; “Gözlerinle oynuyorsun, gözlerinle vuruyorsun” diye.



■ Uzun zamandır sessizsiniz...

Haklısınız. Uzun süredir özel bir iş yapamıyorum. Bunun sıkıntısı içindeyim. Ne yapımcılar benim için doğru olanı bulabiliyor, ne de ben...

■ Teklif geliyor mu?

Geliyor da, bana uygun değil. Şimdiye kadar içinde olduğum projeler çok büyük ses getirdi. ‘Kartallar Yüksek Uçar’la başladı, ‘Asmalı Konak’, ‘Çemberimde Gül Oya’ gibi özel hikayelerle devam etti. Onlar gibi güçlü hikayeler çıkmadı.

■ ‘Kartallar Yüksek Uçar’ bir efsaneydi gerçekten.

İnanılmaz bir kastı vardı. Bülent Bilgiç, Selçuk Özer, Can Gürzap, Sadri Alışık. Senaryosunu da Atilla İlhan yazmıştı. Modernleşmenin getirdiği iyi ve kötü yönler işleniyordu. Türkiye ‘Hanımağa’ kavramıyla bu dizi sayesinde tanıştı. Bizim kadınımız genellikle susar. Ama o diziyle içindeki kuvveti açığa çıkardı, ‘Benim’ demeyi öğrendi. Her sektörün hanımağası böylelikle ortaya çıkmaya başladı.İş dünyasının, müziğin, sinemanın vs. Ben de oyunculuğun hanımağasıyım. (gülüyor)

■ Hep güçlü kadın rolleri oynadınız. Bu rolün üstünüze yapıştığını düşünüyor musunuz?

Rahmetli Halit Refiğ bana “Sen çok güzel bir kızdın. Ama kapıdan içeri girdiğin zaman ‘Ben bir kuvvetim’ diyordun. Biz o sıralarda hep ezilmiş kadınları çekiyorduk. Senden ezilmiş kadın olmuyordu, yine güçlü kalıyordun. Sonunda dizilerle beraber yerini buldun” demişti. Güçlü kadın imajı üstüme yapıştı. Ama bundan rahatsızlık duymuyorum.

■ Özel hayatınızda güçlü ve dominant mısınız?

Keşke öyle olsam (gülüyor). Gerçekte çok naif ve kırılganım. Ama kararlı ve iradeliyim. Doğru olduğuna inanıyorsam sonuna kadar giderim. Şimdiye kadar böyle davrandığım için hiç pişman olmadım. Yüze yakın film yaptım. Hiçbir zaman kendimi ve ailemi utandıracak bir şey yapmadım.

■ Yeşilçam’da en çok kiminle filminiz var?

Yeşilçam’ın tüm jönleriyle oynadım. En çok Cüneyt Arkın ve Tamer Yiğit’le... Oynamadığım bir Yılmaz Güney var.

■ Neden Yılmaz Güney’le oynamadınız hiç?

Çok isterdim, ama kısmet olmadı. Yılmaz’la beni tanıştırdıkları günü hiç unutmuyorum. Bana kıpkırmızı ruj sürdüler. Başıma da bir şey sardılar. Yan yana siyah beyaz bir fotoğrafımızı çektiler. Yakışıyor muyuz, yakışmıyor muyuz diye baktılar. Yakışıyorduk aslında. Fakat sonra düşünmüş taşınmışlar; ikimiz de yeni olduğumuz için, iş yapmaz diye bizi birlikte oynatmamaya karar vermişler.
 

"BU  CAMİMA ÇOK VEFASIZ"


■ Size platonik aşık olan biri var mıydı o zamanlar?

Vardı ama dile getiren olmadı. Benim de öyle hissettiklerim oldu. Şimdi isim vermeyeyim. Çünkü hepsiyle arkadaşım, hala aynı masada oturup yemek yeriz, şakalaşırız filan. Bu arada 1965-66 yıllarında doğan çoğu kız çocuğunun adı Selda’dır. “Babam sizi çok sevdiği için adımı Selda koydu” diye anlatırlar hep.



■ Yeşilçam’dan kimlerle görüşüyorsunuz?

Hülya Avşar “Bu camiada vefa yoktur” demişti, çok kızmıştım. Ama ben de artık öyle düşünüyorum. Herkesin işi gücü var, herkesin maruzatı var. O yüzden hiç vakit bulup arayamıyorlar. Ama bir yerde karşılaştığımızda birbirimizi çok seviyoruz, bayılıyoruz birbirimize!

■ O dönem en sıkı dostlarınız kimlerdi?

Çok çalışmaktan kafayı yastığa zor koyuyorduk. En sıkı dostum Suzan Avcı ve Mine Soley’di. Hülya (Koçyiğit) ile yakındık. Birbirimizin yaş günlerine giderdik. Ama maalesef şimdi görüşemiyoruz. Hepsini çok severim. Fatma (Girik), Türkan (Şoray), Hülya (Koçyiğit) ve Filiz’e (Akın) bir şey olsa içim titrer.
 

"EŞİMDEN BAŞKA HİÇ KİMSEM YOK"


■ Milli basketçi Cihat İlkbaşaran ile 45 yıldır evlisiniz. Bu devirde mutlu evlilik yürütmek zor. Siz nasıl yapıyorsunuz?

Evliliği taze tutmak, yenilemek lazım. Hayatım, karşılıklı anlayış çok önemli. Mesela bizim aramızda hiç kıskançlık kavgası olmadı. Kıskanıyorsa bile hiç belli etmedi. Birbirimizi bilerek evlendik zaten. Ailemi çok genç yaşta kaybettim. Ablam, abim, yengem, eniştem, teyzem öldü. Bu hayatta eşimden başka hiç kimsem yok.



■ Ajda Pekkan çocuk sahibi olmak istiyormuş. Siz de ister miydiniz?

Biz Ajda’yla karar verdik 70’i geçmeden çocuk sahibi olmayacağız diye (gülüyor). Ben inanmıyorum bunu söylediğine. Anne olmayı çok isterdim. Ama maalesef çocuğum olmadı. Aslında çocukluk hayalim 6 çocuk yapmaktı. Eskiden tüp bebek yoktu. Yine de ne gerekiyorsa yaptık ama olmadı. Fakat Allah bana öyle bir meslek verdi ki onlarca çocuğum var, torunum var. Bir de bazı arkadaşlarımın evlatlarının ne kadar hayırsız olduğunu, anne babalarına nasıl büyük yanlışlar yaptıklarını görünce “İyi ki olmamış” diyorum.

■ Evlat edinmeyi hiç düşündünüz mü?

Ben düşündüm ama eşim istemedi.
 

"TEK JÖNÜM ERKAN PETEKKAYA"


■ Dizi izliyor musunuz?

Vatanım Sensin’i hiç kaçırmıyorum. Yüreğim sıkışıyor seyrederken. Bazen “Anne Hasibe neden ben değilim” diyorum. Aman Celile Toyon bana kızmasın (gülüyor). Halit (Ergenç) ve Bergüzar (Korel)’la iftihar ediyorum. ‘Cesur ve Güzel’de Kıvanç Tatlıtuğ’u takdir ediyorum. Güzelliğine güvenmedi, kendini çok geliştirdi. Tuba Büyüküstün de çok başarılı. Melisa Sözen’in oyunculuğuna bayılırım zaten. Ama benim tek jönüm Erkan Petekkaya. Çok güzel bir sinema yüzü ve iyi bir oyunculuğu var. Erkan’la bir gün ana-oğulu oynamazsam çatlarım!

■ “Oyunculuğu şu yaşımda bırakacağım” diyor musunuz?

Asla! Ölene kadar oyunculuk yapmak istiyorum. Benden çok tatlı, ton ton pon pon bir nine olur mesela...

■ Güzel yaş alanlardansınız. Neler yapıyorsunuz? Estetik var mı hiç?

Hiç estetik yaptırmadım. Ben oyuncunun natural olmasından yanayım. Zaten bir karakteri ne kadar doğal oynarsan o kadar iyi oyuncu olursun. Genetiğim iyi, cildime de çok iyi bakıyorum. Pahalı krem kullanırım mesela. Hayatımdaki tek lüksüm bu. Belki yatım katım yalım olsun istemem ama kremim iyi olsun isterim.

“Babamı 12, annemi 15’imde kaybettim”

Hayatının bir bölümünde yaşadığı üzüntüleri yüzündeki hüzünlü ifadede taşıyor Selda Alkor. İşte hikayesi. 3 Ocak 1943’te Konya’da doğuyor. Annesi Meliha Hanım babası Emniyet Amiri Muharrem Alkor. Selda henüz 3 yaşındayken babasının işinden dolayı Manisa’ya yerleşiyorlar. 12 yaşındayken babasını, 15 yaşındayken de annesini kaybediyor. Annesinin ölümünden sonra abisi ile İstanbul’a yerleşiyor. Amacı Güzel Sanatlar Akademisi resim bölümüne girmek. Ama rüzgar onun yolunu farklı bir istikamette çiziyor.




NASIL ÜNLÜ OLDU?

1965 yılında Ses Dergisi’nin açtığı yarışmada birinci oluyor. Böylelikle Yeşilçam’ın kapısı açılıyor. İlk filmi, 1965 yılında oynadığı ‘Cumartesi Senin Pazar Benim’. Bunu ‘Buzlar Çözülmeden’, ‘Senede Bir Gün’, ‘Çiçekçi Kız’, ‘Ava Giden Avlanır’, ‘Güneşe Giden Yol’ ve ‘İnatçı Gelin’ filmleri izliyor. ‘Çiçekçi Kız’ filmiyle Türkiye çapında tanınmaya başlıyor. Kartal Tibet, Fikret Hakan, Cüneyt Arkın ve Ayhan Işık gibi Yeşilçam’ın efsane jönleriyle başrolde oynuyor. Ve Selda Alkor, Türk Sineması’nın vazgeçilmez yıldızlarından biri haline geliyor.

"FATMA GİRİK'İ ZİYARET EDEMEDİM"

■ Fatma Girik bir sağlık sorunu yaşadı. Ziyaret ettiniz mi?

Hayır. Her hasta olduğunda gittim, aradım. Ama bu kez arayamadım, kısmet olmadı. Memduh Ün’ün cenazesinde bir aradaydık. En son Hülya (Koçyiğit), Fatma (Girik) ve Perihan (Savaş) buluşmuşlardı. Haberim olsaydı ben de giderdim. Şimdi evde zaten. Bana selam göndermiş, sağ olsun.

■ Yeşilçam’ın en ünlü artistlerindensiniz ama çok sade bir yaşamınız var.

Artist gibi yaşamayı hiç bilemedim. Gençliğimde de öyleydi. Sinema gerileme dönemine girdiğinde hepimiz kendimizi sahnelere atmıştık. O zamanlar inan şekerim, arabamı kaldırırlardı, inemezdim araçtan. Çok sevildim. 51 yıl sonra hâlâ aynı sevgiyi görüyorum.