Şener Şen'in tavrı çok net!

Pazar, 08 Ağustos 2010 - 05:00

Şu kadarı artık çok net. Şener Şen asla Kenan Birkan olmayacak. Atv’nin fenomen dizisi Ezel’de biraz da izleyici baskısıyla topa girmesi istenen ünlü oyuncu bu yıl dizi filan da çekmeyecek... Bu ilk ağızdan duyduğum bir karar. Zaman bir şeyleri değiştirir mi, başka bir dizi projesi ünlü aktörü heyecanlandırır mı bilemiyorum tabii... Yine de eylülde vizyona girecek olan Av Zamanı aracılığıyla kendini özleyen kitleyle sinemada buluşmayı tercih ettiğini not düşelim Şener Şen’in; çünkü saf gerçek an itibarıyla budur!

İlk kez haklar ve hatalar konuşuldu!

Kanaltürk’te yayınlanan Çıkmaz Sokak isimli programda önceki akşam hastalar ve doktorlar ilk kez bir araya geldi. Biri profesör toplam yedi doktor “Hasta hakları ve doktor yanlışları” konusunda çuvaldızı kendine batırdı...
Sunucu Utku Görkem Kırdemir’in programın sonunda her iki yanına aldığı çocuklar Türkiye’deki sağlık durumunun fotoğrafı gibiydi. Biri, doktoru tarafından sakat bırakılmış bir çocuk, diğeri yine doktoru tarafından ölümden döndürülmüş bir başka çocuk...
Ölümle hayat iç içe. Bizim çıkmaz sokağımızda bu fotoğraf çok bilindik artık. Yine de ekranda doktor eliyle hayatı değil ölümü de konuşmak önemliydi. Taner Dileklen (yapımcı) ve Utku Görkem Kırdemir ikilisini kutlarım...

Şiirle aramız bozuk

Şiirle geldi şiirle gitti. Kalp Ağrısı (atv) bir dizi olarak izleyicinin kalbinde ağrı yaratmadan, amacı daha çok edebiyatı sevdirmekmiş gibi hep şiirlerle desteklemişti hikayesini...
Oysa şiir okuyanın, şiir yazanın ancak milyonda biri kadar bir kalabalık oluşturduğu memlekette şiirin etki gücüne güvenmek yanlıştı... Kimi zaman Ahmet Selçuk İlkan kliplerini andıran Kalp Ağrısı’nın küçük bir zaman aralığında izleyiciye bu ülkenin en değerli dizelerinin sahiplerini hatırlatma çabasını alkışlıyorum. Hele ki finalde dinlediğimiz “Sizin Hiç Babanız Öldü mü?” (Cemal Süreya) hakikaten bir altın vuruştu. Ne diyelim, bitti gitti bu dizi de; geçmiş olsun!

GÖNÜLÇELEN'DE SON DURUM NE?

Tatile girmeden önce Gönülçelen’de ayrılıklar olacağını, hatta bunların başrol düzeyinde (Tuba Büyüküstün) olabileceğini yazmıştım. Evet dizide bir sıkıntı vardı ama bitti...
Gönülçelen karakterlerinden İlhan Şeşen’le ayaküstü yaptığımız bir sohbette işlerin yolunda olduğunu öğrendim. Zaten dizinin yapımcısı Tomris Giritlioğlu da bu konuda garanti vermişti...
Bu arada dizinin bir önceki yönetmeni ile Giritlioğlu’nun arasının açık olduğu da balon çıktı. Birlikte yeni bir proje için kolları sıvamışlar bile. Hayırlısı olsun...

Bir dizi krizimiz eksikti...

Azerbaycan’dan kişisel siteme ulaşan bir okur mektubu oldu. Yazıyı kaleme alan kardeşimiz Yahşi Cazibe isimli dizide Azerilerle dalga geçildiği iddiasında bulunuyordu...
Duruma o yakadan bakmak mümkün değil. Azeri kardeşlerimizin hangi konularda hassaslaşabildiğini elbette dizi senaristleri de düşünüyordur... Ama şu kadarını söyleyeyim; bir sıkıntı var ortada. Bizim dizileri bizden daha sıkı takip eden bir toplumla aramızda “dizi krizi” filan yaratmasak iyi olur derim ben!

Günler değişip duruyor...

Atv, Şen Yuva’nın yayın tarihini değiştirdi. Geçen hafta da Kavak Yelleri gününden kaydı. İlk habere dönelim yine. Şen Yuva hakikaten kaliteli bir gülmece havası veriyor. Dolayısıyla sezonda Türk Malı karşısında bu kaliteyle tutunur mu bilemiyorum ama...
Bir de Ezel’in durumu var. Anlıyorum ki pazartesi akşamı netleşti atv’de. Bir komedi bir gerilim sıralamasıyla reyting kovalayacak...
Kavak Yelleri’ne dönelim. Gününün değiştirilmesi bir yaz stratejisi olabilir.
Ama büyük bir merak dalgasıyla gelen Çocuklar Duymasın karşısında, bilindiğin dışına çıkamayan hikayesiyle ayakta durması güç. Bir de Kurtlar Vadisi geliyor o güne ki; yellerin bir an önce fırtınaya dönmesinde yarar var...

Küçük Sırlar büyüyecek...

Eğer biraz önsezime güveniyorsanız bu yıl, Aşk-ı Memnu’nun boşalttığı “konuşulan iş” kontenjanını Küçük Sırlar’ın dolduracağını düşünüyorum...
Her ne kadar diziyi ünlü Gossip Girl dizisiyle karşılaştıranlar varsa da, bizim yerli işlerin izleyici üzerinde yarattığı etkinin daha güçlü olduğuna inanıyorum ben...
Yaz ekranında dedikodusu (evlerde, çay saatlerinde filan konuşulan) bu kadar yoğun olan başka bir iş çıkmadı. Ve emin olun ki bu dalga giderek de büyüyecek...
Aşk-ı Memnu yayına girdiği gün son derece cılız bulunmuştu. Yayını bittiği gün insanların randevularını filan iptal ettiğini biliyorum... Aynısı olacak; Küçük Sırlar bu hatta “küçük” kalamayacak. Söylemişti dersiniz...

TEŞEKKÜR

Hayatımın “Reco babasını” sihirli elleriyle bize geri veren Dr. Esat Akıncı ve Avrupa Şafak ailesine minnetlerimi sunarım. Hayat kurtardılar, hayat kazandılar!