Sevenlerim benden nefret edenlerden fazla

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi'nde eserlerini görebileceğiniz ressam Fernando Botero Politikada olduğu gibi sanatta da pozisyon almanın önemli olduğunu söylüyor. Böylece konumunu koruyup eleştirileri önemsemiyor

Salı, 04 Mayıs 2010 - 11:17

Sevenlerim benden nefret edenlerden fazla

Dünyanın yaşayan en ünlü sanatçılarından biri olan Fernando Botero (78) eserleri, Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi'nde sergileniyor.

1.5 yıllık bir çalışmayı gerektiren, Latin Amerika kültüründen beslenen ama aynı zamanda Avrupa sanatını da kucaklayan resimleriyle ünlü Botero’nun eserlerinin yer aldığı sergi dün Pera Müzesi’nde düzenlenen basın toplantısı ile açıldı.

Botero'nun 64 yapıtının yer aldığı sergiyi 18 Temmuz tarihine kadar ziyaret etmek mümkün.

Resimle çok ilişkisi olmayan insanlar bile sizin tablolarınızla bağ kuruyor ve çok seviyor. İnsanları bu şekilde yakalamayı nasıl başarıyorsunuz? Evrensellik gerçekten de çok zor. Mesela Kore’de sergi açtım. Ve bu serginin 200 bin tane ziyaretçisi oldu. Bunun için doğru unsurları yakalamak lazım. Her şeyden önce yerel olmanız gerekiyor.

İzleyiciler sizin tablolarınızı bu kadar severken pek çok eleştirmenden olumsuz eleştiri alıyorsunuz. Bu sizi etkiliyor mu?

Resimlerimden nefret edenler de var gerçekten. Ama çok şükür beni sevenler nefret edenlere göre çok daha fazla. Bu politika gibi bir şey. Bir konumda durursunuz; ya sizi severler ya da nefret ederler. Sanatta da aynısı. Ben de bir pozisyon aldım. Şahsen hiç rahatsız olmadım olumsuz eleştirilerden.

Sirk gibi eğlenceli resimler yaparken diğer yandan Ebu Garib’i ele alıyorsunuz.

Konular farklı olsa bile stil aynı. Seçmeniz gereken bir yöntem var. Bu sizin ikna yeriniz, duruş noktanız. Konular farklı olabilir hatta birbirinin zıttı olabilir. Bu bir sanatçının parantez açması gibi.

Ebu Garib resimlerinizi neden Berkeley Üniversitesi’ne bağışladınız?

Latin Amerika’daki askeri darbeler, politik olaylardan etkilenerek yaptığım resimlerimin yanı sıra zindanlarda işkence gören insanlarla ilgili eserlerim de var. Bunları Berkeley’e bağışladım çünkü onlar ilgi gösterdiler. Öte yandan Ebu Garib resimlerimin Amerika’da kalması mantıklıydı; oradaki insanlar bunu görmeliydi. Berkeley özel bir atmosfer, liberal bir üniversite. Oradaki sergide bazı insanlar geçmişte yaptıklarının görüntüleriyle karşılaşmaktan rahatsız oldular. Ebu Garib serisi dışındaki savaşla, yıkımla ilgili resimlerimi New York’ta müzelerde görebilirsiniz. Mesela 15 diktatörün resmini yaptım son dönemlerde; bunlar özel koleksiyonlarda. Buraya o serileri getiremedim çünkü çoğunu vermiştim.

Yaşayan en pahalı ressam olduğunuz doğru mu?

Keşke! Latin Amerika’da en pahalı ressamım. Dünyada da öyle bir şeyi umut ederdim.

Müzayedelerde eseri en yüksek fiyata satılan sanatçılardansınız ama değil mi?

Evet doğru. Pek çok kez. Fakat Amerikalılar özellikle kendi sanatçılarına çok büyük paralar ödüyor. Amerikalı sanatçılarla bu platformda yarışmak biraz zor bu alıcılarla.

Botero denildiğinde akla ilk şişman kadınlar geliyor...

Ben şişman kadın çizmiyorum. Bu hacimle alakalı bir durum. Hayvanları da öyle çiziyorum nesneleri de. Ama kadınları çok daha iyi çizebildiğimi görüyorsunuz. Her zaman hacimle ilintili çalışmalar yaptım. Resimde hacmin çok önemli bir element olduğunu düşünüyorum. Canlılık unsurunu daha iyi veriyorsunuz hacim sayesinde.

Kolombiya ile bağlarınız nasıl?

Kolombiya’da üç evim var her yıl üç-dört hafta geçiriyorum ama genelde Paris ve İtalya’da yaşıyorum. Kolombiya ile bağlarım çok kuvvetli. Her sabah interneti açıp Kolombiya gazetelerini okuyorum. 35 yıldır koleksiyonerim, 100’den fazla tablom var; Monet, Picasso, Degas ve Kuzey Amerika sanatçılarının eserlerinden oluşan. Bunları ve bazı tablolarımı Kolombiya’da Bogota’da ve Medellin’deki iki müzeme bağışladım.

Yasemin Bay / MİLLİYET

3