Sen zaten hastasın

a
a
Cumartesi, 04 Eylül 2010 - 05:00

2009 yılı sonunda banka kredisi ile ev alan arkadaşım kalp krizinden vefat etti. Banka müdürü geri kalan krediyi ödemeyebilirsiniz dedi. Ancak sonradan sigorta şirketi kalp krizinden ölen kişinin kalp hastası olduğunu beyan etmediği gerekçesi ile parayı ödememiş yine iş mirasçılara kaldı. Bunu nasıl hallerediz? H.K.

Olayı anlamak için önce açmak lazım, banka ile sigorta şirketinin ilişkisi ne? Efendim bankadan kredi alacaksanız banka sizi hayat sigortası yapma mecburiyetinde bırakıyor. Aksi halde kredi vermiyor. Çünkü tam kredi ödemesi bitmeden ya ölürseniz? Eh diyeceksiniz ki arkada mirasçılar var onlar öder. Banka da diyor ki ya mirası reddederseniz. Yaa işte böyle, kendini sağlama alacaksın ama akla gelmiyor ki ya sigorta şirketi bir bahane ile ödeme yapmazsa. İşte size bahane. Sağlık sigortasında da aynı şeyle karşılaşırsınız. Sağlık sigortası yaptırırsınız, hastalandığınızda size “bu hastalık sizde daha önce başlamış, bunu ödemeyiz” diyebilirler. Nitekim ölen vatandaşa da “sen aslında hastaymışsın da bizden saklamışsın” deyivermişler. Şimdi okuyucularım ne yapacak, sigorta şirketini dava edecek. Başka yolları yok.

Değer mi hiç?

Bir daire alacaktım, iki emlakçıya başvurdum. Biri bana daire buldu, satıcı ile de sözleşmesi varmış ben bu daireyi aldım. İkinci emlakçı ile de sözleşme yapmıştım, ancak bana satın aldığım daireyi o bulmadığı halde kendisindeki sözleşmeye ekleme yapmış ve benden parasını istiyor. Şimdi mahkemeliğiz. Bu mahkemede de ilave ettiği kısımlardaki mürekkep farklı çıktı. Bu durumda ne yapabilir veya ben ne yapabilirim? S.K.

Okuyucumun anlattığı olayın iki cephesi var. Birincisi hukuki: Böyle hileli yolla borç doğmaz. Borç dediğiniz şey iki tarafın anlaşması ile doğar. (Haksız fiiller hariç.) Akitten doğan borçlarda iki tarafın iradesinin birleşmesi ve sözleşmedeki şartların oluşması şarttır. Sizinkinde bu irade birleşmemiş ve sözleşmedeki sonuç doğmamış ama bir taraf bunu hileli yolla oluşmuş gibi göstermiş ise burada borç doğmamıştır. İkincisi ise cezai yönüdür. Bir evrakta sahtecilik yapıp da bunu kullanan veya resmi kurumlara ibraz eden suç işlemiş olur. Bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası vardır. Bırakın durumunu emlakçı düşünsün siz değil. Benim çok ama çok yadırgadığım husus birkaç liralık menfaat uğruna insanların suç işlemeyi nasıl göze aldığıdır. Değer mi?