Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Sen hala aşk ve ihtiras mı sanıyorsun?

Pazar, 27 Nisan 2014 - 05:00

izledikten sonra sıcağı sıcağına, o duygularla yazmak. Türkiye’de ne yazık ki müzikal sergilenmiyor. Yakın tarihe kadar bunun için ne sahne vardı, ne sanatçı, ne prodüksiyon!.. Gerçi, tiyatro ve bale bile olduğuna şükredeceğimiz günler de uzak değil maalesef! Zorlu Center PSM açıldığından beri İstanbullulara müzikal seyrettirmek gibi bir görev üstlendi. ‘Cats’i beğenmediğini itiraf edip yazma cesareti gösterenlerdenim. Ama bu kez dakikalarca ayakta alkışladığım ‘Notre Dame de Paris’ müzikali için tek eleştirim var:

Keşke orijinali gibi Fransızca olsaydı! Müzik direktörü Cocciante’nin söylediği gibi bir tek ortak dil var. Ama o zaman niye ‘bis’te kendisi İtalyanca şarkı söyledi? Reji olağanüstüydü, danslar ve dekor iki saatlik bir müzikalde insanı dipdiri tutabiliyor. 1458’lerde geçen bir oyunu böylesine sol içerikli bir yapıta dönüştürme başarısı da müthiş! Kilise ve ordu alaşağı ediliyor, göçmenler ve çingene adeta işçi sınıfı. Seyirciler, o muazzam bilet paralarını ödeyen üst-orta sınıf değil de üniversite öğrencisi olsaydı müzikalin sonunda salon “Her yer Gezi, her yer direniş”, “Bu daha başlangıç” sloganlarıyla inlerdi! Kesinlikle bir aşk ve ihtiras olayı değil sergilenen. Ama sanat açısından bakarsak, iki boyutlu olan tiyatro burada üç boyuta çıkmış, yer ve gök birden kullanılmış, müthiş bir hareket katılmış. “Keşke hepiniz görebilseniz” diyeceğim!

[[HAFTAYA]]

Kim tutar Türkleri yeter ki istesinler!

İspanya’ya kimileri tatile gider, kimileri alışverişe... Ersin Kayalar, İspanya’dan önce eş edinmiş, sonra iş! Gerçi eşini eğitim yaptığı İngiltere’de tanımış ama tekstil ihracatı yaparken gidip geldiği İspanya’da, Avrupa’nın kriz yılı olan 2012’de, kelepir (10 milyon euro) bir fabrika (Gralsa) düşürüp alıvermiş! O sıralar, gerçekten de kriz Türkiye’yi pek etkilememiş, işler fena değil. Ama mevzuat zorluyor, gümrük vergisi yüksek, navlun, şu bu... Türkiye’de boya, vernik işinde de lider olan Kayalar için, İspanya’dan üretim ve pazarlama, Avrupa’yı fethetmek adına daha uygun. “Aldım da gelin, bakın”dan ibaret değil tabii, fabrikanın yeniden ayağa kaldırılması iki yılı almış. Şimdi zamanı, görmeye geldik! Yurt dışında bayrağımızı dalgalandıran iş dünyası temsilcileriyle, yadsımadığım bir milliyetçilik duygusuyla gururlanıyorum. İspanya’nın güneyinde, bir tatil kentinde, orta çaplı bir tesis ve bayrağında ‘Genç’ yazıyor! Full otomasyon yüzünden az işçisi var ama tıkır tıkır çalışıyor ve “Avrupa’da ilk beşin içindeyiz, hedefimiz birinci olmak, iki yıl içinde bu da olacak” diyen Ersin Kayalar’a inanmamak için neden yok. O daha 26 yaşında, işi kuran babasının karşısına geçip “Artık işi bana devret, ben yöneteceğim” demiş biri! İspanyollar, rahat yaşamayı seviyor. Öğle yemekleri iki saat, siestası, tatili... Türkler daha hırslı. Tuttuğunu koparmak istiyor.

Yangının öğrettikleri

Ersin Kayalar uzun uzun anlatıyor iş serüvenini. En ciddi dersini aldığı, ‘Türkiye’nin en büyük endüstri yangını’ dediği 2012’deki yangından sonra iki yılda baştan yapmış Tuzla'daki tesisleri. Ve fakat daha tesisler hazırlanmadan sağda-solda üretime başlamış. Bu kriz yönetimi, şimdi ‘case study’ (olay incelemesi) olarak üniversitelerde okutulmaya hazırlanılıyor. Firma; vernik ve astar boya, banyo boyaları konusunda uzman, iddialı. Avrupa’ya mal satmak için ise Türk markası henüz dezavantaj. Bunu da yeni fabrika ile aşacak. Ar-Ge’ye cirosundan önemli bir pay ayırıyor, G.Koreli ve Amerikalı ortakları var. Rusya, Azerbaycan ve Cezayir’de yatırımı hedefliyor. 57 ülkeye yaptığı ihracatta, ham madde için ithalata zorlanmaktan bunalıyor. Onu dinlerken rakamlar havada uçuşuyor ama beni kararlı, azimli, hedefe kilitlenmiş olması etkiliyor. Aile şirketi olduğundan ‘aile anayasası’ yapmışlar ama sorun çıkmıyor! Türk sanayii bu tür şirketlerle derin sularda bayrak dalgalandırıyor!