'Sette öpüşürken utanıyorum'

'Öyle Bir Geçer Zaman ki'nin beğenilen başrol oyuncusu Erkan Petekkaya ile konuştuk

a
a
Cumartesi, 25 Eylül 2010 - 05:00


'Sette öpüşürken utanıyorum'

Röportaj: Suna Akyıldız

suna.akyildiz@posta.com.tr

İstanbul Unkapanı’nda ‘Öyle Bir Geçer Zaman ki’ setine giderken yolda top oynayan çocuklara sordum adresi. Mahalle halkı diziden dolayı mutlu. Aranırken, setin kurulduğu evin önünde buluyorum kendimi. Sette çaycıdan kuaföre kadar herkesin yüzü gülüyor. Bir gece önceki reytingler gelince iyice bayram havası esiyor. Bir bakıyorum, önüme koca bir tepsi baklava gelmiş. Kutlamaya katılmamak olmaz.

Başrol oyuncusu Erkan Petekkaya baklava yerken settekilere teşekkür ediyor. Ve bana dönüp “Bu başarı sadece oyuncuların değil, burada gördüğün herkesindir” diyor. ‘Ekip ruhu’ dedikleri böyle bir şey herhalde.

Yeni dizin hayırlı olsun. İki haftadır reytingleriniz iyi.

Tam istediğimiz gibi oldu. Zaten senaryoyu okuduğumda çok etkilenmiştim. Hepimiz hikayenin içine girdik. Allah’a şükür, başardık. Şu zamanda hiç kolay değil bir diziyi tutturmak, aynı kaliteyi sürdürmek. İlgi bekliyorduk ama ilk bölümün reyting sonucunu görene kadar inanmadık. İnşallah böyle gider.

 Dizideki ‘Ali’ iki kadın arasında.

Ya aşkı seçecek ya eşini. Karısına aşık değil. Ali’nin hayatı çok zor. Çocuklarıyla iletişimi iyi değil. Uzun yol kaptanı olduğu için evde bulunmamış. Bu yüzden karısıyla arasında bir şeyler bitmiş.

Demek ki uzun yol kaptanları çapkın oluyor.

O anlamda söylemedim. 1967’de geçiyor dizi. O dönemde internet yok, cep telefonu yok. Türkiye’de yaşayan biri Paris’te neler olduğunu bilemiyor. Adam o kadar çok gezip görmüş ki Türkiye’de yabancılaşıyor. Başkasına aşık olmuş. Kötü bir adam gibi görünüyor ama değil. Hayatın şartları onu acayip bir yere sürüklemiş. İlerleyen bölümlerde çok dramatik sahneler olacak.

‘Ali’ ile kendi hayatın arasında benzerlik var mı?

Önceki dizilerde vardı, bunda yok. Bu çok zor bir roldü. Kötü bir adam gibi görüneceğim için başta çok düşündüm. Aslında adamın çocukları saygısız. Bir adım atsalar adam aşkından vazgeçecek. Bu olmayınca da aşkı dışarda arıyor.

“Cinsel içerik de ölçü olmalı”

Evlilik mi aşk mı sence?

Bilemem. Bunu yaşamadan “Böyle yapardım” demek doğru değil. İnsanın başına gelmesin yani. Allah korusun.

Kadınların beğendiği erkek olmak, nasıl bir şey?

‘Ali’ karakterinden sonra kadınlar benden nefret edecek. Ama bundan şikayetçi değilim. Ne kadar sinir olurlarsa o rolün hakkını o kadar iyi vermişimdir.

Gelecek bölümlerde Ali aşkının peşinden gidecek mi?

Onu söylersem sürprizi bozmuş olurum. Ben biliyorum ama seyirci merak edip izlesin.

Eşin yorum yapıyor mu?

O da gıcık olmaya başladı Ali’ye (gülüyor). Kadınları daha da sinir edecek sahneler yolda.

Dizilerde cinsellik ön plana çıkmaya başladı. Bundan rahatsız mısın?

Hayatın içinde bu varsa o da var. Sinemada çok özgür olunabilir ama televizyon herkesin evinde. Çok daha dikkatli ve ölçülü olmak lazım. Burası Paris ya da Londra değil.

Sana böyle bir rol yazılsa tepkin ne olur?

Ciddi bir iş yapılıyor burada. Çok büyük bir yatırım var. O çekilecek sahne 10 bölümü etkileyecekse çok ölçülü bir şekilde yaparım. Kamufle edilir. Bunun yöntemleri var.

“100 kişi arasında çekim yaşanmaz”

Öpüşme sahnesinde oyuncularda çekim oluyor mu?

Sen oyuncu olmadığın için ne söylesem inanmazsın. Çok yakışıklı bir aktörle röportaj yaptığında etkileniyor musun? Hayır. Çünkü profesyonelsin. Bu da bir iş. O sırada 50 tane ışık yanıyor etrafında, 100 kişi var içerde. Aklına bile gelmiyor.

Ama bu sahnelerden sonra aşk yaşayan çok çift gördük.

Sebebi o sahneler değil. Doktorlar doktorlarla veya yakınlarında olanlarla aşk yaşıyorlar. Bu da öyle bir şey. Zaten utana sıkıla, kızara bozara çekiyorum ben o sahneleri. Öyle elektrikmiş filan... Yok öyle bir şey. Valla voltaj sıfıra düşüyor o sahnelerde (kahkahalar).

Zor bir adam mısın?

Damarıma basılırsa olabilirim.

Göz önünde olanların evliliği neden uzun sürmüyor?

Boşanan, sanatçı olduğunda bunu haber yapıyorsunuz. Bu yüzden hep sanatçılar boşanır gibi algılanıyor. Gidin adliyeye bakın, kaç boşanma davası görülüyor... Kaç tanesi sanatçı, kaç tanesi normal insan...

“Sokakta gezmem evde otururum”

Basın ve ünlüler arasında ‘özel hayat’ kavgası yaşanır. Bu konuda ne düşünüyorsun?

Herkesin herkesle kavgası var. İnsan anne-babasıyla bile kavga ediyor. Biz aynı tastan çorba içen insanlarız. Siz bize lazımsınız, biz size. Etle tırnak gibiyiz. Arada tırnak keserken et de gidebiliyor.

Kıskanç bir adam mısın?

Değilim. Eşime güvenirim.

Nasıl bir eş ve babasın?

Yani, iyi bir çocuğumdur (gülüyor). Sakinimdir evde. İlk defa bu yıl 5-6 aylık boşluğum oldu, evden çıkmadım. Eşimin kurduğu düzeni çok seviyorum. Sokakta gezmek beni mutlu etmiyor. Demek ki bende bir şeyler değişmiş artık.

Boş zamanın oluyor mu?

Davul çalmaya merak sardım. Eve bir sistem kurdum, onunla uğraşıyorum. İnternetle aram yoktur. Mesleğimle ilgili şeyleri takip eder, mesajlara bakarım.

Haluk Bilginer geçenlerde “Sanatçıların çoğu yavşaktır” dedi. Ne düşünüyorsun?

Haluk Ağabey, Türkiye’nin en büyük oyuncularından, en kafası çalışan adamlarından biri. Çok mütevazıdır, kötü niyeti yoktur. Yargılamadan önce iyi anlamak gerekir söylediği şeyi.

“Hayranlar evde bazen sorun oluyor”

Kadınlar tarafından beğenilmek evliliğinde sıkıntı yaratıyor mu?

Çok ender. Bu sıkıntının, sadece göz önünde olanlarda yaşandığı düşünülmesin, tüm evliliklerde olur.

 Peki kadınların yoğun ilgisinden sıkıldığın oluyor mu?

Öyle abartıldığı gibi bir şey yok. O ilgiyi çok fazla görmüyorum çünkü. Ben biraz izole yaşıyorum. Eskiden gezerdim, şimdi gezmiyorum. Tatil için Bodrum’a gitmiyorum. Kimsenin bilmediği, görmediği yerleri seçiyorum. İş yoğunluğu yoruyor. Çocuğum büyüdü, 5,5 yaşında. Vaktimin büyük bölümünü onunla geçirmekten keyif alıyorum. İşimden sonra evime gidiyorum, bu yüzden yoğun ilgiden haberim yok.

4