Şenol Güneş'in karizması!

Salı, 09 Şubat 2010 - 05:00

Ne zaman bahsi geçse, onur, gurur, şan, şeref gibi yaldızlı sözcüklerle parlatmaya gayret ettiğimiz Türk futbol tarihi, bütün tarihsel süreçler gibi aynı zamanda ihanetler, nankörlükler, haksızlıklar, iki yüzlülükler geçididir. Tarih varsa; mağrur da vardır, mağdur da... Zalim de aynı zaman diliminin bir parçasıdır, mazlum da... Ve tarihi yazan vakanüvisler, genellikle muktedirlerin tekinsiz dilini kullanırlar. Yazılı tarih, sadece onların tarihidir! A Milli Futbol Takımımız, bundan sekiz yıl önce Türk futbol tarihinin en büyük başarılarından birine imza attığında herkese hak ettiği paye verilmişti. Bir kişi hariç: Şenol Güneş.

Dönemin muktedirlerinin (Aynı zamanda bugünün de..), bu başarının mimarı Şenol Hoca’yı yerden yere vururken, kullandıkları argüman üç aşağı, beş yukarı aynıydı: Karizması, vizyonu, misyonu yok! Şenol Güneş’in kıyafetine, saçına, başına, jöle kullanmamasına bile takanlar vardı! Düzey buydu. Oysa futbol piyasamızın kurallarını ve o kuralları kimlerin koyduğunu bilenler, neden Şenol Hoca’ya böyle davranıldığını çok iyi anlıyorlardı. Bu mütevazı Trabzonlu öğretmen, her şeyden önce taşralıydı ve futbol entelijansiyasına (!) biat edenlerden değildi. Mesele aslında bu kadar basitti! Uğradığı haksızlıklar karşısında kalbi kırılan Şenol Güneş kaçarcasına gitti bu ülkeden.

Uzakdoğu’nun sakin ve dingin atmosferinde ruhunu dinlendirdi. Kendi içine gömüldü. Maneviyatını zenginleştirdi ve yeniden doğmuş biri olarak tekrar kendisini lime lime edenlerin arasına döndü. Belli ki bu kez daha güçlü, daha dayanıklı, daha sabırlı, daha babacan, daha sevecen, daha kucaklayıcı. İşte, parçalanmanın eşiğine gelmiş Trabzonspor’u yeniden ayağa kaldıran ve yarışa ortak eden dinamik budur. Bugün Trabzonspor’un başında sadece bir teknik direktör yok; bir bilge adam var. Bundan 14 yıl önce yarım bıraktığı işi tamamlamaya gelmiş bir futbol ulemasıyla karşı karşıyayız.

Yarattığı sinerjiyle Bordo- Mavili camiayı adeta bütünleştiren Şenol Güneş, moral değerleri dibe vurmuş futbolcuları da adeta bir simyacı gibi yeniden işleyerek dönüştürmüş ve gerçek değerlerine kavuşturmuştur. Olimpiyat Stadı’nı dolduran 40 bin kişi, oynanan coşkulu futbol, camiadaki iyimser hava, bu sezon olmasa bile kısa zaman içinde Trabzonspor’un yeniden şampiyonluğu kucaklayacağının habercisidir. Yeter ki sabırsız, tez canlı Trabzonlular, alınacak bir-iki başarısız sonuçta Şenol Hoca’ya bundan önce yapılan haksızlıkları tekrarlamasın. Zira çok iyi biliyoruz ki, Trabzonspor tarihi de, kendi evlatlarını paramparça eden linç örnekleriyle doludur. Bu kez hata yapmamalılar. Çünkü Şenol Güneş son şansları olabilir!