Sen sus gözlerin konuşsun!

Cuma, 27 Şubat 2015 - 05:00

Böyle uzun uzadıya diziden sahneler filan alıp analiz etmeyeceğim. Bazı dizileri TV aygıtının sesi kapalı olarak izlemeyi denediniz mi? Ben hep deniyorum. Bir oyuncu ya da oyuncu topluluğunun seyirciyi karakterine ikna çabasına tanıklık etmek çok hoşuma gidiyor. Benim bu küçük samimiyet testime sessiz sinema zamanlarına bir göz kırpmak da diyebiliriz... “Kim geçti, hangi diziler o testten geçebildi?” diye merak edenlere bugünlerde sadece iki ya da bilemedin üç diziyle yanıt verebilirim. Ben listenin başını not düşeyim, altını siz de deneyerek doldurun artık... “Poyraz Karayel”deki (Kanal D) minik kardeşimi de katarak tüm kadroya bu testten 10 puan veriyorum... Kendileri için bir şey ifade eder mi bilemiyorum ama benim için ifade ettiği şey önemli; “Hepiniz sıkı oyuncularsınız, ne hikayenin ne de reytingin bu dilsizken konuşabilme yeteneğine tokat atmasına izin vermeyin. Bu kez “hakikaten iyiler kazansın!”...

[[HAFTAYA]]

Ekranda ölüp durmayın!

“Küçük Gelin” (STV) küçük anne olurken öldü mü? Soru bu, yanıt da şu; “ölmedi, miş gibi yaptı”. Yani sonuç itibarıyla “ne çektin be Zehra?” rumuzuyla andığımız kardeşimizi bu hafta ekranda “anne olmuş haliyle” izleyeceğiz... Çocuk gelinden şarkıdaki Ünzile gibi çocuk anneliğe geçişin bir hayli dramatik olacağını teslim edersiniz. Önümüzdeki günlerde mendilleri hazırlayın derim... Pazar gecesine baksanıza; “O Hayat Benim” (FOX), “Küçük Gelin”, “Sevdam Alabora” (atv) ve kısmen “Gönül İşleri” (Star TV) filan derken metreküpler dolusu gözyaşı yerlere dökülüyor. Şimdiden geçmiş olsun! Bir de son not; dizilerde ölüp durmayın. Daha doğrusu öldünüzse gittiğiniz yerde kalın, dönüp durmayın!

Adayları aradan çıkaralım!

Önceki akşam tartışma programları arasında bir halı ustası gibi mekik dokudum. Açıkçası genel seçimler yaklaştıkça sadece Meclis’in değil ekranın da tansiyonu yükseliyor... Ahmet Hakan’ın sunduğu “Tarafsız Bölge”ye (CNN Türk) konuk olan Selahattin Demirtaş’ın düşüncelerini merak ediyordum. Ahmet Hakan, aklımdan ne geçerse sordu, Allah’ı var. Lezzetli bir işti... Bazı tartışma programlarını hızla geçerek (tek tip lafları sevmiyorum) “Karşıt Görüş”e (HaberTürk) kadar geldim... Orada da Enver Aysever ve Koray Çalışkan, Anadolu Ajansı eski Genel Müdürü Kemal Öztürk ve gazeteci Halime Kökçe ile atışıyorlardı. Açıkçası tansiyon çok yüksek, ortam gergindi. Balçiçek İlter mümkün olduğunca ortadan götürmesine rağmen tartışmanın sonunda birilerinin stüdyoyu terk etmesine engel olamadı... Açıkçası bu “kalk gidelim” durumlarını sevmiyorum. Konuk olarak geldiğin yerde ev sahibinden kaynaklı bir sıkıntı yaşanmıyorsa yerinde oturacaksın. Ya da bu programlara hiç katılmayacaksın... “Katılmayacaksın” derken; milletvekilliği için aday adayı olan onlarca tartışmacı ekranda ciddi bir bilgi karmaşası yaşatıyor. İyisi mi reklam kokan fikirleri siyaset denilen er meydanında sarf etsinler... Biz de ne yaşadığımızı Meclis’e angaje olmayan (kaldı mı öyle birileri?) isimlerden dinleyelim. Mümkün müdür?

Esmer’i tarihe gömebilecek mi?

Saruhan Hünel’i hâlâ “Esmer” olarak hatırlarım. Çünkü birkaç yıl önce Star TV ekranında yayınlanan “Kaybolan Yıllar” isimli dizide çizdiği portre fazla gerçekçidir... Sanırım tüm takipçileri de Saruhan Hünel’i havsalalarına benim gibi “Esmer” olarak kazımışlardır. Bu hem avantajlı hem de dezavantaj içeren bir durum... Avantajlıdır, bir oyuncuyu unutulmaz kılar. Dezavantajı da oyuncunun o çıtayı aşamadığı durumlarda kendini kötü hissetmesine neden olur. Hem de acayip bir şekilde... Saruhan bu haftadan itibaren Kenan karakteriyle “Karagül” isimli FOX dizisine giriyor. Dizinin reytinglerdeki yeri ortada. Hiçbir ekran rakip çıkaramadı, çıkaramayacak gibi de... Hâl böyle olunca Saruhan zaten maça 3 gol avantajlı başlıyor. Yapması gereken tek şey maçın seyri sırasında yeni goller atabilmek... Atar, dilerim bir tanesi de Esmer’in kalesine olur. “Dün gibi sözü de eskidi” der ya Hz. Mevlana ve ekler; “Her güne yeni bir söz gerek”...

Dubai mutfağı mı dediniz?


Batuhan Piatti sevdiğimiz bir şefimizdir. Ekrana da yakıştığını ekstradan eklemeye gerek yok sanırım. Olmasaydı şu ana kadar olmazdı... Neyse Batuhan’ın İtalya’da çektiği 13 bölümlük enfes “Hayat Batuhan’a Güzel” serisinden sonra yeni işinin Dubai’de olduğunu önceki gece öğrendim. Açıkçası yayından önce izleyen bir dostumun notuyla “benzersiz” bir iş olduğu tüyosunu aldım... Yine de bu işi kendi süzgecimden bir mercimek çorbası ustası tavrıyla geçirip aktarmak isterim... Ya da birlikte geçirelim isterseniz; pazar günü ilk bölümüyle saat 11.00’de CNN Türk ekranında!