'Setteyken bile resim düşünürüm'

Güzel, yetenekli, asil, kibar, mesafeli, samimi... Bu liste uzayıp gidebilir, çünkü hakkında pek çok şey yazılıp söyleniyor. Tempo Dergisi, sayfalarına Zerrin Tekindor'u taşıdı. Halen devam eden Lütfi Kırdar'daki çağdaş sanat fuarı Contemporary Istanbul'da yerini alan sanatçı, 'ressam Zerrin Tekindor'u anlattı

16 Kasım 2013, Cumartesi 05:00
A A

Contemporary Istanbul’a yıllardır katılıyorsunuz.

Evet. Resimlerim, bu yıl da Galeri Selvin bölümünde görülüyor. Hem heyecanlı, hem mutluyum. Fuarı saatlerce gezmeyi, galerilere girip çıkmayı ve eserleri seyretmeyi çok severim zaten.

Tiyatrocu olduktan sonra akademiye girip resim eğitimi aldınız. Resim sizin için bir hobiden ya da yan uğraştan çok öte, değil mi?

Resim hep hayatımın içindeydi, hâlâ da öyle. Tiyatroda, dizi setinde otururken bile resimler gözümün önünden geçer. “O resim aslında şunu istiyor”, “Bunun rengi yanlış oldu” diye düşünüp dururum. Resim hep kafamdadır. Atölyeye girince “Ne yapıyorduk?” demem.

“Boyalar, tuvaller elimin altında olmalı”

Atölyenizi de evinize taşımışsınız hatta...

Evet, bir dönem ayrı atölyem vardı ama işe gider gibi atölyeye gitmeyi sevmedim. Boyaların, tuvallerin her dakika elimin altında olmasını seviyorum. Gecenin yarısında eve gelip sabahın ilk ışıklarına kadar resim yapabilirim.

Resimlerinizdeki karakterler, yönetmen Tim Burton’ın gotik kahramanlarına benzetiliyor.

Tim Burton’a hayranım. Bütün filmlerini, defalarca izlemişimdir. ‘Beter Böcek’i, ‘Ölü Gelin’i, Johnny Depp’in, Helena Bonham Carter’ın makyajlarını düşünsenize; hepsi olağanüstü ve tamamı onun kafasından çıkıyor. Bu benzetmeye ancak teşekkür edebilirim.

“Yaptığını beğendin mi Zerrin?”

Başkalarının beğenilerini önemser misiniz?

Ben çok yaramaz bir çocukmuşum. Annem hep “Yaptığını beğendin mi?” diye kızardı. “Yaptığını beğendin mi? İyi, aferin!” Bunu o kadar çok duydum ki; bugün resim yaptığımda da, oyun oynadığımda da hep kendime sorduğum soru; “Yaptığını beğendin mi?”dir. “Beğendim” diyorsam, o işi utanmadan birilerine gösterebilirim.

Sizinle ilgili yorumlar genellikle övgü dolu. Sürekli yüceltilmek sıkıcı olmuyor mu?

Aslında tüm bunları sıralayınca son derece sıkıcı bir insan canlanıyor gözümde (gülüyor). Bir ‘haza hanımefendi’ durumu... Allah’tan öyle değilim!

Tiyatro cephesi

Bu sezon Oyun Atölyesi’nde ‘Kim Korkar Hain Kurttan?’da oynayacaksınız. Bu klasiği sahneleme fikri nasıl çıktı?

Bu, olağanüstü bir oyun. Bence tiyatro tarihindeki en iyi metinlerden. Haluk (Bilginer) ile “Bu yıl ne yapabiliriz?” diye konuşurken “Neden ‘Kim Korkar Hain Kurttan?’ı oynamıyorsun?” dedi. Çok sevdiğimi biliyordu. Kadromuz da çok iyi; Tardu Flordun şahanedir. Şükrü Özyıldız ve Nilperi Şahinkaya’ya da hayran kaldım.

Oyunu oğlunuz Hira yönetiyor.

Evet, bu da Haluk’un fikriydi. “Hira, Londra’da yönetmenlik eğitimi almış, asistanlık yapmış, hiç bir oyunu kaçırmıyor, neden o yönetmesin ki?” dedi. “Biz bunu yapmazsak, yeni insanlar ilk çalışmalarını nerede yapacak?” yaklaşımını da çok sevdim. Tabii Hira, Haluk’tan bunu duyunca şok geçirmiş. Provalara önümüzdeki günlerde başlayacağız.

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;